ASKERHABER.COM ::: TARAFIMIZ TÜRKIYE
Sosyal ilan
ORG. BALANLI: "BELGELERİ DİKKATE ALMIYORLAR"
YENİ ASKERLİK KANUNU NELER GETİRİYOR?
TÜRKİYE NATO'DA 10 YILDIZ KAZANDI
4 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ, BİR ŞEHİT
YÜZÜ DOĞU'YA BAKAN KOMUTAN

YÜZÜ DOĞU'YA BAKAN KOMUTAN

  30 Temmuz 2011, Cumartesi 23:43:35 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YÜZÜ DOĞU'YA BAKAN KOMUTAN

Orgeneral Özel, Doğu'yu çok sever, Doğu'yu çok seven Orgeneral Saldıray Berk'i de...
175 265       Haberi Arkadaşına Tavsiye Et Yazdır..

Çelik ÇELİKYAMAN YAZIYOR

Öncelikle, "emeklilik istifası" ile, bu tanım Türkçe'ye hediyemiz olsun, "Askerin gösterdiği tepki değildi. Hatta emekliliklerini hükümet istedi" diyenlere kötü haberimiz var.

Bu çok sert bir tepkiydi ve hükümet kesinlikle beklemiyordu.

Eğer sert tepki olmasaydı, Abdullah Gül'ü İstanbul'a götürmek üzere Etimesgut'ta bekleyen helikopter motorlarını durdurmazdı.

Her ne kadar Gül, "Bu kendi çapında olağanüstü bir durumdu" diyerek çapı ve yaşananları küçümsemeye çalışsa da, kendisinin bu ifadesi bile beklenmeyen gelişmeyi doğruluyor.

"Ama hükümet çok hızlı hareket etti. Hazırlıklıydı" diyenlerin ise AKP'yi hiç ama hiç tanımadıkları belli oluyor,

*****

Bu arada malum yazarlara hatırlatalım:

"Komutanlar daha önce, örneğin Silvan'da 13 asker şehit düştüğü zaman istifa etmeliydi" diyorsunuz ama, dediğiniz olsaydı bu sefer de, "Komutanlar kaçtılar, gittiler. Generaller askerlerini cephede bıraktı" diye yazacaktınız.

Askerden tepki göstermesini isteyen yazarların tepkinin içeriğini de tarif etmesi gerekiyor ki, yoksa, "herşeyden mızmızlanan, hayatı çekilmez kılan bir hasta" durumuna düşüyorlar.

Ayrıca Orgeneral Necdet Özel'in Orgeneral Işık Koşaner ve komutanlarla fikir birliğine varıp görevine devam etmediğini nereden biliyorsunuz?

Şu ana kadar kandığınız tüm algıların Taraf vb. gazetelerin attığı manşetlerden ibaret olduğunun farkında değil misiniz?

O yüzden yazdıklarınız bizim için yok hükmündedir.

*****

Hükümetin TSK'yı biçimlendirmesi gibi birşey uygulanabilirlikte olası değil.

Yani Genelkurmay Başkanı dahil 3 kuvvet komutanı, bir Jandarma Genel Komutanı, 3 Ordu ve bir Ege Ordusu, bunların kurmay başkanları; kolordu komutanları vs. vs.

Hükümetin 50'ye yakın AKP'li generali bir anda bulması gerekiyor ki, Harp Okulları o zihniyetin nizamiyeden dönmesi için yeteri kadar süzgeç görevi görüyor.

Üzerine bir de aynı cemaatin adamı olmak özelliği var ki bu olanaksızlığı daha da güçlendiriyor.

*****

Şimdi gelelim Orgeneral Necdet Özel'e...

Öncelikle Özel'in babadan asker olduğu bilgisi ile başlayalım.

Özel, Kara Harp Okulu'nda öğrenci iken babası Albay Seyfettin Özel de askeri okulda Öğrenci Alay Komutan Yardımcısı idi.

Burada acil olarak, Vakit gazetesi ve onun internet sitesinin, "Torpilli komutan. Babasının sayesinde asker olmuş" diye bir haber hazırlamasını bekliyoruz.

Orgeneral Özel, "Kendisini göstermeyen, gizli iletken ve nötr" bir yapıya sahip.

Taraf Gazetesi yazarı, aynı zamanda Özel'in devre arkadaşı olduğunu belirten Namık Çınar, sadece okul yıllarına dayanarak şu ifadeleri kullanıyor:

"Bugüne kadar ‘hiçbir zamanda ve hiçbir zeminde’ ‘politik’ bir duruş sergilememiş, burnunu siyasete sokmayı marifet sanan generallerden olmamıştır. Olmadığı ve olmayacağı bir başka şey de; herhangi bir kliğin ya da siyasal grubun ‘adamı olmak’tır. Anayasal tarzda, ‘yürütme’nin emrinde... Profesyonel askerlik mesleğine meftun biri olarak, ‘TSK’nın başında... ordusunu dış düşmana karşı, tam bir disiplinle harbe hazırlayacak... ‘özlenen yeni anlayış’ın mimarı olabilecek... Generali işaret etmekte ve çağrıştırmaktadır"

Bu, Taraf'çı eski askerin, yazısını gazetesinin işine geldiği gibi kaleme aldığının da bir belirtisi.

Öyle olmasa, Özel'in "iç düşman pkk, rejim ve Atatürk düşmanları için ne düşündüğünü yazmaması" dikkatimizi çekmezdi ya da Tarafçı yazar ile Orgeneral Özel hala yakın olarak görüşüyorlar (!)

Yani bu yazıya kapılarak Orgeneral Özel'in Fetullahçı olduğunu bile düşünmek olası.

*****

Öbür taraftan Org. Özel'in geçmiş konuşmalarını karıştıranlar, O'nun geçen yıl Malatya’daki 2. Ordu Komutanlığı devir teslim törenindeki konuşmasını manidar bulup tekrar tekrar yayınladılar:

"Görev sürem içerisinde bölücü terörle mücadeleyi tamamen hukuk kuralları içinde yürüttük. Hukuk dışı hiç bir faaliyete izin vermedik. Basında yer alan her iddiayı büyük bir ciddiyet ve duyarlılıkla inceledik, soruşturduk ve ilgili makamları bilgilendirdik. Bir başka ifadeyle hiçbir şeyin üzerini örtmedik”

Bu konuşmadan, "Bazı askerler gizli birşeyler yapmış da Özel üzerini örtmek yerine ortaya çıkarmış" veya "Gizli işler yapanları Özel enseler" gibi anlamı çıkararak (SÖZDE) davaları hatırlatmaya çalışanlar, yazıyı tersten okuduklarında ise, "Terörle mücadeleyi bile hukuk içerisinde yapıyoruz. Hukuka bu kadar bağlıyız. İstesek bu oyunları, bize uygulanan yöntemlerin aynısını kullanarak bozardık" ifadesi ile karşılaşacaklarının farkında bile değiller.

Özel'in o konuşmasının alt metni ise şudur: "Biz temiziz. Kirli olanlar kendisini kurtarsın"

*****

Bu yaşananları Kenan Evren'in sürpriz şekilde Genelkurmay Başkanı olmasına benzetenlere ise, Evren'in emekliliğe hazırlandığı dönemde kendisini bir TSK'nın başında bulduğunu hatırlatalım.

Yine Kemalizm ve asker düşmanları tarafından ısrarla demokrasi kahramanı (!) olarak pazarlanan Adnan Menderes'in TSK'nın üst kademesini dağıtmasıyla beraber 2. Ordu Komutanı iken, 1 Ağustos 1958 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na, ardından da 23 Ağustos 1958 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'na apar topar atanan Rüştü Erdelhun'un, çok değil 2 sene sonrası, kendi askerleri tarafından emekliye sevk edildiğini de tarih yazıyor.

Şu ana kadarki süreç çok benzer ama sonu kesinlikle benzemeyecektir.

Neticede Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı süs bitkisi bir kurum değildir.

*****

Özel için, "NATO eğitiminden geçmemiş" denilse de, doğrusunun "NATO'da görev almamış" olması gerekiyor.

Orgeneral Özel, TSK'nın Doğu Yakası'ndadır.

Kırgızistan Kahraman Madalyası ve Moğolistan Üstün Hizmet Madalyası sahibi olan Özel'in batı ile tek ilgisi ise Romanya Askerî Yüksek Liyakat Madalyası ile sınırlı.

TSK'da alınan madalyaların, aynı zamanda komutanın o ülke hakkında derin bilgisi ve öngörüsü olduğu anlama geldiğinin de altını çizelim.

Hükümetin NATO'nun füze kalkanı dahil her istediğine, gönülden, "Evet" dediği bir dönemde sizce NATO'da görev almamış ve "Doğu"cu bilinen bir komutanın TSK'nın başına geçmesi kimin istediğinin gerçekleştiği anlamına geliyor?


Orgeneral Özel, son olarak Jandarma Genel Komutanı iken AVRASYA ASKERİ STATÜLÜ KOLLUK KUVVETLERİ TEŞKİLATI'NI kurdu.

"ERMENİSTAN AŞKINA BURSA'DA ÇÖPE ATILAN AZERBAYCAN BAYRAKLARI"nı hatırladığımız bugünlerde, ayrıca hükümetin Özel'in atanmasını Türk Cumhuriyetleri'ne karşı kullanacağı ve "Görüyorsunuz. Komutanımız bile sizden" iletisi göndereceği de bir gerçek.

Daha birkaç gün önce Başbakan Erdoğan Azerbaycan'da, sanki "Ermeni açılımını" yapan, kiliseler açan kendisi değilmiş gibi esip gürlemesini hatırlayın.

ABD'den İsrail'e, İngiltere'den İran'a kadar onlarca ülke ile kapalı kapılar ardından anlaşmalar yapan, son olarak söz verdiği halde şu ana kadar kürdistanı kurmayı beceremeyen hükümet, bir anlamda can kurtarana sarılır gibi sarılacaktır Orgeneral Özel'e.

Sıcak gündem ile boğulan hükümet Orgeneral Özel sayesinde, "Sıcak kumlardan serin sulara atlamanın, yani kefeni yırtmanın hayalini" kuracaktır.

*****

TSK çok sütunlu bir yapıdır. Görece olarak muhafazakarı da vardır,  "Kafaları keselim" diyeni de...

Dolayısı ile ülkenin ve dünyanın gidişatına göre o sütun biraz öne çıkar.

Fakat bu kesimlerin hiçbiri Kemalizm'den vazgeçememez. Çünkü Kemalizm, bu coğrafyada yaşayabilmenin, 7 bin yıllık tarihten tecrübe edilerek süzülmüş, tek koşuludur.

Genel asker tanımına baktığınız zaman, Özel muhafazakardır ama O'nun muhafazakarlığının ölçüsü RAMAZAN BAYRAMI İLETİSİ'dir.

*****

Peki neden malum ve yandaş basın, "ÖZEL BİR GENELKURMAY BAŞKANI" diye manşet atabiliyorlar.

