Kayıtlarda Müsteşar Fidan, Öcalan'a, "Sayın" diyerek önderliğini kabul ediyor, Habur için özür diliyor
163
41
MİT yetkilileri ile pkk arasında gerçekleştiği öne sürülen görüşmelerin ses kaydı Vimeo adlı örütbağda yayınlandı.
Farklı mekan ve zamanlarda yapılan görüşmelerde MİT müsteşarı Hakan Fidan Türkiye’yi temsil eden heyetin başında.
Görüşmeler MİT Müsteşarı Hakan Fidan, MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş, kck yürütme konseyi üyesi Mustafa Karasu ve pkklı Sabri Ok, kongra-gel başkan yardımcısı Zübeyir Aydarve koordinatör ülke temsilcileri arasında geçiyor. Koordinatör ülke temsilcisinin İngilizce konuştuğu dikkat çekerken kimliği bilinmiyor.
Görüşmelerin hangi tarihte ve nerede yapıldığı da belirtilmemiş ancak, yakın bir dönemde olduğu anlaşılıyor. Konuşmalarda, Habur’dan giriş yapan teröristlerin tutuklanması, acemi elemanların hatası olarak gösteriliyor.
Kayıtlarda, MİT'in Öcalan'ın adı geçince, "Sayın" demesi ve önderliğini kabul etmesi dikkat çekerken, Türk kamuoyunun hazırlanması için beraber çalışılmasının önemi vurgulanıyor.
MİT tarafının yazılı belgelerin çok uzun olduğundan şikayet ettiği de kayıtlar arasında.
PkkNIN YAYINININ İDDİASI
Öte yandan ses kayıtlarını ilk olarak, vimeo adlı örütbağdan alarak yayınlayan pkknın sitesi ise daha sonra bir açıklama yaparak yönetim bölümünün şifrelerinin kırılarak girildiğini ve ses kaydının kendi bilgileri olmadan yayına verildiğini ileri sürdü.
KONUŞMANIN TAM METNİ
MİT Müsteşarı Hakan Fidan, MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş, kck Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, pkklı Sabri Ok,kongra-gel başkan yardımcısı Zübeyir Aydar ve koordinatör ülke temsilcisi
Afet Güneş
Öncelikle tekrar bizi biraraya getirmede katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. Bu çalışmaya başlarken çok uzun soluklu bir çalışma olacağının bilincinde başladık her iki taraf olarak. Yine her zaman aynı şeyi söyledik zaman zaman kesintiler olabilir kimi zaman inişler ve çıkışlar yaşanacaktır dedik. Önemli olan amaçta değişiklik olmamasıydı. Çünkü bizi bir araya getiren her iki tarafta da çözüm iradesi bulunmasıydı. Böyle giriştik bu işe.
Tüm gücümüzle karşılıklı asgari müşterekleri yakalamaya çalıştık bugüne kadar. Her seferinde biz kendi konumumuzu da izah etmiştik ve biz bir kanat devletle olan tüm iletişimin sağlanmasında hakeza diğer kanatta İmralı ile daha sonra üstlendiğimiz misyon çerçevesinde bir kanal olduğumuzu söylemiştik. Muhataplarımızın tabi zaman zaman beklentilerini de alıyoruz. Bizi daha farklı bir profilde görmek istediklerini söylüyorlar. Birçok konuda zaten açık konuştuk yine açık söyleyeceğim, kimi zaman bu bizi rencide etti yani neden bu güvensizlik diye. Ancak zamanı geldiğinde siyasi iradeye daha yakın kişilerin bu platformda yer alabileceğini zaten belirtmiştik. Her vesileyle bugüne kadarki temaslarımızda ne vaat ettikse kendi ölçülerimiz dahilinde gerçekleştirdik. Bu gelişmede nihayetinde benzer bir şekilde oldu. Sayın Fidan bizimle birlikte bu toplantıya katıldı. Kendileri başbakanlık müsteşar yardımcısı onunda ötesinde Başbakan’a en yakın kişilerden biri.
Hakan Fidan
Ben öncelikle merhaba diyorum tanıştığımıza memnun oldum. Bu ekibin yeni üyesiyim. Afet Hanım’ın da dediği gibi yaklaşık bir ay önce İmralı’da Sayın Öcalan ile bir araya geldik. Zaten ismimi söylemiştim. İsmim Hakan Fidan. Müsteşar yardımcısıyım ama sayın başbakanımızın özel temsilcisiyim. Şuan özellikle Türkiye’nin Ortadoğu’da taraf olduğu krizlerde arabuluculuk görevlerinde ekip varsa ekibin içerisindeydim şahıs varsa da şahıs olarak görev aldım. Hala belli çalışmalar devam ediyor. Bu konuda arkadaşlarımızın uzun zamandır sizinle beraber devam ettirdikleri çalışmalar gerçekten her türlü takdirin ötesindedir. Ama bir noktadan sonra verilen raporlar çerçevesinde olayın teknik görünen bir çalışmadan öte daha siyasi içerikli daha farklı bir boyuta taşınması ihtiyacı hasıl olunca sayın başbakanımız bu konuda beni görevlendirdi.
Takdir edersiniz ki oldukça hassas bir durum siyasi riski kabul edilemeyecek derecede yüksek bir durum. Kendisi bu konuda bir kaç cümle bile etmedi sadece bir iki defa bir şey söyledi. Ama etrafta bazı bakanlar defalarca gidip benim ismim ve benim pozisyonumda burada bulunmamın hükümet için çok ciddi bir risk alanı sıkıntı alanı olduğunu söyledi. Özellikle muhalefetin bulunduğu şartları biliyorsunuz. Zaten onların resmetmeye çalıştığı bir gerçeklik var buna hizmet edeceklerini kamuoyuna açıklamalarına rağmen. Sayın başbakan bu noktada ciddi olduğunu samimi olduğunu siyasi riski de yüklenmeye hazır olduğunu birkaç defa söyledi.
Bu çerçevede biz arkadaşlarımızla beraber çalışmaya başladık. Orada Sayın Öcalan ile iki saatten fazla bir görüşmemiz oldu odasında. Üç kişiyiz baya uzun ve verimli bir görüşme oldu. Kendisinin sağlık durumu oldukça iyi. Zihni fevkaladeden iyi çalışıyor. Artikülasyonları oldukça sağlıklı. Konuları karşılıklı tartıştık. Tabi verdiği cevapları sürekli siyasi tahlilden geçirerek olaylara yaklaştığı için bizde siyasetin ve şu anda hizmet etmekte olduğumuz siyasetçinin ne düşünmekte olduğunu elimizden geldiğince aktarmaya çalıştık. Ben burada en büyük görevin de açıkçası bu olduğuna inanıyorum. Yani şu anda iktidarda bulunan seçilmiş siyasetçinin psikolojisi nedir perspektifi nedir olaylara nasıl yaklaşıyor ben bunu aktarmaya çalışacağım. Sizden aldığım perspektifi de tabi oraya yansıtacağım ama bu arada belli konularda da belli mutabakatlara varma belli konularda tartışma görevini de cevap verme görevini de elimizden geldiği kadar üstleneceğiz. Ama tekrar ediyorum ki ben burada ne dersem diyeyim belki çok fazla reklamlara gidebilir diye düşünüyorum ama hükümetin çok ciddi niyeti var. Bu iyi niyeti Türkiye’deki reel şartların izin verdiği ölçüde hayata geçirmeye realize etmeye çalışıyor. Bu noktada sayın başbakan beni görevlendirdi. Ben tekrar burada olmaktan dolayı memnuniyetimi ifade ediyorum. Ve teşekkür ediyorum.
Sabri Ok
Sağolun teşekkürler. Daha iyi öğrenmek daha iyi anlamak için bir kaç soru sormak istiyoruz. Siz gittiniz önderlikle görüştünüz. Kendisi de buna değer veriyor heyecanlı umutlu olduğunu olmak istediğini söylüyor. Ve tartışmanızın tabi ki siz biliyorsunuz bize iletilen mektup çok kısadır çok temel bazı ilkeler ve çerçeveden ibaret. Tartışmanızın ve görüşmenizin özetini bizimle paylaşmaya değer gördüğünüz hususları varsa dinlemek isteriz.
Hakan Fidan
Tabi. Şöyle ifade edeyim benim o zaman notlarım vardı şimdi yanımda değil. Ama ana başlıkları aklımda. Benim açıkçası yıllardır okuduğum Kürt sorununun nereden kaynaklandığı ne boyutlara geldiği siyasallaşma süreci örgütleşme süreci sürekli takip ettiğim konular. Yani Sayın Öcalan ile ilgili açık kaynaklara çıkan ve bizdeki olan bütün bilgiler malumunuz. Ama tabi orada bire bir belli konuları tartışmak farklı oluyor. Hapishanede geçen on senenin ve okumanın verdiği çok ciddi bir transforme edici gücü var. Zihinsel manada çözümleme manasında onu görüyorsunuz. Ve tabi yıllar boyu belli olayları yaşamış belli noktalara gelmiş belli dersleri çıkarmış.
Şimdi bulunduğu yerden çok daha sağlıklı çok daha objektif çok daha nesnel var olan sıcak şartlardan etkilenmeyen çözümlemelere ulaşıyor. Bunu sürekli satır aralarında felsefi olarak görmek beni memnun etti. En azından orada geçen süre gerçekten verimli bir süre olmuş. Bu noktada şunu da yakından takip etmeye çalıştık belli düşünce dönüşümleri zihinsel atlamaların hangi noktadan nereye geldiğini görmek de şahsen benim düşünce olarak bulunduğum yer açısından önemliydi. Çünkü görüyorsunuz ki yüzde doksan beş gelen bütün konularda birleşen bir genel çizgiye gelindi. Ama orada olumlu bir hava var. Kendi dünyasında böyle bir psikoloji içerisinde. Fakat ona şunu söyledik biz Türkiye’deki siyasi rejimi ve şartları dikkate aldığımız zaman şu an hiç kimsenin özellikle sayın başbakanın çıkıp böyle bir şeyi ifade etme şansı yok. Ama şunu herkes bilir burada olumlu bir şey varsa sizin katkınız olmadan olumlu hale gelmeyeceğini biz hepimiz biliyoruz. Bu bilinen bir gerçek bunun üzerinde konuştuk. Sonuç olarak bütün Türkiye’nin yönetiminden sorumlu bir devlet adamı siyasetçi kimliğiyle beraber oda geliyor bu psikolojinin algılanmasında ve bu değeri kullanmakta fayda var diye düşünüyorum. Ben kendisine tüm çıplaklığıyla anlattım.
