Hatırlarsınız. Dün Hürriyet kaynaklı ve ASKERHABER'in de alıntıladığı BİR HABER yayınlandı.
Haber göre, (SÖZDE) Ümraniye tutuklusu Gazi Üsteğmen ve Avukat Serdar Öztürk, gerçeğe aykırı tutanak düzenledikleri iddiasıyla 2 polis hakkında İstanbul ve Ankara’da suç duyurusunda bulundu. Ankara’daki savcı 2 polisin İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nde çalıştığını tespit etti. İstanbul’daki savcı ise polisleri bulamadı. Ankara yetkisizlik kararıyla dosyayı İstanbul’a gönderdi. ‘Bulunamayan’ polislerden Y.E.’nin 2 Kasım’da soruşturma savcılığına “şüpheli” sıfatı ile dilekçe vererek dosyadan fotokopi çektirdiği belirlendi.
Haberin özeti bu.
Bugün ise, Sabah değil, Star değil, Bugün değil, Vakit değil ama Zaman gazetesi "karşı" BİR HABER yayınladı. Zaman'ın haberine göre ise Gazi Üsteğmen Öztürk "Kendisine yöneltilen suçlamaları karşı savunma yapması gerekir iken" savcılığı ve polisi suçlamayı adet haline getirmiş. Hatta öyle ki, son olarak suçladığı iki polisin bulunamamasının nedeni de "Kendisiymiş" Çünkü sicil numaralarını savcılığa yanlış vermiş!
Öztürk, polislerin sicil numaralarını "T3411493" ve "T3457715" olarak bildirirken, aslında sicil numaraları sadece 6 rakamdan oluşurmuş.
Hadi diyelim ki, Öztürk kendisi hakkında tutulan onlarca tutanağın altında da yer alan numaraları "Yanlış" yazdı.
Hadi diyelim ki Savcılık ve Emniyet, "Böyle sicil numarası olmaz" diyerek yazıyı iade etmedi.
Peki, yanlış sicil numarası yazıldı ise, polislerden Y.E. nasıl oldu da kendisinden bahsedildiğini anlayarak soruşturma savcılığına “şüpheli” sıfatı ile dilekçe verdi ve dosyadan fotokopi çektirdi?
Zaman'ın haberini okuduğunuzda konuyu sadece sulandırdığını ve bu çok önemli ve esas can alıcı soruya cevap vermeyerek gözden kaçırdığını görüyoruz.
Her zaman ki gibi...