Çünkü hükümetin kapalı kapılar ardında yapılan gizli anlaşmaların ilk maddesi olan, "TSK'nın tasfiyesinin" yapıldığına dair bir takım ispatlar sunması gerekiyor.

Sonuçta karşılarında yaptıkları yatırımın, verdikleri iktidarın karşılığını almak için ellerini oğuşturarak bekleyen ülkeler var ve kendilerince haklı olarak neler yapıldığını görmek istiyorlar.

Yani bu adım bir anlamda hükümetin "dışarıya şirin gözükme ile TSK'nın iç işlerine karışmıyoruz ifadesinin" bileşkesi olan, "Ne şiş yansın ne kebap" adımıdır ki, terörün 1990'ları aratırcasına şiddetleneceğinin belli olduğu bugünlerde hükümetin asker karşısında elinin kolunun bağlanacağının da ifadesidir.

TSK, şimdiye kadar pkkyı net 3 kere bitirdi.

*****

Pazartesi başlayacak olan Yüksek Askeri Şüra'da Orgeneral Necdet Özel'in özellikle Kara Kuvvetleri Komutanlığı için Orgeneral Saldıray Berk'te ısrar edeceğini vurgulayalım.

Çünkü Orgeneral Berk de TSK'nın Doğu Yakası'ndandır.

Özellikle AZERBAYCAN'da, çok sevilen Berk'in yabancı dilinin ise Rusça olduğunu hatırlatalım.

Ki biraz önce yoğunlaşacak dediğimiz terör saldırıları öncesi Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın çok güçlü olması gerekiyor.

Bunun ilacı da görev yaptığı 3. Ordu Komutanlığı'nın girişine ERGENEKON tablosu yaptıran Orgeneral Berk'tir.

Hükümet buna, malum davaları gerekçe göstererek engel koyar ise, gelecek terör dalgasını polisle karşılamak zorunda kalır ki, bir kuşağın erkek çocuklarının adının Necdet, Saldıray, Berk, Işık, İlker, Yaşar ve hatta Hilmi olmasının önüne geçemez.

*****

Peki dünkü fotoğraflarda Orgeneral Necdet Özel niye EL PENÇE duruyordu.

Sahi. Arada Orgeneral Özel'in aynı zamanda bir psikolojik harekat uzmanı olduğunu yazmayı unuttuk.

EK: Bu sefer değişik bir uygulamaya gidelim ve bu konuyu, analizin altındaki yorum kısmında tartışmaya devam edelim. Bakalım ne gibi tepkiler gelecek?

« Önceki Haber Sonraki Haber »

Facebook Facebook Google Google Newsvine Newsvine Technorati Technorati
Del.icio.us Del.icio.us Diigo Diigo Reddit Reddit Jumptags Jumptags
Simpy Simpy StumbleUpon StumbleUpon Slashdot Slashdot Propeller Propeller
Furl Furl Yahoo Yahoo twitterTwitter Digg Digg

 
ETİKETLER : ,
Sosyal ilan
 
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!
 
zafer inder
 
atab.. kemal

degıl ıtalyada fızanda olsanda bı ... olmaz sizden.ulan lale ıster yahudı ıster kemalıst sana ne. bu kadar kapak yıyorsun la dumbelek muptezel.gıt ırana suudı arabsıtana mıs gıbı serıat var gıt ıste...butun planlarınız bozuluyor gocum ha ne oldu?

 
Cemal
 
PKK VE CEMAAT GERÇEĞİNİN BİRLEŞTİKLERİ NOKTALAR:

Uzun yıllardır birbirlerinin etinden sütünden veya yedikleri herzelerden birbirlerini besleyen bu iki olguyu inceliyorum. Sonunda şu kanaata vardım ki, çok farklı alanlarda icraat yaptıklarını söyleseler de, Atatürk Türkiyesi ni, üniter bazlı ulus devleti yıkmak söz konusu olduğunda, her ikisi de birbirinin tıpatıp aynısı. Hatta PKK dış, açıkta olan bir düşman olduğu için onunla mücadele daha kolay. Diğeri, yani Cemaat olgusu ise, çok daha sinsi, adeta damarlarımızda dolaşan kanın içindeki virütik bir hastalık gibi, ne zaman nerden vuracağı pek belli olmuyor. Anlayacağınız günümüz şartlarındaki Cemaat olgusu, artık PKK gerçeğinden bile çok daha tehlikeli boyutlara evrilmiş durumda.

Başımızdaki püsküllü belâlar zinciri Cemaat olgusu ile ayrılıkçı PKK ve elebaşısı Apo hangi ortamda bulunurlarsa bulunsunlar, "acaba şu ortamda bile olsa, sineğin kanadından yağ çıkarabilirmiyim?" faydacılık mantığı içinde hep bana, hep bana şeklinde hareket ederler. Tüm vatanseverler tarafından üzerlerine topluca yüründüğünde ise, hemen pusar, sessizliğe bürünürler. Çalışma metodolijileri:

1 - : Pensilvanyalı 12 Eylül darbesini yaptığı için Orduya komutanlarına o biçim methiyeler düzer, 28 Şubat günlerinde GKB karadayı'ya her türlü şirinliği yapar, tehlikesiz olduklarını ispat etmek adına, Genel Kurmay Başkanlığı'na masum yüzlü başarı cemaatin okullarında kazanmış bazı çocukları gönderir yani onları bir nevi maske olarak kullanır.

2 - : Zoru görüp bir yerlere sindikleri zamanlarda, medyatik görsel piyasaya çıkan niyeti gizli ayrılıkçı yavşaklara gelince, onların hemen hepsi koro halinde 1000 yıllık Türk-Kürt kardeşliğinden, 1071 yılındaki Malazgirt Savaşında Selçuklu Sultanı Alparslan'a yapılan yardımlardan, 1. Dünya savaşı sırasında Çanakkale Muharebeleri dahil Ulusal Kurtuluş Savaşımıza yaptıkları katkılarından dem vurur, sayıları 3-5 taneden başlayan karılarından olan (pek çoğu erkek-kız çocuk sayısını kendisi bile bilmez) 20-30 taneye kadar varan çocuklarına bakamadıkları için bu kanlı terör olaylarının olduğunu, 50-60 taneye varan hane halkına bakabilecek kadar işleri güçleri olacak olursa, bu terör olaylarının şıppanadak kesilip, bir daha yaşanmasının mümkün olmayacağından dem vururlar.

Ama, PKK ayrılıkçıları (tıpkı bugünlerde olduğu gibi) ne zaman ki çok güçlü konumda olduklarını, küresel rüzgarların kendilerinden yana olduklarını hissederler anlarlar, işte o zaman Türk Bayrağını görünce adeta kırmızı görmüş boğa gibi olurlar. Bağımsızlığımızın sembolü İstiklal Marşı'mızın bir yerlerde çalınması veya Türk Bayrağı'mızın gönderinde dalgalanması, onlar nezdinde yeterli tahrik unsurları arasında sayılır. İşte Türk-İran arasındaki Esendere Sınır kapısında yaşanan acı olaylar dahil, bugünlerde bu dediklerimi fiili olarak bir bir yaşamaktayız.

Konunun hassasiyeti açısından, bu ayrılıkçı işinin artık ne hale evrildiğini göstermesi açısından, biraz da batı illerinden bazı örnekler vermek çok yerinde olacaktır:

Önceleri açlık işsizlik ve ailelerine bakamamalarını gerekçe göstererek doğu illerinden göç edip batı illerine yerleştiler ve oralardaki yerleşik Türk Nüfusundan her türlü maddi manevi desteği de gördükleri bir hakikattir. Ama zaman içinde bitleri iyice kanlanıp zengin olduklarında, mafyavari bir şekilde örgütlenme tarzları da olduğu için, hemen gerçek niyetleri açığa çıkıyor ve artık bireyselleşmiş, en ufak hakkını aramakta bile zorlanan Türk'ün yüzüne karşı, bu topraklarda işgalci konumda olduklarını, Türkler 0-1-2 çocuk yaptıkları için nüfuslarının gitgide azaldığını, ebter hale geldiklerini, çok yakın bir gelecekte kendilerinin baskın nüfus hale geleceklerinden dem vurmaya başlıyor ve "İşgalci Türkler, ana yurdunuz Orta Asya'ya artık geri dönün, yoksa ABD'nin 2003 Irak işgalinden sonra, sünni kesimin başına gelen felaketler zinciri, sizin de başınıza gelecek, işte o zaman geldiğinde kaçacak delik arayacaksınız, haberiniz olsun haaa!" türküsü çağırmaya başlıyorlar.

Her zaman şunu söylerim: "Tehlike boyutu ne kadar büyük olursa olsun, açıkta görünen düşmandan korkmayın, onlarla mücadele şekilleri az çok bellidir, bizler bir bütün olduğumuz, yürekler topluca attığı sürece, muzaffer olmamız zor olsa da, mümkündür. Ama dahili düşman, içimizden kimilerine göre tatlı dilli, okumuş müslüman görünümlü, çevresine zarar vermesi mümkün görünmeyen bir dost olarak düşünüldüğü, (kendim bile dahil) bazılarımızca N.Ş.A. 2002 öncesi yaşam ortamında tehlike seviyeleri yeterince algılanamadığı için, ancak çok büyüyüp serpildiği zaman, niyetleri açığa çıkıyor. O noktaya geldiğimiz bugünlerde, bu işin nerelere kadar dal budak saldığı, ne derece çetrefilli ve çözümünün zor olduğu anlaşılabiliyor."

Burada yazılan Cemaatçilere ait yorumlar, onların şu anda içinde bulundukları zihin dünyalarını, düşünce mantalitelerini ele vermesi açısından aslında çok iyi bir kaynak teşkil ediyor. 2002 öncesi normal zamanlarda, bunlardan bu boyutta bilgi almak mümkün değildi. O yüzden editör arkadaştan ricam; bırakın, ne yazarlarsa yazsınlar, iftiralar, hakaretler, Türk Ordusu komuta heyetinden öç alma duygularının ne boyuta evrildiği, işin içyüzünün ortaya çıkması açısından, hepsi yayınlansın.

Buralarda yazılan bütün cemaat yorumlarının Atatürkçü Aydın Bilim İnsanları tarafından ciddi bir şekilde ele alınıp zihniyetlerinin, konuyu ele alış şekillerinin, zihin profillerinin, psikolojilerinin bilimsel bir labaratuvar ortamında incelenmesi çok yerinde olur. Çok sinsi, Türkiye'nin hassas devlet kademeleri dahil, bütün damarlarında gezinen bu iç düşmanın adeta zafer kazandığını düşünerek vatanseverlerden, üniter yapıdan, Laik sistem üzerine oturan Atatürk Cumhuriyetinden ve Türk Ordusu'ndan öç alma içgüdülerinin açığa çıkması gibi bir şey bu.

