Konya'da gerçekleştirilecek olan tatbikatta ABD, İspanya, Suudi Arabistan uçakları ve Ürdün ile NATO Havadan İhbar Kontrol (HİK-AWACS) uçağının katılımı ile gerçekleştirilecek. Tatbikatla ilgili olarak 21 Haziran tarihinde basın turu düzenlenecek.
Daha önceki yıllarda katılmasına izin verilen İsrail listeden çıkarılmıştı. Geçtiğimiz yılda tatbikatın uluslar arası bölümü iptal edilmişti.
ASKERHABER
Sosyal ilan
|
| YORUM YAPIN SÖZ SİZDE! |
 |
|
|
Cemal |
| |
İRAN SAVAŞINA HAZIRLIK İÇİN BU TATBİKATI YAPIYORLAR:
|
28 Şubat'ın zor günlerinde, en başta kartel medyası dahil, genel kabul gören bir sav vardı: 1990-1997 arası işlenen siyasi cinayetler (Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy vb.) irtica kavramı ile eşleşen ve bu kavramı Türkiye sınırları içine ihraç etmeye çalışan İran hep bu cinayetlerin arkasında işaret edilen ülkelerin başında geliyordu.
O zaman tatil yaptığım beldelerin birinde (Marmaris-Turunç-Kumlubük) çok sevdiğim bir muvazzaf yarbayla bu konuda tartışmaya girmiş ve en sonunda onu kızdırmıştım. Ben bu suikastlerin arkasında garip bir iş olduğunu iddia etsem de, o zamanlar MSB'nda görevli yarbay arkadaşım nal diyor mıh demiyor, bütün bu suikast olaylarının arkasında, hep devrim ihracı heveslisi görünen İran'ın parmağını arıyordu. Bu fikre o kadar çok inandırılmıştı ki, o günlerin hassaslığından dolayı, deniz tatilinde bile irticacı damgası yememek için, elimden daha fazlası gelmedi, sesimi kestim.
Yine o günlerde bizim Fettoş'da 28 Şubatçılara yaranmak için çevirmedik dolap, atılmadık takla bırakmıyor, içeride başta Genel Kurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı olmak üzere herkese hoşgörü abidesi görünmeye çalışıyor, söz konusu İran olduğunda ise hiç utanmadan "İran'la aramızda mehzep değil, resmen din farkı var." diyordu. Ne demek aramızda mezhep değilde din farkı, anlayın artık. İşte o günlerde bizler fikri duruşumuzla kan ağlarken, bu zat İran söz konusu olduğunda, resmen canavar kesilmesi ve yarım kelime-i tevhidci yani Evrensel Diyalogçu din görüşlerinden dolayı, küreselciler (zamanın ABD Dışışleri Bakanı Madeliene Korbel Albright ekibi) tarafından devşirilerek Amerikaya gitti. Sonrasında Kürt Açılım projesindeki öncü rolünü, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarındaki işgüzarlıklarını, ülkenin başına açtığı gaileleri bütün vatanseverler biliyor.
Tabi ne kadar çok müridi olursa olsun, Türkiye'yi küreselcilerin tam olarak dönüştürebilmesi için sonuçta bir cemaat lideri ve cemaati yeterli gelmiyordu, bunun önüne ciddi bir siyaset rüzgarı da gerekliydi. İşte 28 Şubat sonrası türetilen 2001 Şubat ekomomik krizi, küreselcilere bu fırsatı altın tabak içinde sundu. RP içinden devşirilerek kurulan bir parti, 28 Şubat Siyasi krizi ve 2001 ekonomik krizi mağdurlarını arkasına alarak 2002 seçimlerine hazırlanmaya başladı.
2001 ekonomik krizi, ülkemiz içinde öylesine derin ekonomik ve siyasi izler bıraktı ki, o zaman iktidarı ve muhalefeti olarak TBMM'nde bulunan 4 Partinin de (DSP, ANAP, DYP ve MHP) meclis dışında kalmasına yol açtı. Kulanılan oyların %55'ini alan iki parti (AKP ve CHP) %10 barajını aştığı için meclisin %100'üne sahip oldu. Bu garabetin ne getirip götüreceği ancak 2007 seçim sonuçları ile ancak anlaşılabildi. 22 Temmuz seçimleri öncesi verilen 27 Nisan e-muhtırası na gerekli dik duruşu gösteremeyen merkez sağ partileri bir daha çıkmamacasına seçim sandığına gömüldü.
