Balanlı, Orgeneral düzeyinde tutuklanan ilk muvazzaf.
(SÖZDE) "Balyoz" soruşturması kapsamında ifade vermek için İstanbul Adliyesi'ne gelen Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı, ifadesinin tamamlanmasının ardından önce tutuklanması istemiyle mahkemeye sevkedildi, ardından hakkında tutuklama kararı çıktı.
Sabah saatlerinde Beşiktaş'da bulunan İstanbul Adliyesi'ne sivil bir araçla gelen Orgeneral Balanlı, hakim ve savcıların girdiği arka kapıdan binaya girdi. Balyoz soruşturmasıyla ilgili Eskişehir'de ele geçirilen belgelere ilişkin ifade veren Orgeneral Balanlı, Savcı Hüseyin Ayar'a 3 saat ifade verdikten sonra tutuklanması istemiyle mahkemeye sevkedildi.
Balyoz davası devam ederken, polisin Eskişehir’de hava istihbaratçı emekli Albay Hakan Büyük’ün çiftliğinde yaptığı aramada, yeni belgelere ulaşılmıştı. İddiaya göre belgelerde, Adıyaman Menzil Tarikatı’na ait Eskişehir Sivhisar’daki Bilvanis Çiftliği, Org. Balanlı’nın 1’inci Hava Kuvvetleri Komutanlığı yaptığı dönemde, RF-4 keşif uçaklarıyla izlemeye alındı. Ayrıca çiftlikle ilgili karadan da istihbarat çalışmaları sürdürüldü. İrticai faaliyette bulunulduğu ileri sürülen çiftliğe operasyon yapılması için 2007 yılında düğmeye basıldı. Ancak operasyon son anda durduruldu. Belgeler arasında ayrıca “gizli” ve “kişiye özel” ibareli fişleme raporları ele geçirildi.
BAŞBAKAN: "KONU YARGIDA"
Bu arada İstanbul'da seçim çalışmalarını sürdüren Başbakan Erdoğan, gazetecilerin Orgeneral Bilgin Balanlı ile ilgili sorularına "Şu an konu yargıda. Bir şey söyleyemem" diye yanıt verdi.
AYRINTILAR BİRAZDAN
Sosyal ilan
|
| YORUM YAPIN SÖZ SİZDE! |
 |
|
|
Cemal |
| |
DERLER Kİ,
|
Yüce Yaratıcımız Allah'u Teala (CC.) yarattığı her canlının içine, kendi mührünü vurmak adına, çok özel bir parça koyarmış. Eğer canlı sadece kendisine has vurulan bu mührü, bu parçayı hisseder, iyi amaçlar doğrultusunda kullanır ve bunun için Rab'bisine şükrederse, amaç hasıl olurmuş.
Yalnız buradaki en önemli hassas nokta şuymuş: Her canlının ruhunun derinliklerinde var olan bu özellik, ortalık yere asla faş edimemeli (açıklanmamalı), bunun kendisine verilen özel bir hediye (gift) olduğunun bilincinde olması gerektiği, herşeyin Yüceler Yücesi Yaratıcı'nın tasarrufunda olduğu gerçeği unutulmamalı, ve Rab'bisi ile arasında özel bir köprü vazifesi gören bu özellik, gurur, kibir, ene, benlik vesilesi olarak asla kullanılmamalıymış.
Şimdi bütün bunları niçin yazıyorum? Bugünlerde kendi liderlerini Kaderin Eli olarak gören, niteleyen, bunu simonlaşmış lağım kokan gazetelerinde yazmakta hiç bir sakınca görmeyen değişik bir tür cemaatçi tayfası doldurdu ortalığı. Bunların sözlerine bakılacak olursa, Pensilvanya'da mukim olan Lider'lerinin peşinden sorgusuz sualsiz gidilir [ "hikmetinden sual olunmaz" düşünüyor olmalılar :)) ], öğretilerinden hiç sapılmazsa sonları o biçim ayna! Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının önceden bilinmesi dahil, Dünya üzerindeki bütün olayları liderlerinin öğretileri doğrultusunda yorumlayan bu cemaatçi tayfası artık hiç kimseyi dinlemiyor, önlerine çıkan her kim olursa, gümbedenek deviriyorlar (kanıma göre ise devirdiklerini zannediyorlar) ve bunu da, inandıkları İslam dini adına yaptıklarını düşünüyorlar, söylüyorlar ve çevrelerine de bu şekilde yediriyorlar.