İmralı’daki çözüm iradesini olaya iyi niyetle yaklaşımı Sayın Öcalan’ın yıllar içerisindeki oluşturduğu düşünsel evrimi ulaştığı sonuçları ulaştığı sonuçların bölgeye yönelik vizyonunun ülkeye yönelik vizyonunun yüzde 90, 95 oranında kendi çizdiği vizyonla nasıl örtüştüğünü de anlattım. Bu benim kendi gözlemim entellektüel analitik yaptığım şey. Çünkü ben herkesin söylediğini doğru varsaymak zorundayım. Niyet okumasına gidemem. Bu şartlardan dolayı bunu söyledi bu şartlardan dolayı bunu söyledi diyemem. Ama bütün çıplaklığıyla anlattım. Tabi yazık olan ne oluyor şimdi bu irade ve düşünsel hava varken modalitede ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bunun bir özel benzerini biz Amerika ile İran arasındaki nükleer kriz var biliyorsunuz. İşte burada İran tabi bize güveniyor. Amerika da bir ölçüde güveniyor. Her iki taraf da biz nükleer değişime hazırız diyor. Fakat modalitede hiç kimse harekete geçemiyor. İran ile en yüksek düzeyde konuşuyoruz biz hazırız diyor. Amerikalılar ile en yüksek düzeyde konuşuyoruz biz hazırız diyor. Hadi gelin değişin dediğimiz zaman o diyor ki işte o toprakta olsun bu toprakta olsun modaliteyi bir şeye getiremiyoruz.
Görüşmelerin başında önderliğin yol haritasını siz benimsemediniz mi?
Mustafa Karasu
Sabri arkadaş izah etti bende o çerçevede bazı şeyler söylemek istiyorum. Biz belki birinci Oslo görüşmesinde olmadı ama ikinci Oslo görüşmesinden sonra hep şunu söyledik. Artık esas konulara girmemiz gerekiyor. Güven artırıcı önlemler yapılıyor işte biz ateşkes ve tek taraflı eylemsizlik kararı alıyoruz. Türkiye’de bazı şeyler yapılacak Kürt sorununda adım atılacak deniyor bunlar hep söyleniyor. Sonunda dördüncü Oslo’da daha somut bir karara gidilerek önderlik yol haritası verecekti ve bunun üzerinde neler yapılacağı konusunda müzakere edilecekti. Bu konu dördüncü Oslo’da var. Şimdi biz buraya gerçekten beşinci Oslo’ya müzakere için geldik.
Afet Güneş
Tamam ben de diyorum ki önderliğin yol haritası elimde. Maddeleri de belli. Haydi buyrun müzakere edelim.
Önderlikle görüşmelerin önünü açacağınıza söz vermediniz mi?
Mustafa karasu
Ben şuna inanıyorum Devlet istesin şu anda bizi uçağınıza alıp götürebilirsiniz isteseniz.
Afet Güneş
Kesinlikle. Ben diyorum gelin götüreyim.
Mustafa karasu
İsterseniz götürürsünüz.
Afet Güneş
Götürürüm tabi.
Afet Güneş
Şu an götürürüm yani bir sakınca yok.
Mustafa karasu
Demek ki o zaman önderlikle görüşme sorunu da yok.
Sabri Ok
Benim hakkımda iddianame hazırlandığı söyleniyor. Bir tarafta kapatılırken bir tarafta açılıyor.
Afet Güneş
Hep söyleniyor yani. Bir dosyanın tamamlanması adına yapılan operasyonlar.
Mustafa Karasu
Sabri arkadaş hakkında dava açılmış. Niye açılıyor biri kapatılırken. Şimdi Sabri arkadaşı gönderebilir miyiz?
Sabri Ok
Karasu'yu göndereceğiz.
Afet Güneş
Karasu yeter bize.
Hükümet olarak önderliği gerçek muhatap kabul etmediniz mi?
Mustafa Karasu
Bence DTP’nin de bizim de önder Apo’yu muhatap göstermemizden rahatsız olmayın. Önder Apo’nun muhataplığının meşrulaşması Türkiye’nin çıkarınadır. Türkiye toplumunun önder Apo’yu muhatap olarak benimsemesi Türkiye’nin çıkarınadır. Şu söyleniyor otuz yıldır savaştık Apo’yu nasıl muhatap olarak kabul edelim. Bence aşiret devleti değildir Türk Devleti. Çıkarı söz konusu olduğunda Türkiye’nin bunları unutması demiyorum karşılıklı birbirimizi affetmesini bilmeliyiz. Bu savaşın başlatıcısı önderi odur. Bunu sizde kabul ediyorsunuz diyorsunuz ki en makul önderliktir onunla anlaşabiliyoruz o doğru yaklaşıyor.
Afet Güneş
Çünkü değiştim diyor.
Görüşmelerde taleplerimizin meşruluğunu kabul etmediniz mi?
Afet Güneş
Devlet de şu an karşı taraftaki talepleri bu halkın talepleri nedir onları masanın bir kenarına koyuyor. Ben bunların içerisinden hangilerini yapabilirim ne kadar zamanda yapabilirim hangi koşullarda yapabilirim oda bunu tartışıyor kendi kendine zaten.
Sabri Ok
Tamam aşalım bunları beraber götürelim.
Afet Güneş
Zaten diyorum ki sizden gelen yani bu tabandan gelen partiden gelen örgütten gelen talepleri önüne koydu onun üstünden bakıyor.
Hükümet olarak devletin tüm kurumlarını ikna ettiğinizi söylemediniz mi?
Mustafa Karasu
Bize şunu söylediniz dediniz ki Devlet de Genelkurmay da aynı görüşte hükümet de biz buraya üçüncü Oslo’da bütün devlet makamlarının düşüncesi olarak geldik. Yani devlet bu konuda bir konsensüse girdi dediniz önceden yoktu ama şimdi bu oldu dediniz.
Afet Güneş
Ordunun şu an yaptığı planlı bir operasyonu yoktur
Sabri Ok
Asker pozitif etki ve tepki göstermiş biliyoruz ve şunu da genelde biliyoruz siz de bilirsiniz bölgedeki askeri komutanlar genelde yani içinde farklı düşünenler olabilir ama genelde aslında hepsi daha çok çözüm ve barış isteyenlerdir.
Afet Güneş
Diyorum ki yürümekte olan bir süreç var. Bu süreç önemli bir süreç. Bizim bugüne kadar yürüttüğümüz karşılıklı çalışmalarla gelinmiş olan bir süreçtir. Kendi kendine falan olmadı bu birlikte yürüttüğümüz çalışmaların sonucudur. Gerek devletin hazırlanmasında gerek toplumun hazırlanmasında gerek örgütün hazırlanmasında şu masada yürüttüğümüz çalışmaların çok büyük katkısı olmuştur. Beğenseniz de beğenmeseniz de yeterli bulsanız da bulmasanız da bir yıl içerisinde yürüttüğümüz çalışmalar bugün bu meseleyi Türk kamuoyunda ve Türk parlamentosunda tartışılabilir bir hale getirmiştir. Bunu bu kadar küçümsemek gibi kimsenin bir lüksü yoktur kimse küçümseyemez bu bir. İkincisi bugün itibariyle geldiğimiz noktada önümüzde işte hazırlığını yapmakta olan bir hükümet ortaya neyi koyacağını neyi yapıp neyi yapamayacağını işte hukukçulara vermiş adalet bakanlığı ayrı bir çalışma yürütüyor daha sonuç raporu çıkmamış bilmem ne bakanına bir görev vermiş çalış bakalım raporunu çıkart demiş daha sonucu çıkmamış.
Önderliğin serbest bırakılması için söz vermediniz mi?
Sabri Ok
Şimdi bunlar oluyor. Devlet de arayıp hangi ilde hangi dağda birileri var ben de imha ederim demesin çünkü biz çözüm sürecindeyiz
Afet Güneş
Peki ne kadar süre bekletmeyi düşünüyorsunuz dağlarda
Sabri Ok
Biz istiyoruz ki en kısa sürede bu sorun çözülsün böyle altı yılda yedi yılda değil
Afet Güneş
Yani bu neresinden bakarsak bakalım çünkü çözümün parametreleri içinde işte basit bir takım taleplerden anayasa değişikliğinden Öcalan’ın serbest bırakılmasına kadar çok geniş bir skala var. Talepleri şöyle bir göz önüne getirdiğimiz zaman çok geniş bir skala var. Bunların üç ayda beş ayda sekiz ayda bir senede tamamlanabilmesi söz konusu değil.
Önderlikle aramızdaki iletişim kanallarının açık tutulacağını kabul etmediniz mi?
Sabri Ok
Bugün için size kısa bir şey hazırlasak nasıl olabilir.
Afet Güneş
Yani götürmeye çalışırız ama dediğim gibi altı buçuğa kadar yetiştirebilirseniz. Ama ne olur on beş sayfa yazmayın gözünüzü seveyim niçin söylüyorum.
Sabri Ok
Yok biz kısa yazacağız.