Ardından başlatılan Ergenekon-Balyoz Davaları eşliğinde Mecliste 01 Mart 2003 tezkeresine red oyu verdiren anti emperyalist çizgideki Türk Ordusu'nun ulusal görüşe sahip Atatürkçü Komutanları üzerinden silindir gibi geçme operasyonları bir türlü bitmek bilmedi. Bu operasyonlar eşliğinde Kürt Açılımı ve Demokratikleşme Operasyonları ve en nihayetinde 12 Eylül 2010 Anayasa refarandumu sonucu HSYK, AYM, Yargıtay ve Danıştay gibi Yüce Yargı Kurumları resmen bitirilip, hepsi yandaş kurum haline getirildi.
Peki bundan sonra ne olacak? Ülke içinde bizler dışında görevleri başında küreselci rüzgara karşı koyabilecek bir kadro nerede ise kalmadığı için, işe Libya ile başladılar. Şimdi Suriye üzerinde ısınma turları yapılmakta. Ardından ana hedefin İran olduğunu söylememe gerek bile yok sanırım. Bu tatbikatın içeriğine katılanlarına baktığımda, bunu açıkça görüyorum.
İran geostratejik derinliği oldukça geniş ve hazmedilmesi zor bir ülke. Fikirlerine gerçekten çok değer verdiğim Atatürkçü Kemalist görüşlere sahip Bülent Esinoğlu kardeşim 14.Haziran.2011'de yazdığı bir makalesinde ( Batı İran’ın Altını Neden Oyamadı?- İnternet Adresi: http://www.turkcelil.com/?p=22561 ) yazdığına göre:
Önce şu haberi vererek, yazıya başlasam daha iyi olacak. Asia Times Online’nın haberine göre, Suudi Arabistan Türkiye’ye yeşil dolarlar veriyor. Bu paraları Suriye’nin iç işlerini karıştırmakta kullanmamızı istiyor.
Vermişken bir haber daha vererek devam edeyim. RIA Novest İnternet sitesin de, Amerika’nın Karadenizde askeri tatbikat yaptığını yazıyor. Gazete Türkiye’nin Boğazlar Antlaşmasına rağmen bunu nasıl yaptığını soruyor.
Şimdi İran yorumuna geçebiliriz:
Altı yıl önce çıkan Batı ile Batanlar kitabımda yazdığım gibi, İran’da durum aynen devam ediyor.
İran’da OECD, NATO, AB, Dünya Bankası, İMF yok. Dolayısı ile İran’ı içerden kuşatmak öyle pek kolay bir iş değil.
Buna rağmen Batı, özellikle de Amerika İran’ı alttan oymak için çok uğraştı. Etnik ayrıcalıklardan yararlanmak için elinden geleni yaptı. CIA orada epey zayiat verdi. Çok para ve eleman kaybetti.
Bildiğiniz gibi, İran’da iki temel etnik gurup var. Birisi İran Azerileri, öteki İran Kürtleri.
Azeri etnik kitle daha büyük olduğu için Amerika daha çok İran Azerileri üzerinde mesai saffetti.
Peki, bu provokasyonlar işe yaradı mı? Bakın bu konuda Rusya’daki İslami Cematın başındaki din adamı Haydar Cemal ne diyor?
“Liberal düşünceye sahip, bazı İranlı Azeriler Tebriz merkezli bir ayrı devlet kurmak istediler. Ama İranlı Azerilerden bir destek alamadılar. İşte Amerika’nın İran’a karşı kullanmak isteği etnik gurup budur.
Şimdiye kadar bu gurup, İranlı Azerileri, İran devletine karşı ayaklandıramadı. Batı medyası, bilhassa da, Bürüksel medyası bu ayrıcalığı çok büyükmüş gibi abartarak yayım yaptı.”
Amerika İran Azerilerine Batının sosyolojisi ile baktığı için anlayamıyor. Anlamadığı içinde, yanlış stratejiler üzerinden yürüyor.
Bakü Azerileri ile Tebriz Azerilerini birbirine karıştırıyor.
Bakü Azeriler Sovyet ve Rus kültürü ile haşır neşir olmasına karşın, Tebriz Azerileri daha çok İran kültürü ile bütünleşmiştir.
Sovyetler henüz varken, 1950-1960’lı yıllarda, Bakü Azerileri İran Azerileri ile birlikte tek bir Azerbaycan kurma hayalini ortaya koymuşlardı. Sovyetlere bağlı Azeriler, o tarihlerde, İran Azerilerinden ekonomik olarak çok daha iyilerdi. Şimdi ise, İran Azerileri Bakü Azerilerinden çok daha zengindirler.
