Türk (!) basının düştüğü utanılacak durumu üzülerek izliyoruz.
"Geçmişini unutuyor" diye kızdığımız Ulusumuzu yönlendiren basının daha da beter durumda olduğunu görmek acı veriyor.
İşte son örnek.
Pervari'de öldürülen iki kadın teröristin cesedi kaçan pkklılar tarafından tuzaklanmış ve bu yöntem ilkmiş.
*****
Hatırlar mısınız, bir zamanlar Almanya, Türkiye'ye sattığı tanklar için, "Pkkya karşı kullanılmama" şartı koyuyordu.
Biz de, "He" deyip bildiğimizi okuyorduk.
O zamanlar bölgeden gelen fotoğraflarlara bakan Almanlar, "Pkk cesetlerini tanklara bağlayıp sürüklüyorlar" diye insan hakları yaygarası yapıyordu.
Konu Almanya Meclisi'nde tartışılıyor ve oradan alıntılarla bizim basında da gündem oluyordu.
*****
Peki Mehmetçik bunu niye yapıyordu?
İşte eğer cesedin altında tuzaklanmış bomba var ise patlasın diye.
O zaman böylesi araç gereç olmamakla beraber, dahası, askerin bir terörist leşine saatler ayıracak kadar vakti de yoktu.
*****
Terör örgütünün bu tuzağının yöntemi ise şöyle işliyordu:
Pkklılar, önce el bombasını toprağa gömüyorlar. Sonra öldürülen teröristi genelde yüzü koyun, merak yaratması için, yatırarak kemerinden veya bel bağından bombanın fünyesine tutturuyorlar.
Mehmetçik, teröristi ters çevirirken fünye el bombasından ayrılıyor ve aradan geçen 6-10 saniyeden sonra askerimiz el bombası ile karşı karşıya kalıyor.
Bu durumla karşılaşıp şehit olan asker sayımız çok az. Çünkü ilk acı tecrübelerden sonra gerekli dersler ve önlemler alınıyor.
*****
Ve dünkü bu haberlerle beraber aslında terörle mücadelenin başa, yani 1990'lara bir kere daha döndüğünü görüyoruz.
Şehit sayısı aynı, terörist sayısı, saldırı sayısı, saldırı cüretkarlığı aynı, basın aynı, MGK'larda alınması düşünülen önlemler bile aynı.
Fakat ne yazık ki, bu güruh her döngüden sonra amaçlarına 1000 adım daha yaklaşıyor.
Terör başladığı zaman akıllara dahi gelmeyecek konular, örneğin, "Bebek katiline af", "(SÖZDE) özerklik", "Pkklı cesetlerin gömüldüğü çukurlara 'Toplu mezar' muamelesi", "Mehmetçiği görünce yerlere kapanan ve her şehidimizin kanında eli olan peşmerge Barzani ile türkü söyleyen Başbakan" ve "Terörün kökünü defalarca kazıyan komutanların esir tutulması"...
Hepsi hayaldi gerçek oldu.
Ve konunun en önemli noktası, TSK.
O zamanlar dünyaya parmak ısırtan TSK'nın, sinirimizden parmaklarımızı ısırtmaması ise bu topraklarda Türklüğün devamı için kalan tek umudumuz.