Afet Güneş
Hakikaten kısa yazmayı hiç bilmiyorsunuz
Sabri Ok
Doğru
Afet Güneş
Nasıl bir şey oluyor biliyor musunuz. Bakın çok samimi söylüyorum sıkıntıyı içeri giriyoruz konuşmuyoruz biz sana bilmem ne getirdik falan demiyoruz al şunu içinden oku diyoruz. Çünkü bu kadarda deklare etmek istemiyoruz. Açıkçası adam bir başlıyor zaten o da böyle sindire sindire okuma derdine oturuyor bir buçuk saat okuyor. Biz de mutfak kadar bir yerin içerisinde boş boş oturuyoruz. O okuyor biz oturuyoruz. Artık bir buçuk saatin sonunda zaten üstünde çok da tartışma yapmak istemiyoruz. Şimdi sen çevir arkasını diyoruz ne diyeceksen de diyoruz. Onunda yazması maşallah bir yarım saat kırk beş dakika sürüyor. Ona da yalvarıyoruz ne olur kısa yaz diye. Devlet size çok büyük bir fırsat yaratmış durumda. Sizin karşılıklı olarak birbirinizle iletişim sağlamanızı dolaylı dahi olsa fikirlerinizi birbirinize yansıtmanızı yazışmanızı çizişmenizi onlar üzerinden karşılıklı görüş teatilerinde bulunmanızı sağlıyor
Sabri Ok
Önemli buluyor şüphesiz ama herşey değil
Habur’da tutuklama olmayacak diye söz vermediniz mi?
Afet Güneş
Habur bizim iki buçuk senedir neredeyse yürüyen tüm ilişkilerimizin Ankara’dan başlayarak söylüyorum özelde kırılma noktasını oluşturdu. Gelenler yeteri kadar eğitim almamışlardı ve ne amaçla geldiklerinin bile farkında değillerdi. Adeta bir siyasi gösteriye dönüştürüldü. Burada sizin de çok iyi bildiğiniz gibi hukuk ihlal edildi. Her şey yok edildi. Amaç size verilen bir takım sözlerin tutulmasıydı. Tabi burada belki başta konuştuğumuzdan farklı olan gelişme şuydu. Şimdi gruplar geldiğinde kıyafet filanda birşey katmak istemiyorum yalnız kitlenin içerisinde çok provokasyona açık kişiler vardı. Yani şu beklenti vardı bunlar gelecekler tutuklanacaklar kapıdan tutuklandıktan sonrada bir takım hareketler geliştirilecek. Bunun alt yapısı hazırlandı orada. Biz bunları gözlemledik şimdi üç kişi tutuklanacak ve sürekli bu şayiha yayılıyordu aralarında. İşte içlerinden galiba üçü tutuklanıyormuş şimdi dördü. Ondan sonra böyle bir kitleselleşme bir tepki geliştirmek için tepki koymak için öylesine bir organizasyon vardı ki.
Sabri Ok
Ama şunu biliniz ki bizim de hani yüzde yüzlük yok ama ilişkilerimizden biliyoruz ki bunlar tutuklanmayacak.
Afet Güneş
Biz biliyoruz ama.
Sabri Ok
Biz de biliyoruz ama müsaade edin biz bunu bilmeyene nasıl bildirelim. Söylesek olmayacak. Bizim de bu sıkıntımız var.
Erdoğan’ın siyasi risklere katlanacağı garantisini vermediniz mi?
Hakan Fidan
Şimdi Başbakan bu meselede hiçbir meselede yapmadığı kadar şey yapıyor. Çıktı grup toplantılarında mecliste diğer bütün halk konuşmalarında ben neye mal olursa olsun açılım sürecinin arkasındayım ben siyasi riski bu noktada göze alıyorum siyasi kariyerim pahasına da olsa. Burada partiye sürekli mesaj var kardeşim bu noktada benim üzerime gelmeyin tabanla etkileşiminiz sizde nasıl bir netice üretiyorsa üretsin. Çünkü sürekli negatif şeyler gelmeye başladı. Yani buradan dolayı efendim oy kaybediyoruz batıda görüştüğümüz geniş kitleler bizden şey yapıyor. Tabi muhalefetin özellikle Habur’dan sonra ortaya koyduğu ajitasyonun etkisi şu anda giderek büyüyor.
İçişleri Bakanı hakkında gensoru verildi biliyorsunuz. O bu işe aylarını yıllarını verdi. Afet hanımla beraber ciddi bir moral bozukluğu yarattı. Çünkü oraya herkes bir milat olarak bakıyordu. Ondan sonra bu sorunda hükümetin daha cesur adımlar atmasına ilişkin meşru bir hak zemini de hazırlanacaktı psikoloji de hazırlanacaktı. Neden yani burada örgüt de iyi niyet gösterisinde bulunuyor. Artık insanların kafasında bir tabu oluşmuş örgüt silahtan vazgeçmez yani karikatürize edilmiş bir şey var. Sürekli kanla beslenen kanla hareket eden bir terörist vardır gibi bir imaj oluşturulmuş. Örgütün burada silah bırakması sembolik manada da olsa bütün tabuları yıkan halk psikolojisini karar alıcı lehine harekete geçirmede biraz zemin hazırlayıcı bir faktördü. Şimdi başbakan burada sürekli buna rağmen mesaj veriyor. Ben bunu anlattım Sayın Öcalan’a dedim ki başbakan bunu sürekli anlatıyor. Ama dedim biz birşey gördük oda şu bu hükümetin yaptığı çok reformlar var yani Kürt kimliğini tanımadan verdiği sosyal haklara kadar bundan beş altı sene önce masaya oturulduğunda bunların hiçbiri verilmeden belli şartlar izin verseydi belki şu anda örgüt çoktan normal siyasi hayata dönmüş türkiyede normal bir hayat yaşıyor ve siyasi zeminde meşru mücadelesini veriyor olacaktı. Fakat Türkiye’deki şartlar buna izin vermedi.
Eylemsizliğimizi takdir edip gözaltı ve tutuklamalarda hatalı olduğunuzu kabul etmediniz mi?
Hakan Fidan
Hem sizden hem Sayın Öcalan’dan yani bizim perspektifimiz bu sürecin kesintisiz devam ettirilmesi. İşte bir defa görüştük beş ay sonra yok bunu sistematik bir şekilde. Çünkü yoğun iletişimle biz bir takım krizlerin önüne geçebileceğimize açıkçası inanıyoruz. Çünkü öbür türlü genel prensiplerden şey yapıyoruz çünkü önümüze bundan sonra çok daha şeyler çıkacak modaliteleri aşmak için teknik sorunlar çıkacak onlar üzerinde enerji harcamamız gerekecek. Belki olasılıkları ortaya masaya yatırıp avantajı nedir dezavantajı nedir uygulanabilirlik konularını uzun uzun tartışmamız gerekecek. Ama bütün bu süreç içerisinde dediğim gibi siyasi iktidarı bu noktada attığı adımlardan dolayı sıkıntıya düşürücü bir unsurun olmaması lazım. Yani sizde zaten bu konuda oldukça hassassınız özellikle eylemsizlik konusunda. Diğer konularda bu gözaltına almalar şunlar bunlar ben bunları gittiğim zaman içişleri bakanı ile uzun uzun konuşacağım. Onun bana gelmeden anlattığı konularda var zaten. Yani ben onu burada bir savunma mekanizması psikolojisiyle hareket etmek için falan söylemiyorum. Zaten yeterince tatsız oluyor bazen konular.
İçişleri Bakanı da sosyal psikologdur. Bu noktada iyi çözümlemeleri var. Anlıyor. Ama aynı zamanda siyasetin gereklerini de iyi bilen ona göre bazen farklı demeçler verebilen bir insan. Ama biz şundan emin olmak istiyoruz yani geliştirilen bir özgürlük alanı açıldı. Bu açılan özgürlük alanı içerisinde örgütün alt birimleri eski alışkanlıklarından hareketle daha fazla mevzi kazanalım daha fazla örgütlenelim mantığı içerisinde. Bir noktaya kadar hani tolare edebiliyorsunuz çünkü dediğim gibi alandaki valiler emniyet müdürleri bu noktada gerçekten çok değerli insanlar. Yani şu anda sizi bilmiyorum spesifik olarak isim vererek şikayet edebileceğiniz şu adam düşmandır bu adam şeydir. Geçenlerde bir olay oldu başbakanlıkta. Bir komisyon var bu televizyonlara ruhsat veren. Şey hani sizden de görüş falan filan soruyor ya. Sonra bize geliyor benim başkanlığımda bir komisyon toplanıyor herkese ulusal güvenlik belgesi veriliyor. Türkiye’deki yerel televizyon ve radyo kurmak isterse müracaatını yapıyor başbakanlığa. Başbakanlık RTTK’e RTÜK de başbakanlığa gönderiyor yönetmelikte böyle bir şey var.
Başbakanlıkta ilgili kurumlardan verileri topluyor görüş oluşturuyor. İşte benim başkanlığımda bir komisyon toplanıyor atıyor imzayı gönderiyor. Şimdi bir il güneydoğuda oradan bir şey geldi dört tane isim var. Dört ismin dördüne de örgüt mensubudur sempatizanıdır diye görüş var. Haklarında valiyi aradık dedik ki eskiden benle beraber çalışıyordu. Dedim hayırdır ya dedim ben sana bir şey soracağım şimdi nedir böyle böyle bir talep var. Dedi efendim zaten olmayan yok ki dedi verin gitsin dedi. Şimdi tamam dedik öyle verdik gitti. Bunu şeyi anlatmak için bir enstantane söylüyorum. Yani insanların oradaki meseleye bakışını ama burada demokratik iktidarların yönetemediği tek bir alan var. Yani bunların hepsi yönetilir. Adamın adı işte bilinen örgüt sempatizanıdır destekçisidir şudur budur bir noktaya kadar bunların hepsi yönetilir tolere edilebiliyor.
Demokratik özerkliğin önünü açmak için bize söz vermediniz mi?