Saygılarımla....

 
atabok kemal
 
sanane

la sicarim sen kimi kandiriyon .... yazari kim inanacak senin yazdigin bu sahte yazilara ermeni tohumu yahudi seni ha.... lan bu ulke biz muslumanlarin sizin gibi,ateist kemalist her ne .oksa degi buda size kapak olsun pislikler..bu arada bu yaziyi italyadan yaziyom burdan sesleniyom size kokunuzu kaziyacagiz insallah

 
zeki
 
komutanlar

emeklilerine 3 gün kala istifa etsen ne olur ki sanki millet bilmiyor dalgamı geçiyorlar geçecekler bu işleri
 
BAMBUS
 
İSTİFA !!!

KOMUTANLARIM EMEKLİLİKLERİNİ İSTEMEDİLER, ONLAR; ONURLU BİR ŞEKİLDE İ S T İ F A ETTİLER
 
Memati
 
İlminuati yolcularına

Yavaş yavaş sizin de sonunuz geliyor.Etekleriniz zil çalmaya başladı.O fistanlarınızı tutuşturup altınızdaki gerçek yahudiliğinizi bütün TSK camiası görecek,Yanlış yolda olup cahilliğinizden utanıp,yaptığı hatalardan dönecek olan arkadaşlarımız da bu büyük ışığı takip edecek.Türk generali gibi görünüp kendi milletlerinden ve dininden olan kişilere kız verip alan generalleri de halkımız ve TSK mensupları artık görmekteler.Siyonistlerin ordudaki hakimiyetleri sona eriyor.Türk Ordusu gerçek kimliğine kavuşuyor.Sizin yaptığınız olumsuz yorumları ancak cahil olanlar kanar.Millet uyandı artık neyin ne olduğunu daha iyi görüyorlar.Dinci minci Fetoş metoş yorumlarınızla ancak kendinizi kandırabilirsiniz.Maskeleriniz tek tek düşmekte.

 
zafer inder
 
bozkurt

ya bu sıteye de dadanmıs kan emıcı serefsızler en sonunda!tek sozum var ulan yıyorsa yuregınız varsa yuce turk devletını ve ataturku yıkarsınız kı sızde o yurek ne gezer muptezeller.hadı ...... gıdın burdan.

 
turancık
 
aboo

yaw turan sen askerhaberi de kendine benzetmeye çalışıyorsun bırak adamlar haber yapsınlar sana ne askerhaberden yok bunların yorumunu yazma bilmem ne etme adamlar bu yorum yerini niye bırakmışlar her türden halk yazabilsin diye da aklın o kadar çalışıyor işte okumadığın her yerden belli.
 
TURAN ÇELİKEL
 
kuduz yobaz

bu slp33walker adlı soytarının burda daha fazla yazılarını yayınlamayın lutfen askerhaberin cesur yonetcılerı.sıdık yarısına dondu dın dersı vermeye kalktı.tıpık yobaz.ummetınızı seytan durtsun pıs yobaz.
 
elcevap2
 
ben ona iyimi dedim

ya biz tayyib beye iyimi dedik tayyib sizi kalın bir kalem le çizmiş belliki gökttttürk sen niye hemen tayibi kattın ortaya senin yaran çok derin belli turan sen dinci deilmisin fetullah sana iyi zonklatmış belliki hemen fetullaha sarılmış müslümanları karalıyorsun ulan sen azınlıksın bi kere konuşmaya dahi hakkın yok bu ülkenin yüzde doksanı müslüman dinci diyip yobazlık yapıyorsunuz sapıtmışsın oruç da tutuyonmu turan çürükel ? ya bu gel git ler hiç olmamıstı aşırı cürük solcu turan saolsun tayyib ve fetullah iyi etti sizi moloz taşa cevirdiler yakında toptan temizlecekler darbecilerin uşakları sizi adam gibi cevapda yazmassınız kii cevap yazalım yok dinci üfürmesi yok bilmem nesi yelesi sebelek ler iste harbi kaça kadar okudunuz bu arada ? onlarıda yazın

 
Cemal
 
TÜRK ARSLANI İNİNDE HASTA YATAĞINDA, ÇİĞANLAR İSE DÖRT BİR YANDA CİRİT ATMAKTA:

Bir zamanlar bu coğrafyada adı, sözü, namı senet gibi geçen sarı saçlı mavi gözlü bir Türk Arslanı yaşardı. Şanı dört bir yana yayılmış, emperyalizmin pencesi altında inim inim inleyip te, bağımsızlık isteyen tüm uluslara ülküsüyle, sözleriyle, yaptıklarıyla örnek teşkil ediyordu. Günlerden bir gün, 10 kasım 1938'de bizim önderimiz Türk Arslanı ebediyete intikâl etti. Türk Ormanınında yaşayan tüm varlıklar ne kadar çok üzülseler de, yerine yeni bir arslan seçip yollarına devam ettiler. Sarı yeleli, mavi gözlü o arslanın yerini hiç birisi dolduramasa da, öğretileri ulusuna ışık olmaya devam etti.

Derken gel zaman, git zaman bir dünya savaşı sonrası bu coğrafyaya gelen Küresel bir Güç "Demokrasiye geçeceksiniz" talimatı eşliğinde yeni bir evreye geçildi. O zamana kadar Tek Tip ulus devlet öncelikli lâik fertler yetiştirmeye odaklı milli eğitim sistemin eğitiminin yanında, camilerde namaz kıldırması ve cenaze işlerinde kullanılmak üzere din soslu bir eğitim sistemi de ikame edilmeye başlandı.

Zamanla bu eğitim sistemi siyasilerin oy kaygısıyla amacından çok saptırıldı ve öyle bir aşamaya geldi ki, bu
eğitimi almış olan insanlar devletin kuruluş amacına uygun bireyleri, fertleri yetiştiren laik sistemli eğitimi bile sorgulamaya, altını oymaya, onların yerlerine göz koymaya ve yerlerini doldurmaya başladılar. Ne kadar yese de, bu bir türlü doymak bilmezlerin önündeki en büyük engel, mavi gözlü sarı yeleli Türk Arslanının temel ilkeleri çercevesinde görev yapmaya azimli olan orduydu.

Derken, 1990 sonrası dünya yeni bir evreye girdi ve Ulus Devlet bazlı, üniter nitelikli devletin ana karuyucu unsuru ordunun bu coğrafyadaki hakimiyeti, kökü atlantik ötesine uzanan küresel çetenin gözüne batmaya, emelleri önünde ciddi bir engel teşkil etmeye başladı. Türk Ormanında gözü olan bu Küresel çete ileride kendi 5. kol faaliyetlerinde kullanmak için devşirip, kendi amaçları doğrultusunda kullanabileceği sırtlan, çakal, yılan çiğan, akrep, simon takımı aramaya başladı ve uzun uğraşlardan sonra aradıklarını fazlasıyla buldu.

Bu coğrafyada küresel çete hedefli operasyonlar başlamadan, yani 2002 yılından önce, Türk Arslanları komutasındaki Ordu henüz yerli yerindeyken, bir kaç darbe yapmasına ve 28 şubattaki bazı yanlış uygulamalarına rağmen, yine de güvenirliliği zirvelerde, %90'ların üzerindeydi.

Ama küresel çetenin içimizden devşirdiği cemaat soslu, simon kokulu çiğanlara verdiği suflelerle, halkımıza söylenen "ileri demokrasiye geçiyoruz" ayaklarıyla başlatılan Ergenekon-Balyoz vb. operasyonlarla yüzlerce subayı tutuklanmasına, her gün yandaş medyanın attığı içi her türlü kazurat dolu iftiralarla aşağılanmasına, yine de kanunlara uyarak kışlasında kaldığı, oradan çıkmaya da asla niyetinin olmadığını defalarca ilân etmesine, ülkenin kanunlarına son derece uygun davranmasına ve iktidarın-yandaşın ağzıyla bu tür operasyonlarla Ordunun arındığı, esas şimdi milletin ordusu olduğu hep söylenmesine rağmen, Türk Ordusu'nun güvenirlik çizgisi, operasyonlar sonunda hep aşağı doğru ivme çizmeye başladı. (Şu an %60'lar seviyesinde olduğu söyleniyor.)

Son zamanlarda, özellikle yeni komuta kademesinin belli olmasının eli kulağında olduğu bugünlerde yılanların çiğanların akreplerin buraya bile cümbür cemaat halinde doluşup herkese çakmaya çalışmalarından anlıyoruz ki, "ileri demorasiye geçiyoruz, arınıyoruz" ayakları sadece kendi emelleri önünde kesin bir engel teşkil eden, şimdiye kadar sarı saçlı mavi gözlü Arslanın yolundan gitme azim ve kararlılığı gösteren Türk Ordusu'nun pasivize ve hatta yok edilebilmesi için, halka anlatılan bir masalmış.

Arkasını küresel çete dayısına dayayanların binbir türlü iftirasıyla bugünlerde bir nevi şamar oğlanı haline getirilip, kirli operasyonlarla Türk Arslanı'nın tırnaklarının söküldüğü ve savunma moduna çekilmek zorunda kaldığı için, Türk Ormanı'nın içinde yeraltında yaşayagelen yılanlara, çiğanlara, akreplere bugünlerde gün doğdu.

Yaşadığımız tüm bu acı olaylardan sonra, şimdi çok daha iyi anlıyoruz ki; haklı veya haksız konumda da olsa, yelesi son derece gösterişli posmu pos, gözleri karanlığı yırtan dev projektörler gibi alev alev, saldırmaya her an hazır, vurduğu zaman en büyük parçayı koparmaya müsait iri mi iri penceli, tek başına ortalıkta gezinirken gökgürültüsünü andırır naralar attığında, ormanda yaşayan dost düşman tüm canlıları iliklerine kadar titreten, dosta güven düşmana ise korku veren bir TÜRK ARSLANI, her halûkârda gerek (olmazsa-olmaz) şartmış.

Yoksa, çok güçlü olduğu eski zamanlarda önünde her türlü iki yüzlülüğü, şaklabanlığı sergileyen, darbe sonrası SIZINTI benzeri dergilerinde o ( hepsi cennetlik) biçim methiyeler düzen iki yüzlü, çatal dilli yılanların, sırtlanların, çakalların, akbabaların önünde süklüm püklüm divan durduğu bir zamandan, şu son 8 yılda yediği darbelerle şamar oğlanına dönmüş, adeta onun bunun maskarası olmuş, sirk ortamında bile olsa cakalı gösterilere çıkamayan, ininden çıkmaktan kendini korumaktan bile aciz hale gelmiş, hasta vaziyetlerde yatak döşek yatan DEMOKRATİK TÜRK ARSLAN'ı hiç bir işe yaramıyor.

Zaten bu yüzden, eski günlerden hıncı olan simonlar,çakalar, sırtlanlar yorumlarda da gördüğümüz gibi, canları sıkıldığında bir ordan çakıyor, bir burdan çakıyor, üstüne üstlük bir de alay ediyor. Olay işte bu kadar basit. Gerisi maval, kaval, masal.

Saygılarımla...

 
göktürk
 
el cavaba

bu arada unuttum dunyada sadece tek bır lıdere verılmıs yahudılık seref madalyası bıl bakalım kıme verıldı ve hala ıade etmedı...
 
göktürk
 
el cevaba

cok komık bır yazı olmus neden ulkeyı yonetenlerın cocuklarından bahsetmıyorsun su an nerdeler hangı okullarda okudular ve dedelerı hangı mezarda yatıyor....
 