Bizlere gelince, çok günahkar olduğumuzun idraki içinde, sadece her şeyin sahibi Rab'bimizin rahmetine sığınarak, süresi belli ömrümüzü tamamlamaya çalışıyor, çevremizde yaşadığımız olaylar silsilesini kısıtlı imkanlarımızla olsa da özgür irademizle yorumlamaya çalışıyoruz. Kendilerini adeta bir hiç hükmünde niteleyen bizler, dünya üzerinde yaşanan farklı siyasi ve sosyal tabanlara dayanan olaylar silsilesinin aslında birbiriyle çok ilintili olduğunu, bu işlerin arkasında çok üstün bir zekânın emrinde bulunan İllûminati, Skull&Bones, CFR, Trileteral vb. örgütlerin ve bunların alt dallarının emrinde yer alan küresel kuruluşların, adeta dev bir orkestranın bünyesinde yer alması gibi, belli bir harmoniyle çalıştığını iddia etmiştik.
Şunu da görüyoruz ki, bu küresel güçler sadece ülkelerin yönetimlerinden sorumlu iktidarları kontrol etmiyor, aynı zamanda bunlara karşı oluşması söz konusu olan elit kalitede yüksek tahsilli insanları, grupları da Zeitgeist: Addendum - Zamanın Ruhu II (IMDB ID:tt1332128 ) gibi filmlerin verdiği mesajlar çerçevesinde örgütlemeye çalışıyor. Tabi bütün bunları yaparken insanları kendi tezlerine inandırabilmek için, kendi formülasyon tezlerine dayanak rolünü üstlenen bir kaç inandırıcı, güçlü yem atıyor. (11 Eylül olayları ve Amerika da dönen dolaplar ve günümüz insanoğlunun içler acısı şekilde yozlaşmasının sebepleri) Bu inandırıcı yemlemelerin ardından, bir daha bu tür olayların hiç yaşanmaması için kurulacak yeni bir dünya düzeninden siyatişle bahsediyor, bunun adına da Venus Projesi diyorlar. Bu filmi serisini çok dikkatli izleyenler olmuşsa, filmin arka planında esas suçlananın, binlerce yıldan beri insanoğlunun ruhuna şekil verdiği düşünülen Tek Tanrılı Kadim Dinlerin (Musevilik, Hristiyanlık ve İslâmiyet) mesajları olduğu görülür.
Filmde ara tema olarak kullanılan, her şeyi gören göz, iki elin parmaklarının, güneşe karşı üçgen şeklinde tutulup, içinden güneşin doğuşu tasviri, aslında Mısır medeniyetindeki gök tanrısı Horus'un gözünü hatırlatıyor. [ Horus (Haru, Hor), Eski Mısır mitolojisinde gök tanrısıdır. İsis ile Osiris'in oğludur. Horus, şahin başlı tasvir edilir, bazı tasvirlerde firavunlar İsis'in kucağında sembolize edilmiştir. Bunun sebebi firavunların dünya üzerindeki Horus olduğuna inanılmasındandır. Firavunlar kendilerini Horus'un yeryüzündeki cisimleşmiş halleri olarak gördükleri için Horus, Antik Mısır'ın en önemli tanrılarından biridir. Firavunlar, Horus'un ismini kendi isimlerinden biri olarak alırlardı. Aynı zamanda Firavunlar Ra'nın takipçisiydiler, bu yüzden Horus aynı zamanda güneş ile de ilişkilendirilirdi. Güneş tanrısı olarak gösterilmesi yanında Osiris'in oğluydu.