Hakan Fidan
Şimdi bizim yaşadığımız bir sıkıntıyı anlatayım size. Her sene on bin tane öğretmen alınır adamı alıyorsun Güneydoğu’da öğretmen açığı var. Adam ertesi sene gitmek istiyor dört sene beş sene duruyor batıya gitmek istiyor. Niye benim orada yaşam şartlarım iyi değil. İktidar beş sene önce dedi ki biz dedi yerel yönetimler yasasını geçiriyoruz belli şeylerin mahalli teşkilatlarını kaldırıyoruz. Milli eğitim şunlar bunlar bakanlıklarını kaldırıyoruz valiliklere ve belediyelere veriyoruz. İlk önce valiliklere uzun vadede belediyelere gidecek. Aslolan şudur yani şimdi Hakkari’de yol yapılacak ankaradan devlet planlama teşkilatından görüşülüp şeye çıkıyor işte Çemişkezek’te ne olacak şurada ne olacak. Bu adamı şimdi öğretmen alacaksınız oradaki valiliğe kontenjan verilecekti. Valilik bu öğretmeni alacak adam oraya gidecek kardeşim bilinçli olarak geliyor ben burada öğretmenlik yapacağım. Daha sonra adamın tayin derdiyle başka yerde başka pozisyon açılır oraya gitmek ister o ayrı. Biz bunu yapamadık yani cumhurbaşkanı iki defa geri çevirdi. Aldı anayasa mahkemesine götürdü o zaman kaldı gitti. Şimdi bu son derece verimliliğe dayalı bir şeydi. Hani bunun siyasi ideolojiyle falan filanda alakası yok bunun aklın yoludur bu.
Sabri Ok:
Evet.
Hakan Fidan:
Yani daha fazla işi aşağıdakilere devredersen merkez de daha anlamlı işlerle uğraşır.
Sabri Ok:
Daha stratejik düşünsün.
Hakan Fidan:
Daha anlamlı işlerle daha büyük bir şeylerle ve Türkiye’nin gideceği yer de odur.
“Açılımınızı” oy hesaplarına kurban etmeyeceğinizi söylemediniz mi?
Hakan Fidan:
Yani ben size burada siyasi iktidarın psikolojisini fikrini ve parametrelerini elimden geldiğince şeffaf bir şekilde bir taraftan yansıtmaya çalışıyorum.
Sabri Ok:
Sağolun.
Hakan Fidan:
Ben modalite önerisi olarak şunu dedim şimdi bir defa eylemsizliği çok samimi olarak bunu çok samimi olarak söylüyorum başbakanında fikri budur bir zaman kazanma parametresi olarak ortaya koymuyoruz. Biz eylemsizliği varolan konuşmaların bir sağlayıcısı olarak görüyoruz yani varolandan daha sistematik daha yoğun bir müzakere ve görüşme sürecinin devam ettirilmesinden tarafız. Açıkçası burada zaman kazanalım şöyle olsun böyle olsun işte seçimlere giderken de şu olsun. Seçimler bir faktör olarak var şimdi eğer iktidarlar tüccarlar gibi kar zarar hesabı yaparlarsa burada dolar yerine oy sayısını koyarlar ortaya hangi hareketten ne kadar fazla oy gelir ona bakarlar bunun hesabını yaparlar.
Silahlı gücümüzü koruyacağımızı siz de kabul etmediniz mi?
Afet Güneş:
Ama o iş de silahla çözülmeyecek. Silahın evet kabul ediyorum belli bir işlevi vardı ve bugüne kadar birşey getirmiştir.
Hakan Fidan:
Yani siyasetin kuralı bu. Dışarıda da konuştuk üst menfaat buradadır. Hep beraber insanlar buraya gitsin diye bir algılama yok. Siyasetinde böyle erdemleri olduğu gibi bu kadarda bir aşağılık tarafı var maalesef. Yani belki iktidar partisi yarın muhalefete düşse aynı türden pozisyon içerisine girebilir. Ama hazır biz bu fırsat yakalanmışken burada şeyi gözetmek durumundayız diye düşünüyorum bu perspektifle. Çünkü hangi hareketi yaparsınız yapın hangi amaçla yaptığınız önemli. Ucuz bir amaç içinde yapabilirsiniz yüce bir amaç içinde yapabilirsiniz. Bunun için perspektif tartışmalarını perspektif geliştirme müzakerelerini ben çok önemli buluyorum şahsen. Çünkü bir şeyi beraber olgunlaştırıyorsunuz o perspektifin sınırları çiziliyor. Bu noktada sınırını çizdiğimiz amacına yönelik bir eylemsizliğin ve devamlılığının ben her türlü meşruiyeti ve ilerlemeyi sağlayacağı noktasında muazzam önemli olduğuna inanıyorum. Bu noktada zaten örgütün imkan ve kabiliyetleri yerinde duruyor. Buna paralel bizim de konuşma ve görüşme zemini içerisine girmemiz gerekiyor. Modalite olarak benim söyleyeceklerim bunlar.
Afet Güneş:
Yani orada en ulvi olan şeylerden birini kaçırıyoruz yemek saati geçti.
Hakan Fidan:
Öyle mi?
Sabri Ok:
Ben böyle çok kısa bir şey söyleyeyim.
Adem Uzun:
Yemekte de konuşuruz sonra tekrar geliriz.
Sabri Ok:
Veya isterseniz bir ara verelim.
Hakan Fidan:
Yemekten sonra.
*****
İstismar için Filistin’e koşarken Kürt halkına karşı İsrail tutumu sergilemediniz mi? Görüşmelerde kendinizi İsrail bizi Filistin yerine koymadınız mı?
Hakan Fidan:
Burda sorun doğal şartları oluşmamış konuları anti demokratik yöntemlerle hayata geçirmek. Ben demokratik mücadele içerisine girip de dünyada sonucuna ulaşamamış hiçbir hareket görmedim. Bakın dünya siyasi tarihine devrimler tarihine Gandi’den tutun da Polonya’daki işçi hareketine, efendime söyleyeyim Güney Amerika’daki hareketlere varana kadar bakın demokratik siyasi mücadele verip de meşru kabul edilebilir evrensel hedeflerine ulaşamamış hiç bir hareket görmedim. Buna Amerika’da Fransa’da heryer dahil ama burada meşru yol kullananlar. Şuan Ortadoğu da böyle yani. Bakın İsrail’in imajı yerle bir olmaya başlıyor meşru çizgide duran Filistin hareketi daha da güç kazanıyor. Ama gayrımeşru araç kullanan İngilizce’de irrelevant, diyorlar artık var olan sosyal doku ve siyasal şartlara uygun hareket etmeden eylem gösterdiğiniz zaman birşey olmuyor.
Ana dilde eğitim ve seçim barajının düşürülmesinde bize hak vermediniz mi?
Sabri Ok:
Biz de kendi anadilimizde eğitim istiyoruz yani talepler anlamında. O açıdan diyoruz ki biz bazı adımları atarken AKP’nin de ne yapacağını bilmek isteriz. Tamam biz bu adımları atacağız ama mesela yüzde yedi baraj düşürülür mü. Diyebilirsiniz ki yüzde on barajı sizi niye ilgilendirir biz Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda kendimizi sorumlu görüyoruz ve bu Kürtleri de ilgilendiriyor. Örneğin biz diyebiliriz ki bu kadar tutuklu var biz adım atalım doğru ama adım atarken insanlar belediye başkanı il başkanı da dahil herkes içerde
Hakan Fidan:
Habur sonrası iklim değişti bunu yönetemedik yani açıkça söyleyelim.
Sabri Ok:
Düzeltelim biz size yardımcı olalım.
Hakan Fidan:
Düzeltelim bunu düzeltelim işte zaten Sabri Bey bu söylediklerinizde çok haklısınız. Benim bizzat burda oluşum size sistematik bir müzakereyi ve biraraya gelişi teklif edişim sonra Sayın Öcalan’ın sizle iletişim kurmasına bizim kısıtlı şartlarda da olsa izin vermemiz sizden mesaj götürmemiz sonra çeşitli iletişim kanalları bulmaya çalışmamız bu hafta içişleri bakanı da parti yetkilileri ile görüşecek bütün bunların hepsi kamuoyunda bizleri zor duruma düşürmeyecek bir modelite icat edip problemi karşılıklı çözme yönünde atılan adımlardır. Türkiye’de yaşamanın tadı olmaz sıkıntı olmadan ama artık şu getirilmiş aşamadan itibaren ben meşru bir hareketin bir engelle karşılaşacağını düşünmüyorum. Onun için bence önderliği bu konuda ben bu çizgide görüyorum sayın Öcalan’ı. Ama buradaki arkadaşlarında o konuda bir çözümlemeye gitmeleri lazım diye düşünüyorum. Yoksa bunu ben ak partinin veya devletin eli rahatlasın şu olsun bu olsun diye söylemiyorum.
Sabri Ok:
Yok ben çok yere katılıyorum doğru ama sizinde şu ayrımı görmeniz lazım. Zamanında bu ülkede komünizm dendi öne çıkarıldı zamanla irtica dendi öne çıkarıldı ama her zaman söz konusu olan Kürt olunca önü tıkandı. Mesela çok açık söylüyorum yüzde on barajı Kürt meselesi içindir hepsi de uzlaştı
Hakan Fidan:
Kesinlikle kesinlikle.
Sabri Ok:
Seçim döneminde tüm partiler anlaştılar DTP’nin aleyhinde karar çıkarttılar.
Hakan Fidan:
Kesinlikle uzlaşırlar.
Sabri Ok:
İşte bu.
Hakan Fidan:
İşte ben de onu anlatmaya çalışıyorum Sabri Bey.
Bedel ödediğimizi ve samimiyetimizi dile getirmediniz mi?
Hakan Fidan:
Burada şey sıkıntısı var. Hani maziden alıp getirdiğiniz sürekli mücadele ederek değiştirdiğiniz bedelini ödediğiniz bir çizgi var. Ama mazi orda duruyor oradan etkilenenler orda duruyor. Bunu bir anlatma problemi var.