TURAN ÇELİKEL
 
al sana

sana burdan verdıgım kapaklar az gelmıs galıba.tıpık dıncı ufurmelerı ıle o cok sevdgın anadolu cocuklarını gıt kandır.aslında bu bıle agızlarda salya olmus bır sozdur ''anadolu cocugu''!kocum bosuna ugrasmayın ıste degıstıremzsınız devrımı donusturemzsınız ama boyle gel gıtler olacak esyanın hakıkatı bu cunku.dıncılerden adam olmaz olmazzzzzzzzzz.
 
TURAN ÇELİKEL
 
mazoşist

ya mazosıst sana laf anlatmaktan bıktım usandım.slp33waller mısın veya bır baskası!soz konusu cetın doğanın ses kaydı var dogru semınerdekı konusmaları var ve bazıalrı kurgulanmıs ekleme yapılmıs ucundan basından alınıp bazı yerlerı alaksızca bırbırnıe kurgulanmıs.senın hala o okuz kafan anlamadı benım ne demek sıtedgımı anlamadın?ıster yahudı olsun ıster hrıstıyan ısterse naksıbendı tarıkatcı olsun kım oglunu kızını bunlardan hagısyle ıstıyorsa gıder onla evlendırır oldu mu kocum yeterlı cevap!dunyada sırketler bıle evlılık yapıyor ıstıhbarat sırketelrı bıle evlılık yapıyor ozellesıyor.senın fettos hocan papanın elını optu sıyonıst scıentology tarıkatıyla toplantılara katıldı bılderberg kurulunun 4.derecen uyesıdır fethullah gulen.ee sımdı sen bunlara ne dıyeceksın hemserım.ha kızı oğunu evlendırmısın ehlı kıtap ıle ha bu ehlı kıtap gızlı cemıyetlerıyle sözde dunya barısı ıcın ılıskıye gecmssın ne farkı var bunların ha?sen tıpık dın yobazı bı adamsın sagın solun yahudı olmus.kendı aptallgını yahudıye hrsıtıyan atarsın ıste sen tıpık dıncı yobazlardansın.elın adamı uzaya gıder sen hala namazda elını nasıl baglayacagını tartısırsın,mısvak mı yoksa dıs macunu mu bunu tartısırsın senın capın bellı yerın bellı.sımdı en nıhayet sana cevap verıyorum batı ıcındekı bır grup kabalacı grubun mesıhcı mehdıcı grub ıle ıslam ve muslumanalr arasındakı bır gurbun sıyası ve konjokturel ıttıfakı vardır suan dunyada,işte ulkemızdekı savasta bunların cıkar savasıdır hepsı bu.abd ıcınde turkıyenın ulus devlet ataturk devrımelrıne sahıp olmasını ısteyen bır gurp ıle neo osmanlıcı fıkrını savunan dıger bır grupta vardır.onların bu savasına senın gıbı sefıller ve bızım gıbı devrımcıler bırbıryle kavga ettrılır.ama dert rovans almaksa ya herro ya merro her zaman ve her yerde.kandan korkmayız turk gencı olarak.
 
rootkit(en iyi uzmanından analiz)
 
redkit(hepinize rest)

100 kişinin yaptığı nı 600 bin kişiye kimse mal etmemeli... orduda bir kaç ergenekoncunun kötü olarak anlatılması ile tsk kötü olmaz kimse tsk yı karaladığı falan yok bu bir psikolojik hareket mukavemet toplamıdır ,orduyu karalıyorlar diyerek sucluların arkasını kabartmak orduyu sucluların arkasına almak çabasıdır ama her psikolojik harekat uzmanı ve sosyal mühendis bunu çok çabuk anlar teshis eder halkı bilgilendirir süpheniz olmasın...
 
elcevap
 
atatürk kızına

sayın atatürk kızı,madem o generaller türk ordusunun generali idiler ise, öz canlarından çok vatanlarını milletlerini çok seviyor larsa ,hayatlarının en mukaddes meyveleri olan çocuklarını, neden kendi dinleri veya kendi milletlerinden birileri ile evlendirmediler , neden siyonist ortamlarda yetistirdiler ,hatta dahada ileri gidiyorum onlardan da vazgeçtim neden o güzel yavrularını amerika israile hizmet ettiriyorlar oralarda öğretim görvlisi falan filan ediyorlar ,demekki onlar bu milletin generalleri deiller israil ve hristiyan partilelerinin generalleri ler karalama demissin , sen atana dahi türk ismi koymussun oda sadece isim enkucuk sey bunlar neden damatlarına türk ismi koymamışlar neden vicdanınızla konuşmuyorsunuz eğer zerre kadar vicdanınız olsa idi gerçekten bu vatanı sevse idiniz atanızı gerçekten sevse idiniz bu komutanları sizde eleştirirdiniz ama demek ki vicdanınız ölüme yüz tutmuş hakikatı göremez hale gelmiş ve reyinizi israile amerikaya vermiş sacma fikirlerin pesine koşar hale gelmiş tefessüh etmişsiniz demekki... aslında cahillere cevap verilmez ama biz merhamete binaen size cevap veriyoruz oda bizim kazancımız ve üstünlüğümüz sizin savunduğunuz adamlar sizin en büyük düşmanlarınız ama farkında deilsiniz....

 
cevap veremeyince turan
 
işte

ulan türkiyede erkek mi tükendi israile kız veriyorsunuz hemde o makamdaki bir adam insan türküm demeye utanır sende adından utanmalısın onu savunduğun için turan gel gelelim senin cevaba insan cevap veremeyince sanane der ,demek var bir bit yeniği turan bey, asker gözü ile bakalım ;savaş olmadan önce ne olur önce konuşularak halledilmeye çalışılır yok konuşarak yenemiyorsan karalarsın başka yerlere çekersin baktın öle de olmadı savaşırsın ,işte sen su anda karalama başka yöne çekme çabasındasın, ama nafile yermi anadolu çocuğu ,sen git ergenekon üyelerini yala sen git israil sevdalılarına ,israile kızını verenleri yala ,yürüyorsun her kes plakayı görüyor plakada da .il yazıyor israil in uzantısı seni, bu millet sizin gibilere inanmaz din i istemeyen yobazlar...

