ASKERHABER'DEN
(SÖZDE) Balyoz davasında Albay Sencer Başat bugün tahliye edildi.
Sanki aylardır tutuklu imiş gibi hava yaratılan Başat, 22 Eylül 2011, yani bir ay önce, "Hükümeti devirmeye teşebbüs", "Yeni delilerin ortaya çıkma ihtimali" ve "Delilleri yok etme" gibi bilindik bahanelerle tutuklanmıştı.
Aynı gün tutuklanan subaylar arasında Donanma Komutanlığı Kuzey Görev Grup Komutanı Tümamiral Fikret Güneş, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Sadi Ünsal, Albay Koray Eryaşa, Albay Sencer Başat ile Binbaşı Cem Çağlar da vardı.
O zaman büyük gürültülerle ve canlı yayınlarla tutuklanan Albay Sencer Başat birden bire tahliye edildi.
Mahkemenin, "Soruşturma dosyası içinde bulunan mevcut delil durumu" diyerek verdiği karara göre bir ay içerisinde ne oldu da, Albay Başat'a yönelik çok ciddi iddiala olan "Yeni delilerin ortaya çıkma ihtimali" ve "Delilleri yok etme" iddiaları düştü.
Eğer "Yeni delillerin ortaya çıkma ihtimali" veya "Delilleri yok etme" olasılığı ortadan kalktı ise, aynı gerekçe ile tutuklamalarının devamına karar verilen askerler niye hala içeride?
Dahası Başat ile aynı durumda olan, hatta söz konusu seminlerlere hiç katılmamış, o sırada İngiltere'de görevli veya Akdeniz'de tatbikatta bulunan onlarca asker bile neden hala tutuklu?
"Herkese eşit davranması" gereken adalet, tahliyeleri neye göre seçiyor?
Adil olmayana adalet denir mi veya "Bugün bana olan yarın sana olunca hangi yüzle adalet" diyeceksin veya "Bir pardon kaybedilen ülkeyi geri getirecek mi?"
NEDEN ERTELEME DEĞİL DE İPTAL?
Önce Harbiyelilerin katıldığı Atatürk koşusu iptal edildi şimdi de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları...
Cumhurbaşkanı'nın gazete kutlamalarına, Başbakan'ın Arabistan ziyaretine, 61 öğretmeni halen enkaz altına bulunan Milli Eğitim Bakanı'nın UNESCO toplantılarına katıldığında akla gelmeyen, "İptal" neden 29 Ekim'de düşünülüveriyor.
"Depremi bahane ederek 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını 'iptal' eden zihniyet niye 'iptal' yerine ertelemeyi" düşünmüyor?
Önümüz 10 Kasım. Bakalım Başbuğ Atatürk'ü Anma'yı da iptal edecekler mi?
*****
29 Ekim 1937...
Atatürk çok hasta...
Doktorlar, "Törenlere gitmeniz intihar" diyor ama o, "Hayır" diyor...
"Halkın morali bozulur, kutlamalar olacak ve ben gideceğim"
*****
Moralimiz asla bozulmayacak.
Bu ülke bizim ve öyle kalacak.
Sosyal ilan
|
| YORUM YAPIN SÖZ SİZDE! |
 |
|
|
MHP |
| |
AQP
|
Bu Nasil Bir Migde Bulandirici Zihniyet.
Bunlar Türklugu Unuturmak Istiyorlar.
Kizlarin Mini Etek Giyip Avrupalasmak Istiyorlar.
Askerimizi (SÖZDE) Darbe'den Iceri Aliyorlar, Askerimizi Dusurmek Moralini Bozmak Istiyorlar.
Basbakan Kendisi Bile NE MUTLU TURKUM DIYENE Diyemiyor Bundan Daha Ne Cikacak?
O Kirli Ellerini Askerimin Üzerinden Ceksin.
ALLAH TÜRK ASKERINI KORUSUN VE YUCELTSIN!
cCc |
 |
|
|
Selahattin Selim |
| |
Dahası Var
|
1939 Erzincan depremi de 1999 Gölcük depremi de kutlamaları iptal gerekçesi olmadı.17 Ağustos üzerinde 13 gün geçtiği halde bile ..Bunun farkına varan bir çok kişi,devletimizin gidişinin iyi olmadığı düşüncesinde.Artık milli bayramlar savsaklanıp,törenler iptal ediliyor.Nerede Cumhuriyet'in ve laikliğin koruyucusu olduğunu defalarca ilan edn silahlı kuvvetler.Başlarındaki kişi topuk selamı dışında hiç bir şey beceremeyen biri ve Gül-Erdoğan kafadarlarının kullandığı oyuncak olmaktan öte bir hali yok.Peki geri kalan sürü mü.Bunlar Atatürk'ün Gençliğe Hitabını,Bursa nutkunu,Afyon konuşmasını bilmezler mi?Yoksa halkın onları kurtarmasını bekleyecek hale mi düştüler.O zaman ne hakla o elbiseyi,rütbeleri taşımaya devam ediyorlar,maaş alıyorlar.Hala ne yüzle bizim güvenimizi istiyorlar.Yoksa ABD oyuncağı mı hepsi.Korkakların askerlik yapmaları hangi akla uyar.Daha ne kadar delil gerekiyor ki bu iktidarın kötü emeller taşıdığını göstersin.Dünyada ordusuna savaş açan,bilime düşman,öğretmene karşı ama din dersi verecek eleman ataması için,kendileri için saldırılarda bulunacak polis adlı güce katılması için namütenahi kadro yaratılması,sendikaların sesinin kesilmesi,hırsızlığı ve yolsuzluğu görenlerin sesinin kısılması,medyanın tamamen baskı altına alınması,bir çok insanın iftiralara,kopmlolara,sahte belgeler ve uydurma delillere dayanarak tutuklanması,sahtekarlıkları,yalancı şahitler,uydurma belge düzenlemelerini ortaya çıkaran savunmanın duymazdan gelinmesi,avukatların ve sanıkların savunma için konuşmalarını 15 dakika ile sınırlandırılması yani engizisyon uygulamaları yetmedi mi.Şerefini kaybeden hiç bir şeyi haketmez.Herkes bunu iyi bellemeli. |
|
|
|