Sabri Ok:
Doğru.
Hakan Fidan:
Bunu insanlar bilmiyor ben şimdi gideceğim diyeceğim Allah’tan başbakan yakın çevre falan öyle değil yani. Benim anlattığıma inanan insanlar yoksa göndermezler. Ama benimle sadece nötr ilişkisi olan bir adama ben bunları söyleyeyim hatta iyi ilişkisi olanlara söyleyeyim diyecekler ki yani sen her zamanki gibi şey oluyorsun yani bu insanların ben böyle düşündüğüne yani ben sizi teyibe alayım götüreyim dinleteyim adama isminizin kim olduğunu söylemeyeyim diyecekler biz bu arkadaşla aynı fikirdeyiz.
Sabri Ok:
Maalesef doğru.
Hakan Fidan:
Ama ben diyeceğim ki bu konuşan Sabri Ok'tur diyecek ki yalan söylüyor.
Afet Güneş:
Takıyye yapıyor.
Zübeyir Aydar:
Seni kandırmaya çalışıyor.
Hakan Fidan:
Hah
Önderliğin kıymetini deklare etmediniz mi?
Afet Güneş:
Öcalan zaten beni tabulaştırmayın dedikçe kitle bunu tabu haline getirmeye çalışıyor.
Hakan Fidan:
Yok olmazsa olmaz şimdi dedim ya bizim toplum bir tane yetenekli adam buldu mu kendisi çünkü tembel çalışmak istemiyor ki o yetenekli adamın sırtına yüklen git.
Sabri Ok:
Hepsi onun sırtına. Devlet de yüklüyor biz de yüklüyoruz.
Hakan Fidan:
Tabi yok yani bizim kendi siyasi liderlerimize devlet adamlarımıza bakışımızda böyle kendi ellerimizle yaparız kutsal ederiz ondan sonra kendi elimizle de yeriz hapsede atarız idamda ederiz tarih kitaplarında kötüleriz de yani hiç sorun değil bizim şimdi kendi şeyimizde var.
Bize kentlerde eylem yapılmaması için ricacı olmadınız mı?
Afet Güneş
Orada yerleşik bir kadro değil geçmişi olan bir yer değil Reşadiye o kadar gelme geçme noktası bir yer ki ne zaman organize oldular da hemen böyle birdenbire aşka gelip eylem yapacak gücü buldular.
Sabri Ok:
Bizim güçler her tarafta var onu söyleyelim. Türkiye’nin her tarafında var Karadeniz’de de var toroslarda da var.
Afet Güneş:
Biliyoruz metropolleri de doldurdunuz bu arada patlayıcılarla doldurdunuz.
Sabri Ok:
Yok canım.
Afet Güneş:
Hepsini biliyoruz.
Sabri Ok:
Onlar bir tarafa biz bu süreci ilerletelim önemli olan o.
Afet Güneş
İşte onları göre göre zor gidiyor bunları da görmesek iyi olur.
KCK’lıların serbest kalacağı güvencesini vermediniz mi?
Hakan Fidan
Taktik konularda anlaşılabilir yani aramızda bir kriz yönetimi yapılır. Kriz hattı kurulur denir ki bizde bilemeyebiliriz aşağıdaki bürokrat emniyet müdürü falanı zanneder işte örgütsel faaliyette bulunuyor dersiniz ki hakan bey yani şurada şöyle bir şey yapılıyor yazıktır günahtır bunun bir şeyi yok veya tam tersine atılan bu adım halk nazarında şey yapacaktır infial doğuracak dikkat edersiniz. Bizim yaklaşımımızda şu ana kadar kendi bürokrasimiz şu bu vesaire ne derden ziyade çözüme yönelik iradenin hedefleri önemli. Şimdi burada biz aynı yaklaşımı sizden de görürsek yani taktik hataları zaman zaman görmemezlikten gelir stratejik olarak bu yoğunlaşmaya gidersek.
Verdiğiniz sözler koordinatör temsilci tarafından da sürecin önünü açacak hususlar olarak yorumlanmadı mı?
Koordinatör ülke temsilcisi
Belki daha az zaman içerisinde olabilir ama bizim Ankara’ya gitmemiz lazım. Dağa gitmemiz lazım. Oslo altıyı hazırlamamız lazım. Bunların hepsi ayrı birer iş ve aynı zamanda sizinde kendinizi hazırlayıp koordine edebilmeniz içinde gerekli olan zamandır. Güzel evet her iki tarafı da tebrik etmek istiyorum sürecin bu yönünde trafik ışıkları yeşile dönmüş gibi görünüyor ve her iki tarafında bu eylemsizlik sürecine devam edilmesi gerektiğini düşünmesi bizleri mutlu etti çünkü olumlu bir siyasi müzakere yapmak için bir alan bir zemin teşkil edecek.
Afet Güneş
Artık kendilerini Ankara’da görmek isteriz çünkü en azından mektubu getirecek.
Koordinatör ülke temsilcisi
Teşekkür ederim bizi mutlu ettiniz dağa da gitmemiz gerekecek teşekkürler.
hakan fidan senki bu devletin istihbarat başkanısın nasıl olurda bu katile sayın diye hitap edersin yazıklar olsun sana.seni o makama getirenede
asker
yazık çok yazık
yazıklar olsun sana hakan fidan isimli mit başkanı.sen devletin mit başkanısın nasıl olurda binlerce vatan evladının bebeklerin katiline sayın dersin yazıklar olsun sana.türklüğünde şüpheli senin.seni bu makama oturtanada yazıklar olsun
Cemal
PKK TERÖR ÖRGÜTÜNE KIYAKÇILIĞIN SONU, İŞTE BÖYLE AYAKÇILIKTIR:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak öyle bir ketenperenin içine düşürülmüşüz ki, on yıllarca kendi küresel dönüştürme projelerinde işlerine yarayacak şahısları tek tek belirlemiş, devlet kademelerinde kilit rol oynamasına müsade edecekleri hemen herkesi giydiği donun rengine kadar izlemiş, dinlemiş, soyuyla sopuyla aile boyu fişlemişler.
Projelerinde en ufak bir sapma olduğunda, bir yerde tökezlediğinde veya kullanılan zavallı zihniyetli şahısların miadı dolup ıskartaya çıkarılmasına karar verdiklerinin hemen hepsi, (koş vatandaş koş, sende kap bir ucundan misali..) Penthouse'daki o malûm iğrenç ciğerimsi manzaralar benzeri, meydanlarda hepsi o biçim fora.
Bunu PKK da anlamış ve dersini iyi çalışmış olacak ki, tehdit bağlamında en ufak bir sıkışması söz konusu olduğunda, kendisiyle müzakere edenlerin ipliğini pazara çıkarıyor. Önce kendi kısa vadeli politikalarına engel teşkil eden Mehmet Metiner'in kasedinin piyasaya sürümüyle işe başladılar, şimdi de kendilerine yan çizdiklerini düşündükleri Tayyip'in Çantacısı'nın PKK ile el ele gönül gönüle kaset hikayesini piyasaya arzı endam ettirdiler.
Ben en çok, Zübük'ün genel seçim öncesi miting meydanlarında "Kim İmralıyla bebek katiliyle görüştüğümüzü, pazarlık ettiğimizi söylüyorsa, iddia ediyorsa namerttir, alçaktır, namussuzdur, şerefesizdir, haysiyetsizdir, müfteridir, ... " adeta kudurmuş köpek gibi höykürüklerini ve kendi yandaşlarına bu iddiasını yuhalattığını hatırlıyorum. Eee piyasaya sürülen bu kaset işinden sonra ne olacak şimdi? Kim şerefsiz, kim alçak, kim müfteriymiş, çıksın bakalım ortaya da, boyunu posunu endamını şöyle bir görelim.
"Evlâd-ı ıyal var, yoksa!" ayaklarıyla merkez medya dahil, hemen hepsinde korku o kadar dağları o derece sarmış olmalı ki, ulusal medya ve internet siteleri dahil bu haber hemen hemen hiç birinde ağırlığı kadar yer almadı, alamadı. Kimi Sözcü gibi kıyısından köşesinden bunu birazcık haberleştirip, devlet terbiyesi ciddiyeti ayağına haberin üzerini resmen örttüler. Her nedense iktidarın başının aleyhinde haberler ortaya döküldüğünde devlet terbiyesi devlet ciddiyeti akla geliyor. Ama iş Türk Ordusu'na, vatansever komutanlarına vurmak söz konusu olduğunda ise, devletin resmi yayın organı TRT'si dahil, hemen hepsi o biçim sövgü hakaret sırasına giriyor.
Şunu da açıkça görüyoruz ki, buna benzer üniter yapıdaki Türk devletine ihanet belgelerinin ortaya çıkması durumunda, gereğinin yapılabilmesi için, öncelikle mangal gibi yüreğe sahip savcı ve hakimlerin ortaya çıkması lazım. Ama bu mümkün olmuyor. Çünkü işin yargı kısmını da, 12 Eylül 2010 Anayasa Referandum Süreci'nden sonra, AYM, HSYK, Yargıtay ve Danışay'ın yapısıyla oynayarak bitirdiler.
Ben bu konuyla çok ilintili olduğunu düşündüğüm için, bugünlerde merkez medyaya düşen enteresan bir röportaja değinmek istiyorum: 09 Martçıları ABD'ye ispiyonlayan ve strateji bildiğini iddia edip medya önüne çıkmaya bayılan bir zatın iddiasına göre:
01 - : PKK’yı vatanını çok sevenler (Askerler, MHP’liler..) bu kadar büyük hale getirmişler. (Oysa açılımın başladığı günlerde bu zatın böyle bir iddiası yoktu. Tam tersine Irak taki ayrılıkçı karakterin Türkiye içinde söz konusu olmadığını, Türk Devletinin kendi kürdünü kürt olarak tanımladığı zaman bu işin hallolacağını iddia ediyordu. Sonuç ne oldu?)