 
Murat
 
Katliam

http://www.necmettinerbakan.net/haberler/o-katliamin-ardinda-mossad-mi-var-.html
 
Mustafa Yaprakçı
 
Ordu

Silvan yakınlarında pusu kurulup 13 Mehmetçiğimizin diri diri yakılması ve çoğu ağır yedi askerimizin yaralanması olayı bile, “TSK’nin karalanıp, PKK’nın aklanması” girişimlerine bahane yapılıyordu. “Türk ordusu, statükoyu korumak ve demokratikleşmeye engel olmak için, kendi mensuplarını öldürerek, “terör devam ediyor” mesajı vermekten sakınmıyor” propagandası yapılıyordu. Ve maalesef yıllardır yürütülen bu yoğun TSK’yı yıpratma politikaları etkisini gösteriyor ve toplumun önemli bir kesimi bu yalan yorumlara inanıyordu. “Kıbrıs’ı bütünleştirip AB’ye peşkeş çekmek isteyenler, niye Türkiye’yi bölmeye çalışıyor?” sorusu kimsenin aklına gelmiyordu. Bu gelişmelerin hemen ardından, kritik YAŞ zirvesi öncesi, Genelkurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanının istifası, AKP’nin ve Onun arkasındaki ABD ve AB’nin planını kolaylaştırmaktan başka işe yaramıyordu. Bu istifalar üzerine ABD Dışişleri yetkilisinin: “Bunlar Türkiye’nin iç meselesidir. Stratejik ilişkilerimiz sorunsuz şekilde sürmektedir. Endişe edilecek bir durum söz konusu değildir” açıklaması ve yine AB raportörünün: “Bu istifalar, Türkiye’nin AKP hükümetiyle daha da demokratikleştiğinin bir göstergesidir” şeklindeki yorumları, bütün bu gelişmelerin ABD ve AB’nin bilgisi dahilinde ve direktifleri istikametinde tezgahlandığını gösteriyordu. Tabi TSK bünyesinde ABD ve AB’nin sevdiği ve sahiplendiği bir gelişmenin ne denli milli ve haysiyetli sayılabileceğini de izan sahiplerinin vicdanlarına bırakmak gerekiyordu!? Unutmayalım: · ABD Irak batağından çekilip, Barzani Kürdistanının güvenliğini TSK’ya bırakmak istiyordu. · Güneydoğu’muzda bağımsız Kürdistan’ı kurmaya çalışıyordu. · ABD ve İsrail, İran’a, en azından gözdağı verecek bir hazırlık yapıyordu. · ABD, Libya örneği Suriye’ye de bir müdahale için fırsat kolluyordu. İşte bu nedenlerle, ABD’nin başını ağrıtmayacak ve AKP iktidarına sorun çıkarmayacak bir komuta kademesi oluşturmak için, 2010 YAŞ’ı öncesi düğmeye basılıyordu. Üstelik, sürekli ve sistemli bir propaganda ile, “Terörle mücadelede başarısız ve beceriksiz” gösterilen TSK’nın pasifize edilmesi ve polisin ağır silahlar ve yetkilerle güçlendirilmesi süreci de tıkır tıkır işliyordu. Hatırlayalım: 2010 YAŞ’ı sırasında bazı komutanlar açıkça hedef alınıp yıpratılırken, “sakın dile düşürülmesin, gündeme getirilip nazar değmesin” denilen bir komutan, ileride GKB yapılmak üzere Jandarma Genel Komutanlığına taşınıyordu. Başta TARAF olmak üzere, yandaş ve yalaka medya TSK’ya toptan savaş açmışken bu Özel Paşaya olan ilgi ve sevgileri dikkatlerden kaçmıyordu. Hatta Silvan’da 13 askerimizin pusuya düşürülmesi üzerine, Genelkurmay’ı suçlayan ve saldıran medyanın, konunun 1. derecede sorumlusu olan Jandarma Genel Komutanımıza toz kondurmamaları da, bu piyonların ve dış patronlarının niyetlerini ortaya koyacak şekilde sırıtıyordu. Niye saklayalım, silah arkadaşları olan diğer Kuvvet Komutanları ve Genelkurmay Başkanı, elbette oldukça önemli ve ciddi gerekçelerle istifa ederken, Sn. Org. Necdet Özel’in BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın peşine takılıp koşturması, bizim içimize sinmiyordu. Ama “İnşallah Necdet Özel Paşamız da, bütün bu dolapların farkındadır ve gerektiği yerde beklenen tavrı koyacaktır” kanaatiyle gönlümüz teselli arıyordu. Ve zaten haftalar önce Emre Uslu’nun TARAF Gazetesinde “AKP’nin yeniden tek başına iktidara gelmesi halinde GKB Işık Koşaner’in istifa edeceğini” yazması da ABD ve AB destekli AKP senaryolarının bir yansımasıydı. Bütün bu sinsi ve tehlikeli gelişmeler karşısında bile hala AB raportörü ağzıyla: “Türkiye demokratikleşiyor” diye zil takıp oynayanlar ve hele Ergenekon senaryolarının, TSK’yı hizaya sokma ve Sevr’in önündeki en zorlu engeli aşma operasyonlarına dönüştürüldüğünü hala anlamayanlara “öyleyse biraz daha bekleyin” demekten başka söz kalmıyordu. Bakalım Ahmet Altan gibi Sabataist ve ateist şımarıkların sevinç çığlıkları ne zaman boğazlarına düğümlenip kalacaktı? Ordumuzu, BOP’un bir karakolu ve emperyalist-Siyonist odakların lejyonu yapma planlarına; TSK’yı, ertelenmiş Sevr’in ve Lozan’ın gizli maddelerinin gereği Türkiye’yi parçalama planları önündeki en son ve zorlu engel konumundan çıkarma hesaplarına geçmeden önce, acı ve çarpıcı bir tespitte bulunalım ve tabi “Dost acı söyler, ama ilacı söyler” atasözümüzü unutmayalım: Bize göre Recep T. Erdoğan iktidarının; işsizlikten başörtüsüne, ziraattan sanayiye ülkenin hiç bir problemini çözmediği, hatta eskisinden bin beter hale getirdiği halde, üçüncü defa ve yüzde elli oranında oyla seçim kazanmasının en önemli etkeni, halkın nazarında “Onun döneminde büyük bir cesaretle askerin üzerine gidilmesi, generallerin hesaba çekilmesi ve çetelerin çökertilmesi” oluyordu!? Recep T. Erdoğan, yabancı ve yıkıcı bir proje olan ve Türkiye’miz dahil 27 İslam ülkesinin parçalanıp bölünmesini amaçlayan BOP’un eş başkanı olarak; ABD, AB ve İsrail’in teşvikiyle TSK’yı zayıflatma ve hizaya sokma planının taşeronluğunu yapsa da, maalesef halkımız olayın bu yönünü görmüyor, hatta görmek istemiyordu. Peki, TSK nerde hata yapmıştı da, hangi konularda halkımızı derinden yaralamıştı da, AKP iktidarı, bunca tahribatına rağmen, sadece “bu orduyu hizaya sokma kahramanlığı(!) karşılığı” yüzde elli oy alabiliyordu? Asıl yanıtının verilmesi ve kesinlikle bir özeleştiriye gidilmesi gereken konu buydu. Şimdi siz kalkar da: · Bir zaman Amerika’da rastlandığı gibi “zenciler ve köpekler giremez” cinsinden, askeri lojmanlara ve askeri sosyal alanlara, subayların türbanlı-sakallı anne babalarını ve akrabalarını bile sokmazsanız… · “Hanımı başörtülüdür” diye çalışkan ve başarılı subay ve astsubayları ordudan atarsanız… · T.C. Devletinin resmi okulları olan İmam Hatip mezunlarını düşman görüp orduya almazsanız… · “Yanında Kur’an taşıyor”, “Arapça ve Farsça kökenli kelimeler kullanıyor”, “tatilde memleketinde sivil olarak Cuma namazına katılıyor” diyerek kendi mensuplarınızı fişlemeye ve sicilini karalamaya kalkışanları bağrınızda barındırırsanız… · Daha da beteri: görev arkadaşlarını ziyaretçi gibi evlerine gönderip birbirine casusluk yaptırarak “hanımını plaja göndermediği, kokteyl gibi mecburiyetler dışında içki içmediği, dans etmediği” gerekçesiyle subaylarımızı kara listeye aldıranların yularını uzatırsanız… · Bunlarla da hızını alamayıp, sivil kurum ve okullara casuslar sızdırıp: “Filan bayan öğretmen, okul dışında başörtüsü takıyor, filan dindar öğretim üyesinin dekan olmasından korkuluyor, filan okulda Atatürk köşesi var ama yasak savmak cinsinden göstermelik ve özensiz duruyor, filan İmam Hatipteki 10 Kasım törenleri çok cansız ve cılız geçiyor” gibi raporlar düzenleten komutanlarınızı bu denli başıboş bırakırsanız… · Ve dahi kahraman ordumuzu en çok seven, milli harp sanayi için hayatını veren Erbakan Hoca gibi bir efsane Başbakanın, ABD Siyonist lobilerinin teşvik ve tertibiyle ve 28 Şubat darbesiyle indirilmesine alet olan mensuplarınıza göz yumarsanız. Özetle, “ordu, işini gücünü bırakmış, milletin diniyle savaşıyor” kanaatini oluşturursanız.[1][1] İşte o yüzden bu millet, hiçbir hayırlı ve yararlı icraat yapmasa bile, sadece “halkımızı bu denli üzen ve ezen generallerden hesap soruyor” şeklinde sahte kahramanlık rolü oynayanlara yüzde elli oy veriyordu!.. Ve bu sonuçtan herkesten önce TSK’nin ders çıkarması ve artık Müslüman halkıyla samimiyetle kucaklaşması gerekiyordu. Şimdi gelelim asıl sorularımıza: 1- Hasdal’da hapsedilen general sayısı 50’ye yaklaşan, Harp Akademileri Komutanlığında görevli her 7 komutandan biri zindana tıkılan bir ordu, nasıl yurt savunması yapacak ve hangi moralle düşmanla savaşacaktı? 2- Bu tutuklamalar dış tertipli bir tezgâh ve tuzaksa; ehli iz’an ne zaman karşı çıkacak ve milli vicdan ne zaman uyanacaktı? 3- Yok, bu komutanlar gerçekten suçluysa ve Müslüman milletin inancına ve iktidarına sataşmak için komplolar kuruluyorsa, Peygamber ocağımızı bu hale sokan Mason İttihat ve Terakki kafasından ve NOTO tahribatından bu kutsal kurum ne zaman kurtulacaktı? 4- Mevcut iktidar, TSK’yı karalama ve kolunu kanadını kırma operasyonlarına taşeronluk yapıyor ve bununla siyasi rant topluyorsa, bu güdümlü demokrasiyle ülkemiz nereye varacaktı? Türkiye, hangi karanlık badirelere kaydırılmaktaydı ve kimler sahip çıkacaktı? 5- Özenle gizlenen “GEN”lerinin gereği, kızlarını Amerikan vatandaşı Yahudilerle evlendirmekten çekinmeyen bazı paşaların “Laiklik, Kemalizm” gibi kuru kavramlara sığınmalarına artık kimse aldanmamaktaydı ve halkımız bunları yutmamaktaydı. AKP Ankara Milletvekili Haluk Özdalga: “Silahlı kuvvetler reformu” başlıklı yazısında TSK ile ilgili dönüşüm planlarını şöyle deşifre ediyordu: “Hedef, devletin genel işleyişi içinde silahlı kuvvetlerle ilgili işlerin ve savunma siyasetinin hükümetler tarafından belirlenmesi ve uygulanmasıdır. Personel siyasetini ve bütçesini kendi belirleyen özerk bir yapının ekonomik açıdan verimli işleyebilmesinin zorluğu herhalde açıktır. Askeri etkinlik açısından durum ilk bakışta o kadar aşikâr görünmeyebilir. Komuta zinciri Bu noktada, silahlı kuvvetler reformu sırasında da dikkatle gözetilmesi gereken 'komuta zinciri' kavramı üzerinden ve somut örnekler vererek konuyu biraz açalım. Vietnam Savaşı'nda yaşanan kuvvetler arası (kara, hava, deniz, vs.) ciddi koordinasyon sorunları üzerine ABD Başkanı Reagan 1985'te, silahlı kuvvetlerin komuta yapısının yeniden düzenlenmesini talep etti. Askerî çevrelerde iyi bilinen bir kanun ile (Goldwater-Nichols Yasası, 1986) Pentagon'un yapısı ve işleyişi kısa süre içinde geniş kapsamlı bir değişikliğe uğradı. Bütün dünya coğrafyası altı bölgeye ayrıldı (Avrupa, Pasifik, vs.), ilaveten üç temel askerî fonksiyon belirlendi (ulaşım, özel operasyonlar, stratejik işler) ve böylece dokuz adet birleşik muharip komutanlık kuruldu. Her birinin başına dört yıldızlı bir muharip komutan (combatant commander) getirildi. Komuta zinciri olabilecek en basit şekle indirgendi: Başkan-savunma bakanı-muharip komutan. Görüldüğü gibi, komuta zinciri içinde Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları bulunmuyor. Çünkü harekât içinde yer almıyorlar ve o nedenle komuta yetkileri yok. Genelkurmay başkanı silahlı kuvvetlerin en yüksek rütbeli subayı ve görevi başkan ve savunma bakanına askerî konularda istişare sağlamak. Kuvvet komutanlarının görevi Genelkurmay başkanına yardımcı olmak ve ayrıca kendi kuvvetlerini teşkilat, eğitim ve donanım açısından hazır bulundurmak. Bu kuvvetler yukarıda belirtilen dokuz muharip komutanın emrine tahsis ediliyor ve kendi kuvvet komutanından değil, sadece muharip komutandan emir alıyor. Amerika'nın küresel askerî üstünlüğünün arkasında, demokratik kontrol ilkesine uygun; askerî komuta zincirini doğrudan (transfer edilmeden) işleten; koordinasyon sorunlarını en aza indiren böyle bir sistem var. Komuta zincirinin aracısız ve doğrudan olması, muharip yapı içinde yer almayan ve