Meseleye salt ekonomik açıdan bakılsa bile, İran Azerileri İran’daki küçük ve orta ölçekli tüm işyerlerinin sahipleridir. Zaten büyük işletmeler de devletindir. Bu bakımdan iş dünyasında Persler ile Azeriler eşit paydadırlar.
İş dünyasındaki hiçbir Azeri ayırıma tabi değildir. Tahran’ın ekonomik hayatında belirli bir yerleri vardır.
İran Azerileri Ermeniler ile ticari ilişki kurabildikleri halde, bu durum Bakü Azerilerince felaket olarak algılanmaktadır.
Dini bakımdan bakarsak, dini bir ayrıcalık hiç yoktur. Zaten bütünleştikleri ve paylaştıkları kültür de budur. Dini liderlerin çoğu Azeri’dir. Mesela Khamenei Azeri’dir.
İran/Irak savaşında bu kültürel bütünlük pekişmiştir. İran Azerileri gönüllü tam destek vermişlerdir.
Sözün kısası; İran devleti ile İran Azerileri arasında bir çatışma yoktur. İran’ın 2500 yıllık devlet olmasının altında yatan sır, Perslerin birlikte yaşadıkları etnik farlılıklara ayırım gütmemiş olmasıdır. Persler ile aynı hakları tanımış olmasıdır.
Amerikalıların İran’da etnik ayrıcalıklardan yararlanması için daha çok ekmek yemesi gerekecek.
Makale konunun meraklıları ve tüm vatanseverler çok önemli bilgiler ihtiva ettiği için burada kesintisiz vermek zorunda kaldım. Şimdi gelelim ana konumuza:
İran yüzölçümü olarak Türkiyenin 2.5 katı kadar büyük, geostratejik derinliği oldukça fazla ve çok dağlık olduğu için savunmaya elverişli bir konuma sahiptir. Dünya siyaset tarihini bilenler için bu ülkeyi çökertebilmek ancak bir kaç cepheden savaşın başlaması ile söz konusu olabilir.
Bu cepheler sırasıyla:
1 - : Kuzey Irak ile Sünni Arap Kesimi 2 - : Körfez Bölgesi, 3 - : Afganistan Bölgesi, 4 - : Türkiye ve eğer mümkünse, 5 - : Azerbaycan üzerinden
söz konusu olabilir. Tabi Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgesinde çıkarılan bütün isyanların, ön hazırlıkların ve çıkarılacak savaşların hepsi, sadece ve sadece İkinci İsrail formatına ön hazırlık için, yani kurulması öncelik gerektiren Büyük Kürdistan Projesi için. Kurulması düşünüleen Büyük Kürdistan coğrafi konum olarak kaşer (kutsal) toprakları ihtiva ediyor.
Bu topraklar üzerinde 3 ana zengin kaynak var. Bunlar sırasıyla; 1 - : Fırat Dicle Havzasındaki çok verimli topraklar, 2 - : Fırat ve Dicle'nin bol suyu, 3 - : Yer altındaki zengin petrol ve doğal gaz yatakları. Bütün bu olaylar zinciri, en sonunda anayasası Tevrat olan, bayraklarındaki siyon yıldızının altında ve üstündeki iki çizgisi temsil eden büyük İsrail'e yaracağı çok açık.
Böyle bir savaşı bizim Müslüman Türk Milleti olarak kabul etmemiz asla söz konusu olamaz. Türk Ordusu İllûminatici Küreselcilerin projeleri için, koçbaşı olarak bu şekilde harcanamaz. Buna hiç bir vijdan razı gelmez. Bu işin arkasında Zübük Teyyo İktidarı dahil her kim varsa, (İllûminati emrine giren o malûm Fettoş cemaati olmak üzere) Allah'ın tüm laneti üzerlerine olsun.
Saygılarımla...
|
 |
|
|
bayram karaçar |
| |
israil
|
hala hala bu ABD israilin çıkarılmasına nasıl izin vermiş yav |
 |
|
|
desert eagle |
| |
grrr
|
ne güzel bir sey, neden önceden yoktu böyle olay ,acaba neden araplar,indonezya ve ve türk silahlari almaya basladi? acaba son türkiyenin 10sene politikasindan mi?millet beyin var akil var akilli olalim vatanin önüne tas dizmeye calismayalim,sonunda hepimiz zamaninda ayni savasi verenlerin evlatlariyiz!! |
|
|
|