02 - : ABD Kandil’i niçin destekledi? sorusuna bu stratejistin (!!!) verdiği cevap gerçekten çok ilginç: "Dediğim gibi amaçları Türkiye'yi bölmek değildi, sadece “Kürtlere Kürt deyin, o bölgedeki Kürtlerle iyi ilişkiler kurun ve sizin genişlemenizin bir alanı olsun orası” dediler. (Acaba sonuçta onlar mı bize giriyor, yoksa biz mi onlara?)
03 - : Yani Türkiye, 1 Mart tezkeresinde yapamadığını şimdi mi yapacak, hem de Amerika’yla birlikte? El cevap: "Evet. Ama Amerika’yla birlikte değil! Amerika, Kuzey Irak’tan çekildikten sonra oradaki Kürtleri himaye etmek gerekecek. Çünkü Araplar Kürtlere karşı son derece tepkili. Diyorlar ki, “Biz Irak için 1 milyon insanımızı feda ederken onlar refah içinde yaşadı, hiç eziyet çekmedi.” (İşin doğrusu şu: Süleymaniye'de Türk askeri'nin başına çuval geçirme hadisesi dahil pek çok konuda düşmanla işbirliği yaptılar. Ellerine kan bulaştı.) Onun için Amerika çekilir çekilmez Araplar muhtemelen Kürtlere saldırılacaklardır, ama bizim oradaki varlığımız Kürtlere teminat olacaktır.... O zaman PKK’nın da umudu Türkiye mi olacak? Pek tabii... (PKK korunacaksa, o zaman şehitlerimizin naaşları üzerine edilen intikam yeminleri ne olacak? Herhalde hepsinin üzerine bir bardak soğuk su içilecek. Ne kadar acı. )
(Şimdi ben bu iddianın neresinden tutacağımı inan olsun bilmiyorum. Kendi devletine ihanet eden, düşmanla işbirliği yapıp, eline o topraklarda yaşayan arapların kanı bulaşan bir yapı o coğrafyada milyonlarca canın ölümüne sebebiyet verdiği için, Arapların ezeli düşmanlığını kazandı. ABD o coğrafyadan çekildiğinde, pek tabii olarak bunun hesabı er yada geç mutlaka sorulacaktır. Ayrıca 2003-2011 arası aynı Kuzey Irak yapısı Türkiye'ye de çok çektirdi. Güneydoğu ve Türkiyenin pek çok bölgesinde ayrılıkçılar kan döktüler. Kahpe tuzaklarla bir sürü şehit verdik, vermeye de devam etmekteyiz. Kuzey Irak'a ABD ve bunlar yüzünden karşı bir operasyon da yapamadık. Operasyon yapamadığımız için, terör yapan PKK'lıların Türkiye'ye iadesi söz konusu olduğunda "bir kürt kedisi bile veremeyiz" sözleri arşivlerde duruyor. Şimdi biz bütün bunları yiyip yutacağız, onları himayemize alacağız. Besleyip büyüteceğiz. Birken bin olacaklar. Hepsi bizlerin aymazlığı sayesinde birleşip bütünleşecek. Peki ya sonra?...Türkiye' bunları zaman içinde iyice palazlandırıp, büsbütün başına belâ edecek. Enayiliğinize doymayın.)
04 - : "Türkiye bu iktidarla birlikte dine sırtını dönmekten kurtuldu." (İşte bizim stratejistin bu tezine gerçekten bayıldım! Acaba bu ülke hangi dine sırtını dönmüş, gerçekten çok merak ediyorum. Sırtı dönülmek istenen gerçek din mi, yoksa İslam dünyasını küreselci rüzgarlara uyumlu hale getirmeye çalışan, sonuçta hiç bir şeyi sorgulama yeteneği kalmayan, özgürlük ve "emperyalist düşmana karşı cihad farzdır" ruhu kalmamış, "dostlar alışverişte görsün" babında, bu coğrafyada mayın eşeği olarak kullanılması istenen, tek dünya özlemcilerinin arzuladığı yeni bir din olgusu olmasın sakın?)
05 - : "CHP de tasfiye edildi": Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığına gelişini nasıl yorumluyorsunuz? "Kılıçdaroğlu CHP’nin tasfiyesini amaçlıyor. CHP’deki değişimi de bir tasfiye hareketi olarak gördüm. Çünkü CHP Türkiye’deki resmi ideolojinin simgesidir. Resmi ideoloji ortadan kalkacaksa CHP’de de değişim olması gerekir. Şu anda resmi ideoloji çok zayıfladı, üstelik içinde de bir şey kalmadı. Yani artık eskisi gibi ulus devlet, Türklük, lâiklik, Atatürkçülük kalmadı. Hepsi Tasfiye edildi.
06 - : "CHP operasyonu da ABD’nin işi mi?" "Bu büyük güçlerin operasyonu... Benim istediğim Türkiye’yi Türklerin yönetmesi. Ama izin vermiyorlar. (Buna benzer tezi yıllar önce, Mehmet Ali Birand'da "Türkiye Türkiye'den yönetilemeyecek, yönetimi Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülke" demişti. Söz konusu Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türkün Ordusu ve biz Türkler söz konusu olduğunda değişik görüşlere sahip bütün hainlerin fikirleri ne kadar da benzeşiyor, öyle değil mi?)
07 - : Diyoruz ki, “Doğu Akdeniz’de gemilerimiz gezecek. İsrail’e karşı...” Bu nasıl olacak? " Evet. Ben de diyorum ki, ya o gemiler Suriye’ye karşı olursa!... Olabilir mi? Suriye’de savaş çıkacak galiba. İran gemileri Doğu Akdeniz’e geliyor. Doğu Akdeniz dediğimiz zaman en büyük kıyı Suriye’dedir. O bölgeyi de biz kontrol edeceğiz. Zaten Suriye’ye yakında müdahale etmemiz de söz konusu..."
08 - : Yani Osmanlı döneminde olduğu gibi mi olacak? " Osmanlı demeyelim... Şimdi Arap ülkeleri zaten kendileri, “NATO buraya girmesin” dediler. Burada Esad’ı biz tasfiye edeceğiz, güya demokrasiye aykırı bir diktatörü tasfiye edeceğiz! Ama hayır öyle değil, aslında biz orada Şii egemenliğini kırıyoruz."
09 - : Yani Sünni Müslümanları iktidara mı getireceğiz? "Evet. Sünni Müslümanları biz iktidara getireceğiz ve İran’la ilişkilerini ortadan kaldıracağız... Bu küresel model, Erdoğan geldiği zaman kurulmadı. Daha evvelden kurulmuştu. 13 Ocak 1991 tarihinde bir beyanatım var Nokta Dergisi’nde. (Mülakat Tarihine dikkat: Soğuk savaşın bitiminin hemen ertesi gündeme konulan yeni küresel projeyi dile getiriyor.) Oradan bir pasaj okuyayım size; “Önümüzdeki günlerde Türkiye bölgesel güç olacaktır. Bu amaca askeri güçle değil, ekonomik ve siyasi gücüyle ulaşacaktır. Amerika ve Rusya da bu oluşumu destekleyecektir” demişim.
Önemli gördüğüm kısımlarını aldığım Röportaj buraya kadar.... Şimdi ben bu röportajın neresinden tutacağım, inanın bilmiyorum. Sırasıyla,
01 - : Adı Türkiye Cumhuriyeti olarak anılan bir devlet üzerinde biz Türkler söz sahibi olmayacaksak, kimler olacak? Bu devletin sahibi bizler değilmiyiz? Ulus devlet, Türk, Türklük, Lâiklik, Atatürkçülük tasfiye edildiği iddia edildiğine göre bunun yerini hangi argümanları, bize nasıl yedirerek kim dolduracak?
02 - : Atatürk Cumhuriyeti'nden, Ulus Devletden, bağımsızlıktan yana olan Türk Ordusu'ndaki hakim anlayış Ergenekon Balyoz vb. operasyonlarıyla tasfiye olduktan sonra yerine ne ikâme edilecek? Black Water, XE benzeri kurulacak özel askeri birlikler kimlerin emri altına girecek, nerelerde, hangi coğrafyada mayın eşeği olarak kullanılacak? Türk Ordusunun tasfiye edilmesiyle Ordusuz Devletin ardından devletsiz millete, ardından milletin tasfiyesiyle milletsiz toplumdan cemaat yapılanmasına evrilmeye çalışılan bu küresel oluşum kime yarayacak? Tabi ki sonuçta tek dünya özlemcilerine.
03 - : Bu işlerin başlangıç noktası sayılan bugünlerde bile kendi menfaatleri söz konusu olduğunda, birbirinin kafasını gözünü yarmaktan hiç çekinmeyen çeşitli cemaat yapılanmaları bana aynen "Necip Fazıl'ın Gençliğe hitabesi'nde Osmanlı Devleti'ni tanımlarken "Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet... İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal-hayvandan aşağı' dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret."
diye bazı tasvirlerde bulunur. Şimdi insaf sahibi olan herkese soruyorum: Necip Fazıl bugünlerde olanları, fikri emeğinin çok geçtiği, mayasını görüşleriyle inşa ettiği bu iktidar yapılanmasının içinde yer alanların yaptıkları ihanetleri, Türk Devletini çökertmek için kimlerle nasıl iş tuttuğunu görseydi, acaba neler düşünürdü? ve bunu mısralarına nasıl yansıtırdı?, gerçekten çok merak ediyorum.
Yine bu Milli Görüş çizgisinde yürüyenlerin bir zamanlar çok önem verdiği şairlerden olan İsmet Özel'in geçenlerde bir röportajını okudum: Sayın Özel, bu röportajında
01 - : Türk Ordusu'ndaki değişimi AKP'nin yapmadığını, Pentagon'un yaptığını" iddia etti.