değişik kuvvetlerden gelen kurmayların oluşturduğu bir heyetin kendisine arzu edilmeyen özerk alanlar yaratmasının önüne geçiyor. Önemli bir adım, Genelkurmay'ın Milli Savunma Bakanlığı'na (MSB) bağlanması. En uygun yaklaşım, konunun anayasa kapsamından çıkarılıp yasalara bırakılması. Ancak Genelkurmay'ın MSB'ye hemen bağlanması pratik nedenlerle zor. Çünkü MSB mevcut kapasitesiyle bu yükü taşıyabilecek durumda değil. Silahlı kuvvetler, özerk alanlarını mümkün olan en geniş şekilde korumak ister ve o nedenle devlet veya hükümet başkanlarına bağlı konumda bulunmayı tercih eder. Askerî istihbarat ve eğitim Dönüşümün bu kritik aşaması, iki önemli konuyla daha yakından ilgili. Askerî istihbarat ülkenin iç işleriyle ilgili olmamalı. Türkiye'de ve başka ülkelerdeki tecrübeler gösteriyor ki, aksi takdirde silahlı kuvvetlerin görev alanları dışına çıkarak ülkenin iç işlerine ve siyasete karışma eğilimi artıyor. O nedenle askerî istihbaratın sınırları çok iyi belirlenmeli. Diğer konu eğitim. Sivil-asker ilişkilerinin doğru temellere oturmasının en derindeki güvencesi, demokratik değerlere uygun bir zihniyet dönüşümü. Silahlı kuvvetlerin eğitiminde böyle bir gelişmenin önünü açacak müfredatlara yer verilmeli, engelleyici ideolojik unsurlar ayıklanmalı. Ayrıca, harp akademilerinde sivillerin eğitim alma imkânı genişletilmeli. Ancak, etkili bir savunma bakanlığı oluşmadan, askerî istihbarat ve eğitimle ilgili bu hususların tam anlamıyla başarılması zor. TSK; değişik askerî kavramlar, teşkilatlanma prensipleri, silah standartları dâhil pek çok konuda Batılı ülkeler ve NATO ile uyum içinde çalışan bir kuruluş. Bu uyumun silahlı kuvvetlerin en hayati işleyiş ilkeleri açısından da sağlanmasının zamanı artık çoktan geldi.” [2][2] AKP’li Haluk Özdalga’nın bu yazdıklarından: 1- TSK’nın komuta yapısını bozup, kuvvet komutanlarını ve Genelkurmay Başkanını sadece protokol mankeni olarak devre dışı bırakacak yeni ve yetkili “muharip komutan”lar zinciri oluşturmak ve bunları doğrudan Başbakana bağlamak 2- Böylece işbirlikçi iktidarlar eliyle TSK’yı Amerika’nın güdümüne ve kontrolüne sokmak 3- Askeri istihbaratı zayıflatmak, yani tabiri caizce Orduyu kör ve sağır konumuna taşımak 4- Türk Ordusunda, NATO’nun müdahil olmadığı hiçbir alan ve komutan bırakmamak 5- Bütün bu şeytani girişimlerin asıl anlamı ve amacı: NATO’ya bağlı tüm orduların ve iktidarların yularını ABD’li Siyonist Yahudi odakların avucuna tutuşturmaktı. Yani işbirlikçi iktidar üzerinden TSK’yı ABD Yahudi Lobileri yönetmiş olacaktı. ABD’nin “Savaş Konseyi”nde büyük değişim: Yahudi Panetta Pentagon’un başına getiriliyordu: ABD Savunma Bakanı Yahudi Robert Gates görevinden ayrılmadan önceki son resmi yolculuğu sırasında Newsweek dergisine, çarpıcı açıklamalar yapmıştı. Gates, ABD'nin dünya sahnesindeki hâkimiyetini kaybetmeye başladığını vurgulamıştı. Siyonist eski Savunma Bakanı, "Tüm yetişkinlik hayatım süresince ABD bir süper güçtü. Ekonomisi çok güçlü olduğu için sırtı hep pekti. Artık farklı bir devredeyiz. Açıkçası emekli olmamın nedenlerinden biri de bu, çünkü dünyayla ilişkisini sürekli daha da azaltmak zorunda olan bir hükümetin parçası olmak istemiyorum" diye sızlanması, ABD’nin çöküşe geçtiği anlamını taşımaktaydı. Gates, ABD'nin kaybetmesinden korktuğunu, ancak bunun gerçekleşmemesini umduğunu ve Pasifik'te dahi güçlü bir ABD’yi görmek istediğini hatırlatmıştı. Bunun ancak ABD’nin ve müttefik ülkelerin silahlı kuvvetlerinin yapısını gözden geçirilmesi durumunda başarılacağını hatırlatmıştı. Afganistan'da Vietnam gibi kaybettik Robert Gates, Afganistan işgali konusunda ise, Vietnam benzetmesi yapmıştı. Gates, Vietnam'da doğru stratejiye geç geçildiğini, aynı hatanın Afganistan'da da tekrarlandığını açıklamıştı. Bu arada Amerika Birleşik Devletleri'nde 30 Haziran'da emekliye ayrılacak olan Savunma Bakam Robert Gates'in yerini alacak isim resmen açıklanmıştı. Başkan Barack Obama tarafından aday gösterilen, Merkezi Haberalma Teşkilatı'nın (CIA) Başkanı Yahudi Leon Panetta, Pentagon'un başına atanmıştı. Amerikan Senatosu'nca oybirliğiyle onaylanan Panetta, 1 Temmuz'da göreve başlayacak, Onun boşalttığı CIA koltuğuna ise ABD'nin Afganistan'daki ordusunun komutanı Yahudi David Petraeus oturtulacaktı. İşte görüyorsunuz, ABD’nin savunma ve istihbarat kurumları tamamen Yahudilerin elinde bulunuyordu ve tüm müttefik ülke orduları da “demokratik değişim” palavrasıyla Yahudi güdümüne sokulmak isteniyordu. AKP merkez ve il yöneticileri ve bölücü KADER temsilcileriyle sıkı fıkı olduğu bilinen ABD Ankara Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Berna Keen’in kriptosundan yeni Meclis’in yol haritası olarak TSK’ya operasyon ve özerklik çıkıyordu: 12 Haziran genel seçimlerinden tam on gün önce ABD Ankara Büyükelçiliği'nden merkeze "Acil" kodlu bir kripto çekiliyordu. ABD Ankara Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Berna Keen'in 2 Haziran günü "Çok gizli" notu düşerek çektiği bu kripto, ABD'nin seçimlerden sonra Türkiye'de işleteceği takvimin şifrelerini veriyordu. Büyükelçiliğin seçim tahminleri Yeni Meclis'te AKP, CHP ve BDP’nin nasıl yönlendirileceği, özerklik için hangi planların işletileceği, Özerklik tartışmasının uluslararası zemine taşınma prosedürleri, TSK'ya yeni operasyonların hedefi hepsi bu kriptoda yer alıyordu. TSK'ya operasyona devam talimatı "Çok gizli" kripto, TSK'ya karşı dozu gittikçe artan operasyonların nasıl bir boyut kazanacağını gözler önüne seriyordu. İşte kriptodaki TSK operasyonun satır başları: "Türk Silahlı Kuvvetleri muvazzaf personeli ile ilgili plan uygulamaları beklenen gelişmeler doğrultusunda oluşmaktadır. İnisiyatifleri nötrdür. Aksi gelişmeler hususunda herhangi bir emare bulunmamaktadır. Genelkurmay eski başkanlarının yargılanmaları hususunda hukuki alt yapı hazırlıkları tamamlanmak üzeredir. Yargılamalar hızlanacaktır. (LS plan) Profesyonel ordu çalışmaları tamamlamak üzeredir." Özerklik planı Kripto, ABD'nin Kürt planı ve "Özerlik" ilanı için işletilecek takvimle ilgili önemli bilgiler de içeriyordu: "Bağımsız Kürt milletvekilleri çok sert muhalefet yaparak bölgesel özerklik konusunda etkili bir konumda tartışmalı; bölgeye, gelişmelere göre yeni plan önermeler etkin kılınmalıdır. Yerel özerklik, mahalli idareler planlarına işlerlik kazandırılmalı. Ülkedeki Kürt ofislerinin sayısı çoğaltılmalı." Keen, özerlik tartışmalarının uluslararası zemine taşınması ve şu adımların atılması gerektiğini belirtiyordu: "Avrupa'da Kürt egemenlik hareketi ofislerine gereken düzenleyici katkılar uygulamaya sokulmalıdır. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nde "Kürt Temsilci Masası" mutlaka gündeme getirilmelidir. Var olan işlevsiz ofislere aktiflik kazandırılmalıdır.” ABD’nin TSK planının ayrıntıları TSK ya operasyonun boyutu, kriptoda yazılan Genelkurmay eski başkanlarının yargılanması ve profesyonel orduya geçişle sınırlı kalmıyordu. Çok daha kapsamlı planın ayrıntıları şunlardı: · Asker sayısı 250 bine indirilip azaltılacak. · Zorunlu askerlik daraltılacak. · Genelkurmay Başkanı Savunma Bakanına bağlanacak. · Milli duruşlu subayların bir kısmı davalarla saf dışı bırakılacak. · Diğerleri yüksek ikramiyelerle özendirilip emekliye ayrılacak. · Kalan subaylar sözleşmeli olacak. · Bütün subayların terfi ve tayinini, performansa ve sadakate göre hükümet yapacak. · Ordu iç güvenlikten uzaklaştırılacak. · Jandarma İçişleri'ne bağlanacak. ABD’nin yeni TSK projesi tıkır tıkır işliyordu "Bir ülke silahlı kuvvetlerinde suya tirit gerekçelerle onlarca general esir alınıp zindanlara anlıyorsa, bilinmelidir ki o silahlı kuvvetler tasfiye ve de yeniden inşa edilme sürecindedir. Milli devletin vazgeçilmez teminatı olan TSK, adım adım çökertilmektedir. Hasdal'a hapsedilen muvazzaf general sayısının 50’ye yaklaşması bunun somut delilidir. 'Darbeden yargılanıyor' gibi iddialar komiktir. İşte 28 Şubat Darbesini yapanlar ve AKP’yi iktidara hazırlayanlar ortadadır ki onlara hiç ilişilmemektedir. Darbe hesaplaşması ambalajıyla TSK'yı sindirme ve dönüştürme faaliyeti yürütülmektedir. Yargı dahil bütün kurumları fetheden AKP'nin yeni hedefi TSK'nın ele geçirilmesidir. Tam 3 yıl boyunca yapılan yayınlar, aşağılamalar ve tutuklamalarla önce korkutup sindirdiler, bugün dönüştürme aşamasına gelinmiştir. İşte Hüseyin Gülerce YAŞ'ı işaret ederek bu hedefi açıktan dillendirmiştir ve Projenin gerçek sahibi ise AKP değil, ABD'dir." Hüseyin Gülerce: ‘28 Şubat ayıbı, Gülen dönünce bitecek’ diyordu! "Türkiye 'sivilleşme-demokratikleşme alanında ve halkın iradesinin yönetime yansıması ve saygı duyulması' yolunda önemli bir mesafe aldı. Ama 28 Şubat surecinin etkileri tam olarak geri döndürülemedi. O dönemde medyamızın bir bölümünde nereden servis edildiği belli olmayan kasetlerle başta Fetullah Gülen olmak üzere birçok isme karşı 'infaz' mekanizmaları harekete geçirilmişti Amaç belliydi; bu insanları saygı gördükleri toplumdan ayrıştırmak, koparmak ve yalnızlaştırmak… Evet, çok açık ve net yazıyorum: Türkiye'nin 'gerçek bir demokrasi yolunda' daha hızlı ilerlemesi için Gülen'in dönmesi ve her şeyin 28 Şubat öncesi gibi kaldığı yerden devam etmesi gerekli. Bu noktada siyasi otoriteye çok Önemli bir görev düşüyor; başta Gülen olmak üzere, bu ülkeden ‘zorla tecrit edilen’ herkesin, buradaki sevdiklerine kavuşmaları için ‘güven verilmeli’ ve bu 'son adım' mutlaka ama mutlaka atılmalı..." Gülen’e göre cemaatin önünde tek problem vardı: Kim bu küçük fakat tesirli grup? Fetullah Gülen ise: “Türkiye’de, kısmen birtakım harici tesirlerle de birlikte kardeşçe yaşamadan rahatsız olan ve bunu menfaatlerine aykırı bulan çok küçük fakat tesirli grup var” demişti. Peki, ama bu küçük grup kimdi? Gülen buna açıklık getirmemişti. Fetullah Gülen bu demeci, Almanya'da Türkçe-Almanca yayın yapan Deutsch Türkische Nachrichten haber sitesinden Michael Maier'e vermişti. İşte o söyleşi: Soru: Türkiye'de Kemalistler ile Müslümanlar arasındaki uçurum hep devam edecek mi? F. Gülen: Bu soru, Kemalistler içinde Müslümanların, Müslümanlar içinde ise Kemalistlerin olmadığı veya bu iki kesimin birbirinin tamamen zıttı olduğu gibi bir düşünceyi barındırmaktadır. Yani ne Türkiye'de Müslümanlar ve Kemalistler olarak her bakımdan ayrışmış iki gruptan söz edilebilir ne de bu iki grup arasında kapanmaz uçurumların varlığı söz konusu edilebilir. Biz, kaynaşmış bir mozaik niteliğine sahip bir "imparatorluk" toplumunun mirasçılarıyız. Fakat ne yazık ki Türkiye'de, kısmen birtakım harici tesirlerle de birlikte kardeşçe yaşamaktan rahatsız olan ve bunu menfaatlerine aykırı bulan çok küçük fakat tesirli grup var. Yoksa ayrışmış Müslümanlar ve Kemalistler diye iki grup yok.” Bu arada asıl sorulması ve üzerinde durulması gereken konu şudur: Fetullah Gülen’in “çok küçük ama oldukça etkili” gördükleri bu grubun gücü nereden kaynaklanıyordu? Fetullahçıların arkasında dünyanın süper gücü zannedilen Amerika bulunduğuna göre, onların bile söz geçiremediği ve Fetullah Gülen’in dönmesine izin vermediği bu grup, kimlerden oluşuyordu ve hangi düşünceyi taşıyordu?