Mısır'ın farklı bölgelerinde farklı Horus varyasyonları konusundaki ihtilafı çözmek için en az onbeş farklı Horus formu kullanılmıştır. Bu formlar ait oldukları soy ağacına bağlı olarak güneş ve Osiris tipi olmak üzere iki kategoriye ayrılabilir. Eğer İsis'in oğlu olduğu söyleniyorsa, Osiris tipi; yoksa güneş tipi kabul edilmektedir. Güneş tipi Horus, Atum, Ra, Geb ya da Nut çeşitli tanrıların oğlu olarak adlandırılırdı. ]
Zeitgest film serisinde görüldüğü üzere, tek tanrılı dinlerin harmonisi yeni bir mistik din, 12 üyeden müteşekkil olduğu düşünülen İllûminati örgütünün çevresinde kümelendiği, o her şeyi gören göz tarafından ikame edilecek gibi görünüyor. Küresel efendinin, Allah'a itaat etmeyip, cennetten kovulan olduğu söylenmekte. Aslında tek tanrılı dinler, derinliğine incelendiğinde görülür ki, İslam inancında Allah kavramı, diğer tek tanrılı kadim inanışların kitapları olan Tevrat ve İncil de anlatılandan çok farklıdır. Kimbilir, belki de yapılmasını düşündükleri Armageddon Savaşı ve zengin enerji kaynaklarının mevkisi yüzünden, İslam inancı çevresinde kümelenen insan toplulukları öncelikli hedef olarak seçildi.
Sonuç olarak şunları söylemek istiyorum:
İktidarın başı da dahil olmak üzere, gördükleri rüyaların yorumlanmasından sonra, kul olma acziyetini bir tarafa bırakıp esas imtihanı kaybeden, kibir ve gurur bataklığına saplanıp ne oldum delisine dönen, simdilerde ise tüm yaptıklarını Hızır AS. Kıssası ambalajı altında çevresine yedirip, kendisini bir nevi Peygamberlerüstü mertebe, Kaderin Eli olarak ilan etmekte hiç bir mahsur görmeyen malum Cemaat Lideri'nin çevresindekiler ile başımızdaki Püsküllü bela Zübük Teyyo 1990-1997 arasında olaylar zincirinden sonra, bu coğrafyada kullanılması için üzerinde mutabık kalınan seçilmiş kurbanlıklar. Aslında 1990 sonrası vuku bulan olaylar zinciri içinde mağdur olduğunu zanneden herkes kurbanlık, ama ilk önce bizler seçilip yok edildik. Ardından 1997-2002 arası iktidar çevresinde kümelenler (DSP) yok edildi. Kasım 2002 ve Temmuz 2007'deki yönlendirmeli genel seçimlerden sonra da, sıra diğer milli çizgilerinden ödün vermeyen, kendi projelerine köstek olacak partilerin (CHP ve MHP) dönüştürülmesi işlemi ile arka plandaki ana hedef Türk Ordusu'ndaki milli, bağımsız özgürlük ruhunun alınmasına geldi. Bunların hareket noktası ise hep şu olmuş: Mağdur olduğunu zanneden insan topluluklarının psikolojilerini iyice depreştirdikten sonra, bunları kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmek ana argümanları. Bunu iyi anlayabilmek için, tarafsız bir gözlemle, çalışma metodolijilerini derinliğine incelemek gerek. Bu tür verileri sadece bilimsel veriler çerçevesinde incelemek yeterli olmuyor. Bunların arkasına gizlenen gücün kullandığı argümanları anlayabilmek için, pozitif bilimlerin çok ötesinde, parapsikolojiyi iyi bilen psişik bir gözlem gücü yeteneğinin de olması gerek.
Yani anlayacağınız kerametleri kendinden menkul olup (iktidar ve cemaat) İllûminati'nin kayığına binenlerin yapıp eyledikleri intikam operasyonları yüzünden (vizyondaki CHP ve MHP kasetleri dahil), bütün bu küresel dönüştürme işlemleri rahatlıkla yapılabiliyor. Kibir ve gururlarından hiç kimseyi dinlemeyip, kendilerini kaderin eli ilan etmekte sakınca görmeyenler, burunlarının göğe erdiğini zannedenler, esas imtihanı kaybetti gibime geliyor. Birazcık feraset sahibi olup, istihareye yatarak değil, umur görmüş akil adamlar arasında istişare mekanizmalarını çalıştırsalardı, içinde bulunduğumuz durum vaziyet çok daha farklı olurdu, ama artık çok geç. Bu küresel savaşı kimin kaybedip, kimin kazanacağına ise mazlumların içtenliği, dirayeti ve ferasetine bakan karar verecek. Bizler var olsak ta olmasak ta, bu işten hayırlı sonuçlar çıkacağına yürekten inanıyoruz. Allah doğruların yar ve yardımcısı olsun.
Saygılarımla...