02 - : Türkiye’de müesses nizamı koruyan yapı neydi sizce? Ordu mu? "Ordu meselesi bir bilmecedir. Çünkü Türkiye’de gerçekten bir ordu var mı yok mu diye tartışmak lazım."
03 - : Komuta Kademesinin topluca istifası, YAŞ’ı artık Başbakan’ın yönettiğine dair medyaya verilen fotoğrafla yeni bir ordunun (Nizam-ı Cedit) arefesinde olduğumuz tezine ne diyorsunuz? " Bunlara sadece tebessümle karşılık verebilirim. Bence Türkiye’nin ülke ve millet olarak devam edip etmemesi meseleyken, ülkenin ortadan kalkması için yapılan hazırlıkları örtmek üzere, bizim kafamızı hiçbir zaman aslına varamayacağımız şeylerle meşgul ediyorlar. Medya da dahil, dünyada gelecekte Türkiye’nin ne olacağına dair planlar yapanlar bizi fantastik konuları düşünmeye sevk ediyorlar."
04 - : Yani son YAŞ toplantısındaki o sembolik fotoğraf (Zübük'ün tek başına otururken verdiği fotoğraf) ve Komuta kademesinin topluca istifaları fantastik mi? "Bakın, 1826 yılında yeniçerilik kaldırılıyor. 1830’da ise Yunanistan bağımsızlığını ilân ediyor. Eğer yeniçerilik kaldırılmasaydı Yunanistan’ın bağımsız olması hayalden de öte bir şeydi. Ama asıl devlet gücü olan asker yok oluyor ve devletin önemli bir toprak parçası kopuyor. Bunu yeniçerilik matah bir şeydi diye değil, bizim bir şeylerin neden olduğunu o işler olduktan sonra anladığımızı anlatmak için söylüyorum. O nedenle şimdi olanlara bakacağız, sonra göreceğiz, en sonra da güle güle öleceğiz."
05 - : "Türkiye’nin devamı, birinin derdi olması lazım, bu kimin derdi? AKP iktidara gelinceye kadar, Türkiye Cumhuriyeti; Genelkurmay, Dışişleri ve MİT’in paslaşmalarıyla bu devam etti. Şimdi bunun imkânsızlığına dair senaryolar üretiliyor. Bir boşluk ortamındayız, kaos bile değil bu... İşte o günden beri uzatmaları oynuyoruz."
06 - : Niye öyle olsun? " Türkiye’nin haritada olmasını izah eden her şey birer birer yok ediliyor. Türkiye diye bir devlet var, çünkü büyük Ermenistan, büyük Kürdistan, büyük Yunanistan ve Pontus yok. Bunlar olmadığı için Türkiye var. Şimdi bak, artık hepsi olmaya başladı, Pontus bile. Hrant Dink kim tarafından öldürüldü? Pontusçular. Çünkü onlar Trabzon’u Ermenilere vermek istemiyorlar.
07 - : Müesses nizam el değiştirdi mi? " Müesses nizam dünyanın her yerinde sermaye hâkimiyetine verilen addır. Sermaye hâkimiyeti değişmiyor, güçleniyor. Türkiye sermayeyi elinde bulunduranların elinde bulunan bir ülkedir. Yani milli burjuvazisi yoktur. Milli burjuvazi olmadığı gibi İslami burjuvaziden de söz edilemez. Burjuva oldukları sürece onlar, İslâm’dan ayrılmışlardır."
08 - : El değiştirdi mi derken, sırtını orduya dayamış, kendilerini bu ülkenin sahibi gören, yüzü Batı’ya dönük kesime “Hayır artık biz varız” diyen bir Anadolu sermayesi yok mu? "Söyledikleriniz ninni gibi. ‘Bir güçlü ordu ve onun karşısına çıkan taşra burjuvazisi’ ancak masal başlığı olabilir. Komik. 1949’dan 90’lara kadar hepimiz dünyada bir soğuk savaş olduğuna inandık. Yoktu halbuki. Çünkü ABD ve Rusya’nın çıkarları hiçbir zaman zıtlaşmadı. Şu anda AKP’nin orduyla mücadele ediyormuş gibi görünmesini de buna benzetiyorum. Yok öyle bir şey. Bu ülkenin müesses nizamı ordu tarafından değil, Türkiye dışından korunan bir şey."
09 - : Yani? " Orduda değişim gibi görünen hiçbir şeyi AKP yapmıyor, Pentagon yapıyor."
10 - : Bu ülkeyle ilgili ümidiniz nedir? " Onlar kendilerini seçerler. Türkiye mağlubiyetler tatmaya başladığından beri bu insanlar sayesinde varlığını devam ettirebildi. İhtiyaç olduğunda bu insanlar yine ortaya çıkacaktır."
11 - : Kim yapacak atılımı? " Bu ülkenin mevcudiyetinin ne anlama geldiğini anladığımız vakit, burası en yaşanılır ülke olur. Fakat bunun için Türkiye’nin bir atılım yapması gerekir. Bu atılımı yapacak güce ulaşmış kişiler arasında şimdiki Başbakan ve AKP kadrosu listenin en sonunda gelir. Hatta listede yer alırsa sürpriz olur." (Duy bunları ey Zübük, duy. Duy da birazcık olsun düşün ve üzül. Seni, bırak adamdan saymayı, nokta veya virgül yerine bile koymuyor bu proje sahipleri. Acaba senin ve sana inanan goygoycu takımın bundan haberi var mı?)
12 - : Gizli bir örgütten bahsediyor gibisiniz... "Gizli değil fakat saklı. Türkiye’de insanlar dezenformasyona uğradıkları için kendi niyetleriyle ilgili bile karmaşık bir ruh durumu yaşıyorlar. Birtakım musibetlerin çarpması halinde bu bulanıklığın, kendi niyetlerini bile tanımama sarsıntısının aşılacağını düşünüyorum.
...İsmet Özel ropörtajından alıntı buraya kadar....Son bir haftada faş olan bütün bu konuşmalara baktığımda "Türk Devletine ihanetin ne boyuta evrildiğininin resimlerinden bir kaç kare daha ortaya çıktı" diye algılıyorum. Zübükgiller familyasının cümbür cemaat halinde, bizlere anlattığı "büyüyoruz" masallarının neden bugünlerde daha sıkça dile getirilmesinin nedeni şimdi anlaşılıyor.
Bütün bu söylenenlerin yanında, bugünlerde bir de, Zübük'ün akıl hocalarından olan Mehmet Metiner'in son günlerde piyasaya düşen ses kaydından bahsetmeden geçemeyeceğim. Ne diyordu deşifre olan o konuşmasında Mehmet Metiner?
01 - : Erdoğan'ı beyninin kıvrımlarında neler dolaştığını bilecek kadar iyi tanıyorum: “Tayyib bey benim eski dostum, yani onu herkesten çok ve herkesten daha çok yakından tanıyorum. Yani onun beyin kıvrımlarında nelerin dolaştığını bilebilecek kadar kendisine yakın olan bir insanım. Şimdi isterseniz bunu hemen çok önemsediğim için değineceğim. politikacıların paranoyaları olur, kendilerini yaşatmak için paranoyaları olur ama bütün politikalarını paranoyalar üzerine bina etmemelidirler.
02 - : Tayyip bey siyasi bir boşluktan yararlanmaya çalıştığı besbelli. Siyasal bir boşluk var. Bu boşluğu doldurabilecek etkili isimlerden biri olarak gözüküyor. İki; bir yerlerden icazet almaya çalıştı. Bugünlerde yeni bir siyaset teorisi ortaya çıkıyor. Yeni bir ekonomik politika, yeni bir sosyal, kültürel, siyasal proje olarak ortaya çıkıyor veyahut dış dinamiklerin istediği değişim işte bu.
03 - : Ben Tayyip Erdoğan’la demokratik bir Türkiye inşa edilebileceği kanaatinde değilim. Çünkü icazet aldığı içerideki çevreler statükonun sahici sahipleri.
Zübük'ün beyninin en ince kıvrımlarına kadar iyi tanıdığı, kapasitesinin bu dönüştürme işine müsait olmadığı ve küresel bir güç ile iş tuttuğunu açık açık ilan ediyordu Mehmet Metiner? Peki kim bu işinden peşinden gitti ve bu soruları sorma cesareti gösterdi? El cevap: Hiç kimse.
Sadece Metiner'in özür için kıvrım kıvrım her yerde dolandığı, medyada yazıldı çizildi, o kadar. Yahu Hoca Nasrettin'in uykuda iken evinin soyulup soğana çevilmesi sonucu, kendisini insafsızca eleştiren komşularına karşı söylediği gibi: "Hırsızın hiç mi kabahati yok? " Esas sorgulanacak olan bu iddiaların gerçekliğini araştırmak yerine, vur abalıya misali, yüklen Ergenekona, yüklen Balyoza, olsun bitsin. Bu ne kadar acınası bir durum yahu?
Yine aynı şekilde CIA ve MOSSAD'ın kucağındaki o malum cemaatin iş tuttuğu kişilere baktığımızda, yine aynı odakların söz konusu olduğunu görüyoruz. Adamlar içimizdeki ayak takımı ve ezik kitle edebiyatına inanan kitleleri " burnu büyüklerin burnunu bir bir kırıyoruz, devletin gerçek sahibi olarak sizleri onların yerlerine oturtuyoruz söylemleriyle kandırarak Türkün devletini, koruyucu tüm unsurlarını ellerini sıcak sudan soğuk suya bile sokma gereği dumadan, çok güzel bir operasyonla ve sıfır maliyetle, adeta tereyağından kıl çeker gibi resmen buharlaştırıyorlar.
Sonuç olarak ABD başkanı Obama'nın geçenlerde itiraf ettiği gibi kendi yarattıkları canavarı bahane ederek Arap ülkelerini tek istikrarsızlaştırdılar. Sonra da El Kaideyi Arapların yardımı ile yok ettiklerini ilan ettiler. Ardından Irak'ı, Afganistan'ı, Libya'yı bahane ederek işlerini bitirdiler, katma değer vergisi olarak da o ülkelerin tüm kaynaklarına el koydular.