 
Mustafa Yaprakçı
 
Dünyayı değiştirecek Ordu TSK

Şu anda takriben 300 senedir dünyayı ele geçiren siyonist düzeni yerle bir edebilecek tek kurum TSK ve onun şanlı komutanlarıdır.Türkiyenin en milli kurumu ise Kahraman Ordumuzdur.Bu ordu 2220 yıllık bi ordudur.Defalarca tapınak şovalyelerini masonları denize dökmüş ve bu hususta çok tecrübelidir.TSK ya düşmanlık etmek remen Gavur uşaklığıdır.
 
Cemal
 
YORUMLARDAN ÇIKAN SONUÇ:

Şimdiye kadar yandaş-işbirlikçi sitelerde Türk Ordusu Kurmay Kadrosu'na her türlü kirli iftirayı atmakta zerre kadar beis görmeyen, cemaatin CIA tarafından kodlanmış ing. nickli salya-sümük dört köşe saldırma heveslisi kudurmuş köpeklerinin, yeni GKB.'nın belli olmasından sonra, buraya da doluşmalarından anlıyoruz ki, Hüseyin Gülerce'nin Zaman'da 1.5 ay önce işaret fişeği olarak attığı, "YAŞ sonrası yeni komuta kademesi bizim test aşısı olacaktır" savı tutmuş durumda.

Tabi bütün bu olayları, haberleri ve altlarına yazılan yorumları ezeli Türkiye Cumhuriyeti düşmanı dış güçler de okuyor ve iyi biliyorum ki, içine düştüğümüz bu acınası açmaz, işlerine geldiği için son derece zevk alıyorlar.

Bugünlerde kabak gibi ortaya çıkan gerçek şu: Son 61 yıldır demokrasi insan hakları diye diye, özellikle kırsal kesimde sürgün verip yeşeren, din alıp din satan kesime verilen tavizler bugünlerimizi hazırlayan en büyük etken olmuş. "Artık cenazeyi yıkayacak din adamı bile kalmadı" gerekçesiyle Türk Eğitim Birliğini delip din adamı niyetine açılan imam hatip benzeri okullar (hepsi için söylemiyorum) dünya kadar Cumhuriyetin altını oyacak kadrolar yetiştirmiş.

Özellikle 12 Eylül 1980'den sonra askeri rejime medyunu şükran olduğunu kendi cemaatine ait Sızıntı dergisinden açıkça ilan eden Fettoş'un, Özal ve ekibince korunarak kurduğu okullar ve ışık evleri, içi zehirle dolu lağım fareleri yetiştirmede çok başarılı olmuş.

2002'ye kadar bunlar, hep çift dilli, çift beyinli bir şekilde yaşamış. 28 Şubat sonrası süreçte yapılan yanlışların merkez sağın iyice çökmesine sebep olmasından itibaren, bu yılan tayfası gizlendikleri lağım deliklerinden, kovuklarından çıktılar ve gerçek yüzlerini, niyetlerini yavaş yavaş göstermeye başladılar.

Ergenekon ve Balyoz Davalarının açılmasından sonra Cumhuriyeti korumakla yükümlü Anayasal Kurumlar ve Türk Ordusuna vurulan her darbe bu şerefsizlerin iyice ortaya çıkmasına ve adeta kudurmuş köpekler gibi ortalıkta gördükleri kendileri dışındaki her ferdi dalamak istemelerine yol açtı. Birazcık izan ve feraset sahibi olsalar ülkenin içine düştüğü acınası durumdan kendilerine de bir pay çıkarır, utanırlar ve karınca kararınca işin bir ucundan tutmaya çalışırlardı.

İllâki devlet tümüyle çökecek, Irak ve Afganistan gibi paramparça olacağız. İşte o zaman geldiğinde, yine içerde Silivri-Hasdal Mapus Damında yatanlara bunun suçunu atıp, yağ gibi sıyrılmasını bilirler gibime geliyor. Çünkü bu tayfanın hiç birinde yüz yok, ahlâk yok, ferasetin kırıntısı yok.

Son sözüm YAŞ sonrası oluşacak GKB. dahil yeni komuta kademesine:

Çeşitli haber sitelerindeki haber ve yorumlardan gördüğüm kadarıyla, başımızdaki püsküllü belâ siyasi iradenin, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının sizden beklentileri çok fazla, haberiniz olsun. Bunlar sorgusuz sualsiz her emri uygulayacak, yeni anayasaya uygun yeni kanunlar çerçevesi ayaklarıyla Atatürk Cumhuriyeti Türkiyesi'nin altını oyduracak Cemaat soslu Tak-Şak Paşa istiyorlar. Bunlara verilecek her ödün, ülkenin biraz daha parçalanıp yok olmasına sebep olacaktır.

Yok, eğer "bizler bu yeni ittifakdan çok memnunuz, Küresel Çete emrindeki Cumhuriyet düşmanı bir iktidar ve kökü Pensilvanya'da olan Fettoş Cemaati'nin kolları arasında yaşamaktan çok mutluyuz" diyorsanız Atatürk'ün adını, ideâllerini, ulus devleti, üniter yapıyı ağzınıza almayacaksınız.

Saygılarımla...

 
ATATÜRK KIZI
 
Diyorum ki.....

Burada birileri Türk Ordusu'na ve Türk generallerine çatacağına, generalleri ve ailelerini suçlayarak küçük düşürmeye, karalamaya çalışacağına ve kulaktan duymalarla, bu vatana savaş açanları görmeyenlere önce baksın-/lar... evet, ilk önce Vaşington'a-Pentagon'a- secde tutanlara baksın birileri. Milletin geleceğini ve milli servetleri o ''dinsizler'' dediklerinden ve Siyonist'lerden aldıkları 'üstün cesaret madalyası'nı' eleştirsinler. BOP ile Türkiye Cumhuriyeti'ni ABD'li Sam Amca'ya nasıl teslim etmek istediklerini, demorkasiyi ve hukuku kullanarak Türk Ordusu'nu nasıl conilerin emri altına alınmasını planladıklarını anlasın önce birileri de sonra Türk Ordusu hakkında atıp tutsun-/lar.
 
TURAN ÇELİKEL
 
yapma ya

kocum ınsan ıster yahudı ıle evlenır ıster hrıstıyan ıle sana ne mılletın evlilıgınden hıyarto?aha tıpık dıncı mazosıt ıste.yuru gıt,ne bılgın var ne bılıyorsun da gevezelık yapıyon burda!sen gıt kürt arıncın gözyaslarını yala.hadı yallah
 
turan çelikere
 
peki buna cevap ver

cetin doğan vs bazı komutanların yabancılara yahudi lere verdikleri kızlarına ne diyecen bakalım nasıl inanacaz bunların yahudi olmadığına paso sallıyor yazıyorsun git adam gibi öğren sonra yaz şebelek cahil herif bunlar ın bir kısmı has yahudi israil boşa üzülmüyor ....
 
TURAN ÇELİKEL
 
öyle değil

asagıdakı zevata soyluyorum slp33walker adlı zevata.senn o yahudı dedıgın ılker basbug ıse olayı sana anlatayım.ılker basbugun mescıdı aksa ıcınde dua derken de cekılmıs resmı var onu servıs etmedı vakıtcıler ama nıye ıslerıne gelmedı cunku!kımsenın camı bombaladıgı yok planlar uzerınde oynanmıs sadece.EMASYA planı vardır bılmezsın sen aklın ermez o ıslere ulkenın butunlugu ve vatanın bekaısnın saglanması ıcın askerde polısde plan yapar ama boyle duzmece ıslerle degıl.turk devletıne aynen metın yavuz pasamın tabıryle o kene gıbı duran turban denen soytarı kıyafetını gecıremezsınız.size bu ulke kalsa 4.dunya ulkesı olur.dın adı altındakı gevezelıkler yok özgurluk yok ınsan hakları tamamen batının sız dıncı bölucu ve yobazlarının agzına bal caldıgı sahte laflardır.gercekte ne sızı batı avrupa ne amerıka kımse sızı adam yerıne koymamaktadır ama sartlar ve duzen oyle gerektıgı ıcın sızınle oynarlar.ama sızde bunu bılıncıne varcak zeka nerde?ancak mustemleke olursunuz.turk develtıne ve ataturke karsı yapacagınız her turlu karsı gırısım cezalandırılır bunu boyle bılın muptezeller.

 
sl33pwalker
 
denge

bu yazıyı yazanda az biraz insaf varmı. bu sitede andıç sitesimi nedir. be insafsızlar, darbecilerimi yoksa cami bombalayacaklarımı koruyorsunuz. şunu bilinki halk sizin gibi düşünmüyor. herşeyin farkındayız. yazı başlığına bak hele. yüzü doğuya dönükmüş pehh. yüzü doğuya dönük ne paşalar gördük. ağlama duvarında kippalı fotoğrafları boy boy yayınlandı. darbecilere, balyozculara, israil sevdalılarına yaranmak için emekli olanllara bu millet saygı duymazzz...

 
Kayserili
 
Hayırlı olsun

Vatana Millete hayırlı olsun
 
Ahmet Emin
 
TEK SORU

Necdet Özel döneminde profesyonel orduya geçilip Libya'da olduğu gibi Suriye-İran'a karşı NATO-ABD yanında savaşa girilecek mi?
 