Not: Önce Efsane Komutan Engin Alan'lar, şimdi de Harp Akademileri Komutanı Org. Bilgin Balanlı'ların tutuklanmasını bütün vatanseverler acı içinde seyrettik. Öyle günler içinde yaşıyoruz ki, şimdiye kadar bütün inandığımız değerler altüst oldu, hakimler mahkûm, mahkûmlar ise artık hakim oldu, ülkesi için mücadele verenleri, kanını akıtanları yargılıyor şimdi. Anlayacağınız bugünlerdeki ibret verici, kahredici bu olaylar silsilesini unutmayın Ey Türk Milleti ve içimizdeki Tüm Vatanseverler, hepsini de ileride hesap sormak adına yazın bir kenara. Hiç unutulmasın, onların bir hesabı varsa, her şeyi gören, gözeten, bilen O Yüce Yaratıcı Allah'ın da bir hesabı var. En büyük tuzakları o kurar, en büyük hesapları o görür, günahkâr da olsa mazlum, vatanını seven onun için mücadele eden kanını döken kullarını sever, onları koruyup gözetir.
|
 |
|
|
malik yavuz / emekli işçi |
| |
bu gece...
|
bu gece ya da yarın...
genelkurmay'ı basarlar ise
ŞAŞIRMAM. o okullar, subay/kurmay yetiştirmemiş... vaşingtona nefer yetiştirmiş. üç imam buldular, o neferleri de içeri tıktılar. şimdi geride kalan, gezegenin en büyük askeri müzesi ile o müze mürettebatı. çıkmasınlar müzeden dışarı... sakal bırakmaya başlasınlar 12/13 haziran tam geceyarısı. |
 |
|
|
ATATÜRKÇÜ |
| |
sandık çözüm mü?
|
Bizim can damarlarımıza dokundular,nefret ediyoruz bu akp den.Tanrı üzerine yemin olsun ki and olsun nefret ediyoruz.tv lerde 24 saat onlar var görmek istemiyoruz vallaha kusuyoruz evlerimizde.lanet olsun bunlara.ateşimiz her yeri yakacak ama seçim var diye Millet sabır ediyor.bu akp defolsun.haklarımız gani gani çıksın.haram olsun.24 saat tv erdeler.24 saat beddua ediyoruz.Tanrı dert versin derman bulamasınlar.perişan olsunlar.soyulduk,satıldık battık bittik ama yıkamadılar yıkamaycaklar.Millet usandı bıktı bunlardan.allah belalarını versin inş.sandık ta hakkımızı alamazsak meydanlarda alırız.başka çare yok.bu Millet hiç olmazsa buna tepki versin.yeter ...Milletten ses çıkmayınca herkes Ordu düşmanı sanıyorlar habire alıyorlar.lanet olsun.başka şey demiyoruz.evde ailemizin psikoloji bozuldu.en son bu Paşamızın tutulandığını da duyunca ailemde ki insanlar göz yaşlarına boğuldu Tanrı şahit olsun.ve annem elinde tesbihi 24 saat beddua ediyor Tanrım bizi bunlardan kurtar diye.Kenan Paşalara da kahrolduk.İnsanlar kaç yaşna gelmiş.Ülkenin içine sıçar bu siyasetçiler kan gölü haline gelir ortalık asker gelmiş kurtarmış.bu ne intikamdır.yuh!neyin intikamını alıyorsun.nasıl bir satılıksın sen.nasıl bu kadar hainsin? öyle görünüyor ki 80 leri geçecek bu ülke.alayına gidecek Millet.
|
 |
|
|
UYAN ATATÜRK'ÜM UYAN... |
| |
TSK, hala demokrasi diyor bu yapılanlara.
|
Sarı Öküz öyküsü tam uyuyor bu halinize. Verdikçe istediler, istedikçe verdiniz, istedikçe istediler ve artık onlar istemeden de vermeye başladınız tavizleri.. ... Yakında NATO veya ABD ya da AB'li generaller ve komutanlar ithal edeceğe benziyor ülkem. Tıpkı Osmanlı ordusu gibi mi olacak TSK ?.. Hala demokrasi deyin Türk yurdunun ve Türk Cumhuriyetinin elimizden su gibi akıp gitmesine. Tüm değerlerimize haince saldırmalarına demokrasi diyerek susun sayın Türk Silahlı Kuvvetleri. |
|
|
|