Şimdi model ülke ilân ettikleri Türkiye'deki yeni ABD İslamı yapılanmasını bütün arap ülkelerinin rol model olarak benimsemelerini istiyorlar. 2003'de demokrasi getireceğiz vaadiyle girdikleri Irak ve Afganistan modellemeleri pek tutmadı anlaşılan ki, tutsak edilip görevlendirilen kekliğin güzel güzel ötüp hemcinslerini de yanına çekip avcılara bir bir yakalatması misali, mayın eşeği olarak kullanılma görevi artık yeni Türkiyenin yeni iktidarının. Hayırlı uğurlu ossun!!! Kısaca, Necip Fazıl'ın deyişiyle ayran budalası cümbür cemaatçilerin eliyle "Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Allahın, Kur'ân'ında 'belhûm adâl (hayvandan aşağı) dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret" sözlerinin muhtevası bugünlerde ayrı bir anlam kazanıyor. Ne diyelim? Kime niyet, kime kısmet. Hayırlı ossun aldığınız yeni rütbeniz Zübükgiller familyası ve bunların yolundan giden, akletme yeteneğini tümüyle yitirmiş zavallı simonlaşmış goygoycu sürüsü. Allah hepinizi bildiği gibi yapsın İnşallah.
Saygılarımla...
emekli
birdaha dönme
hani bunlarla görüşen şerefsizdi,şimdi ne diyeceksiniz?arınç,çelik gene bunu haklı göstermek için büyük bir pişkinlikle çaba harcayıp erdoğanı savunmaya devam edeceksiniz.nasıl olsa türkiyenin ali menfaatları için yurt dışında türkiyede herşey tıkırında gidiyor ülkeye dönmesin oradaki sorunları çözsün,ülke bölünüyor umurunuzdamı?bu ülkenin savunmasına ömrünü vermiş askerler birbir içeri atılıyor, siz gündem değiştirmek için nelerle uğraşıyorsunuz,bu ülke bu sorunlarıda aşar sizide aşar ama hasar büyük olur.sehven iktidarsınız böyle giderse arkanıza bakmadan sorunlarıyla uğraştığınız ülkeler size kucak açar oraya yerleşirsiniz.
Süleyman Şekerci
Yazıklar olsun
Biz bu şehitleri neden verdik?Neden gencecik yaşlarında katledildiler?Bu hainler gidipde katil başına sayın desinler kanka olsunlar diyemi?Allah belanızı versin,mübarek şehitlerimizin kanlarında boğulun.Aziz ruhları hergün rüyalarınıza girsin uyku ,rahat yüzü görmeyin..Devlet ne hale gelmiş???
ÖzTÜRK
% 50
Vergitsin mantığı ve yöntemi işi buraya getirmiş, demek ki bu vatan için şehit olan binlerce askerimiz, polisimiz, vatandaşımız boşuna şehit olmuş, bu çapulcular burada bunu demeye getiriyor. pazarlık yapılıyor. T.C. çok büyük devlettir ancak çok küçük kişiler tarafından yönetiliyor. o toplantıyı basıp hepsi için gereği yapılsaydı bu gün bunları konuşuyor olmazdık. göz boyama, kaş boyama ile bunlara oy veren zavallı saf vatandaşlarımız şimdi bunları böyle bilse ne yaparlardı acaba, tabiki "vatanı satacaz, vatanı bölecez" diye oy istemediler, makarnaya, bulgura satılan memleket bakalım hangi bedellere geri kazanılacak.
S.A
ironik bir hal
Yüreğimize sular serpen bir açıklama geldi,ferah ferah bir üşümeye bile maruz kaldık.Ne demiş görünürde tekil düşünce sahibi bir vekil :"Sızdırma hükümete karşı bir komplodur,İsrail'in işidir,başbakanın gezisine denk düşürülmüştür." Toplum mühendisliğinde gelinen son noktayı takdir etmemek olmaz.Neler öğrendik:Başkaları için demokrasiye varışta son dönemeçler adı altında yapılan gözden düşürme eylemleri sizin başınıza çıkıştan önceki son dönemeçte gelebilir.Yahu biz hiç hesap etmemiştik derseniz o zaman devlet adamlığının gereği olan öngörü ve önlem alma yeteneğinin sizde olmadığı.
EFENDY
akpkk devleti
BU ÇAKALLARA DUR DEMENİN ZAMANI GELDİ ARTIK...
bir ölür bin diriliriz vatan sagolsun
lütfen birileri bu video ile ilgilensin mitmi artık neyse bulsunlar su hayinleri
Nethaber adlı sitede Çukurca'da pkknın askerimizi şehit ettiği saldırının görüntüleri hala yayınlanıyor. Kime isyan isyan edelim biz artık
kamil inan
hayal kirikligi
okuyunca buyuk bir hayal kirikligi yasadim,nasil bir ulkede yasiyoruzki benim vergilerimle maas alan devletin yetkilileri teror elemanlariyla boyle hayasizca gorusebiliyor,wiki gizli belgelerinde ne diyor biliyormusunuz;barzani ozel araclarini pkk ya tahsis etti,o barzaniye saddam donemi TC pasaportu verilmis-Tek kelimeyle Dunya ya rezil olduk,MiT'e git onlarla gorus emrini kim verdi?kim yapti bu rezilligi-birgun akp iktidardan dustugunde bunlarida kesin ogrenecegiz,
kılçbey
yeni bir açılım daha:vatanı bölelim
yazık yine bi şehidimiz var k.maraşda.neden bunlar içinmi.o kadar insanımız boşunamı şehit oldu.bir gün gelecek hesabını vereceksiniz inşallah.demokrasi ve açılım martavallarıyla vatanı bölecekler.
mustafa TURKOGLU TURK
YEMIN EDERIM HESABINI TURK MILLETI BIRGUN SORACAK
ZAMAN KUVAYI MILLIYE ZAMANIDIR. BU AKP YÖNETIMI VATANIMIZI TEROR VE BATIYA PEŞKEŞ ÇEKIYOR. BIZEDE MUSTAFA KEMALIN ASKERLERI OLARAK ÖRGÜTLENMEK VE VATANI KORUMAK MECLISIMIZ ELE GEÇIRILMIŞ OLSA BILE KURTARMAK DUSUYOR. NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE
Karaoğlan
Şehitlerin kanında boğulun..!!!
HERGÜN ŞEHİTLER VERİYORUZ,HER GÜN OCAKLAR SÖNÜYOR..BENİMDE CANIM FEDA CANIM ÜLKEME.YAŞANAN ŞU OLAYLARA BAKTIKÇA ,BİZ ECDADINI BİLEN VE ONLARIN BAŞLATTIĞI KURTULUŞ MÜCADELESİNİ SONUNA KADAR DEVAM ETTİRMEYE YEMİN EDENLER,ŞİMDİ HAYKIRIYORUZ; ŞEHİTLERİMİZİN KANINDA BOĞULUN...!!!
osman yılmaz
gerçekmi
bu söylenenler gerçekse bu ülke için şehit olan insanlara birkere daha çok üzüldüm artık türk millet anlasın ya.
yaz okulu
bu millet zillet gorecek
hanigorusen serefsizdi.
ATATÜRK KIZI
Farkettiniz mi?.
Bunlar ne zaman yurtdışına çıktıysa ya topluca şehit verdik, ya memleketin içi karışır, ya büyük sorunlarla çalkalanır ya da bu gibi haberler düşer. Acilen, ani cevaplayacak kimse yoktur. Sorumlular sır olduğu günlerde olayalar patlak veriyor. Mesela Mavi Marmara olayı bile kendisi Arjantin'de iken olmuştu. Gelince büyük gösteri yapabilmesi için hemen hazırlıklar yapılmıştı.. Bu haber büyürse şayet, kendisi Arap gezisinden dönünceye kadar ortalık duralır az çok ve söylenecek kıvıracak kelime oyunu başlar.. Bu arada MİT'in gizlileri de uluortam düştüyse, öeöelekt kevgir olmuş haberleri yok. Var da yok haberleri.
ATATÜRK KIZI
Başlık bulamadım
Daha önce bunca olanlardan haberi olan ve olacaklardan az çok bizler kadar tahmini olan ( daha doğrusu tahminden öte, olacakları az çok bilmesi gereken ve önlem alması gereken ) Genelkurmay Başkanı sayın Özel ne diyordur asıl bunu merak etmekteyim.. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti'ni korumak vazifesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst makamı ne düşünüyor acaba?.
malik yavuz / emekli işçi
elbette...
elbette KIZACAĞIZ... helal olsun diyecek değiliz... SORMAK GÖREVİM: bir müstemlekede NE BEKLİYORSUNUZ? ===== bunlar kapı kapı BUGÜNLER karşılığına saltanatlarına iskemle dilendiklerinin DİYETİ ne olur? ===== yine de bir KARANLIK ampul VAR: o malum neşriyatcı diyor ki "bizim siteye giren oldu/ bizim yaptığımız bir iş... değil" ===== söylemiyor da ben söyleyeyim: izrael o site tüm giderlerini üstlendiğinden(teknoloji ve yayım olanak ve ortamı/PARA kazanıyordur ayrıca, para venmez yahudi...) ARA BİR yayın da yapıyor; BU TOPRAKLARDA her tür dinleme ve izleme yaptığı gibi... ===== doğrudan kendisi hiç değil "5 uydusu var ortadoğu üzerinde, ayrıca şu BİLİRSİNİz "echelon" büyük bir üssü de izrael topraklarında. ===== bana kalır ise, bursa sınhırları uiçindeki "echelon" üssü de izraelliler yönetiyor, bakmayın ingilizce konuştuklarına. ===== BUGÜNLÜK yeter!
malatyali
.
mit bitmis. akp iktidari son bulunca sifirdan yapilandirmak gerekecek.