Turan
 
Polyanna Olmayalım

Orgeneral Necdet Özel'in, 22. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve 23. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu olmasını beklemek... Hilmi Özkök komutana kızılıyor; ama kendilerine “çok güvenilen” Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ ve Işık Koşaner kendilerinden beklenileni veremedi. Pkk karşı girişilen mücadelede hala ABD’den destek beklenerek, başda Eşref Bitlis Paşamız olmak üzere tüm şehitlerimizin kemiklerini sızlattılar. Yaşar Büyükanıt, Dolmabahçe buluşması ( buluşmanın içeriği Wikileaks Belgelerinde yayınlandı) ve zırhlı emeklilik arabası sonrası her şeyi unuttu, ilker Başbuğ kitap yazıp 1 Mart Tezkeresine ve Nato' ya destek verdi. Hatırlayalım, esir alınan komutanlarımızın çoğu ABD'nin Türkiye üzerinden operasyonlarına karşı çıktıkları için Silivri ve Hasdal' da bulunmaktadırlar. Onlara destek Hasdal'ı ziyaret etmekle olmaz; Türkiye’nin en iyi ihraç malı askeridir” diyen G.Soros zihniyetine diklenmekle olur. Büyükanıt, Başbuğ ve Koşaner Paşa, Genelkurmay Başkanlığına geldiklerinde çok yüksek beklentiler içersindeydik ama yaşanan süreç içersinde gördük ki TSK ya yapılan psikolojik harekate karşı pratikte TSK sitesinde açıklama yayınlamaktan daha ötesine gidemediler. Orgeneral Necdet Özel’in Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildiğinde top atışı yaptırmasına, Hasdal’ı ziyaret etmemesine ve yandaş medya tarafından göklere çıkartılmasına rağmen hepimizi yanıltabileceği düşünmek güzel; ancak Orgeneral Özel’in CIA ve Mossad‘ı yazarın deyişiyle “Orgeneral Özel'in aynı zamanda bir psikolojik harekat uzmanı olduğunu yazmayı unuttuk” demesiyle ters köşeye yatıracağını hiç sanmıyorum. ABD’nin istemediği komutanlara nasıl yaklaştığını Eşref Bitlis, Bahtiyar Aydın komutanlarımızın şehit edilmesinde veya 5 Kasım 1997 günü yapılan Toros-2/97 adlı tatbikatında hedef Kıvrıkoğlu Paşamız iken Allah’ın lütfu ile Paşamız bir anlık hareket etmesiyle hemen arkasında oturan Albay Vural Berkay gelen kör kurşunla sehit olmasında, görebiliriz. Kıvrıkoğlu Paşa hayatını kaybetseydi ne olacaktı? Bir kere komuta kademesindeki terfi kimlikleri değişecekti. O günlere geri döndüğümüzde, Kıvrıkoğlu’nun ortadan kalkması durumunda, dönemin kıdemsiz ama güçlü generali Çevik Bir’in aniden önünün açılacağını, normalde ulaşamayacağı Genelkurmay Başkanı koltuğuna bu durumda ulaşabileceğini biliniyordu. O zaman yaşanabilecek bu sürecin şuan, Erbakan’a atıfta bulunarak “kansız” olarak Kuvvet Komutanlarının istifasıyla yaşandığını söyleyebiliriz. Orgeneral Necdet Özel, teamüllere göre Genelkurmay Başkanlığı’na gelmesi imkansızken Ergenekon tutuklamaları, 2010 Yaş kararları ve şimdi ki istifalarla Genelkurmay Başkanlığı için önü açıldı. Saygılarımla.

 
Adnan
 
Necdet Özel'e Başarılar

Kendinizi bir de o paşanın yerine koyun. Görev ve sorumlulukları o kadar ağır ki. Nerden belli, şimdi istifa eden komutanların yarın şgüzar bir savcı tarafından soruşturmaya çağırılmayacağı... Nerden belli malum davalardam tutuklu yargılanmayacağı...Bunu çözmek için akıllı ve derin siyaset lazım. Üstelik iç ve dış düşmanların tetikte beklediği bir anda vatan savunması için zaman harcaması gereken durumda...!
 
malatyali
 
.

Org. Basbug'a da göreve gelirken de "demokrat pasa" demislerdi. TSK'nin ic yapisini bilemeyen arkadaslar bazi mihraklarin doldurusuna gelip hemen felaket senaryosu yaziyorlar. Orgeneral rütbesine gelen bir askerin vatana ihanet eden güclerle esgüdümlü hareket etmesi imkansizdir. Kelimenin tam anlamiyla ".....". Karargah aslanlar yurdudur. Sirtlanlarin orada hayatta kalmasi namümkündür.

 
fulya
 
yazari tebrik ediyorum

Mukemmel bir analiz,firsatci diyenlere sasiyorum,ordumuz acik acik bir psikolojik harb icindeyken sizce TSK mizin bassiz birakilmasi dogru olurmuydu?bence bununla en iyi sekilde mucadele edecek insan basa getirilmis,boylece TSK miz zaman kazanmis olacak ve gerekli tedbirlerini alacak,bu surecde bize dusen gorevse emperyalistlerin ve isbirlikcilerin gercek yuzunu Turk halkina anlatmak ve TSK destegimizi sonuna kadar gostermek olucaktir.

 
Bego
 
2013

akp için 2013 yılı çok önemliydi bu planın engellenmemesi için bunu bekliyorlardı yapılan basın açıklamalarını dikkatli okursanız istediklerini elde ettiklerini anlayacaksınız komutanlarımız görevlerinden tepki olsun diye ayrılmadılar ayrılmak zorunda bırakıldılar, paşanın açıklaması oldukça manidar ancak süreç için yeterli değil gibi geldi bana ve kimsede önemsemedi zaten hemen yeni paşanın peşine düştüler

 
SALDIRAY
 
Bekleyin bizi

naci nasıl saldıray mı hiç güleceğim yoktu...geçmiş ola...o bir emekli.....NACİ SENİN GİBİLERİN SONU YAKIN ÜZÜLMEYESİN BİGÜN YOKLARIZ SENIDE MERAK ETME DÖRT GÖZLE BEKLE YOLUMUZU.
 
fürkan sengun
 
oku

bak

 
izmir
 
taraf bertaraf olsun

merak eetiğimiz herşey hakkında yeterince bilgi veren bir yazı olmuş.çok teşekkür ederiz.Türkiye Cumhuriyet ini ve Türk Ordusunu Türk Millet ini bitiremeyecekler.bitiremezler.Askerimizin yanındayız.Vatan sağolsun!Tanrı Türk Ordusu ve Komutanlarımızla olsun Onlara her adımda yardım etsin.bir avuç imansıza ülkemizi parçalatmayacağız!
 
kara murat
 
teramisin

bence bu adam iyi bir komutan adamı elinizde olsa bir kasık suda boğacaksınız ,elinizde allahtan güc yok allah sizi gücsüz kılsın ama ben inanıyorum ki nejdet özel sizi bu düsüncelereden temizleyecektir adama ilk gününden karalamaya baslamıssınız adamın sucu yok günahı yok korkmayın o sizi yıkar temizler rahat olun kasmayın fazla
 
VATANIM
 
Sag olun,var olun

Yuregimize su serpiniz.Herkesin tasidigi endiseyi duyuyor,uzuluyorduk.O aksam istifalarla onurumuza sahip ciktiklari icin once sevindik.Bir saat gecmedi ki sevincin yerini moral bozuklugu endise aldi.Yasayip gorecegiz,umarim soyledikleriniz dogru cikar.Umarim ABD nin arzusunu yerine getiren Natocu ordu olmaz.Yuregimize su serptiginiz icin sag olun ,var olun...

 
turgut Gökveli oğlu
 
çakma kurmay başkanı..

Oğlum gidin işinize kireci bize süt diye yutturmayın.. Silah arkadaşlarını satan kimi satmaz.. Nejdet ÇAKMA genel kurmay başkanıdır. Benim gözümden düştüğü yerde kalcaktır
 
naci
 
nasıl

saldıray mı hiç güleceğim yoktu...geçmiş ola...o bir emekli
 
Murat
 
Nasıl olcak

Levent Bulut'un bir yazısından alıntı yapmakda fayda var şöyle diyor: Yeni Genelkurmay başkanına gelecek olursak. Her ne kadar okyanus ötesinden Hilmi Özkök geldiğinde rahat ederiz benzeri bir söylem henüz Necdet Özel için söylenmemiş olsa da; Bir kesim basının övgüler dizdiği yeni Genel Kurmaybaşkanın işi çok ama çok zor olacak. Hem göreve geliş şekli, hem belli bir medyanın kendisine övgüler dizişi yüzünden, yapacağı her eylem, söyleyeceği her söz didik didik edilecektir. Dinci yandaş medya da bu kadar övgü ve güven duyulduğuna göre, bir bildikleri var demek ki. Umut ediyorum ki Özel, kendine bir partinin Genelkurmay başkanı gibi söylemleri addettirecek uygulama ve davranışlarda bulunmaz.. Zira koltuklar, makamlar gelir geçer, önemli olan halkın vicdanında bir yerlere gelebilmek, halkın vicdanında bir yere oturabilmektir. Nasıl bir duruş ve tavır sergileyeceğini ise hep birlikte yaşayıp göreceğiz. bencede biraz bekleyip görmek gerekecek

 
ismail
 
ben inanmıyorum şahsen

böyle anlattığınız gibi birisi olduğuna inanmıyorum.arkadaşları istifa ederken fırsatçılık yapmış gibi gözüktü ve hiç bir açıklama ve eylemde bulunmadı bu konu ile ilgili.bana sıcak gelmedi necdet özel.ilker başbuğ bu alemde tek.


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
   
 
 
  •  


 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
KATEGORİNİN DİĞER HABERLERİ

   
GÜNCEL GENELKURMAY MEHMETÇİK DÜNYADA GALERİLER ASKERRADYOTV.COM
GÜNDEM
ANALİZ
ORDUMİLLET ELELE
SAVUNMA SANAYİ
DÜNYA ORDULARI
GENELKURMAY
KARA
HAVA
DENİZ
JANDARMA
SAHİL GÜVENLİK
KKTC
AZERBAYCAN
KOSOVA
BOSNA
AFGANİSTAN
SOMALİ
LÜBNAN

LİBYA
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ATATÜRK ŞARKILARI
TSK ARMONİ MIZIKASI
KARA KUVVETLERİ BANDOSU
DENİZ KUVVETLERİ BANDOSU
HAVA KUVVETLERİ BANDOSU
JANDARMA BANDOSU
SAHİL GÜVENLİK BANDOSU
TRT ÇOK SESLİ KOROSU
MEHTER MARŞLARI
 
           
ASKERHABER.COM BIR ASKERMEDYA.COM YAYINIDIR. ASKERHABER'E, ASKERHABER.NET, ASKERHABER.INFO VE ASKERHABER.TK ADRESLERİNDEN DE ULAŞABİLİRSİNİZ. AYSİMA DAGITICI BILGISAYARLARINDA BARINDIRILAN ASKERHABER.COM'UN TASARIMI GAZİ SOFT TARAFINDAN YAPILMIŞTIR. © 2011