ASKERHABER ANALİZ
Savcılar, (SÖZDE) Askeri casusluk ve şantaj davasında ne iddia ediyordu?
Deniz Kuvvetleri'nin onlarca çalışanı askeri sırları Yunanistan ve başka ülkelere satıyor, bunun için önlerine engel olarak çıkan komutanlara ise bayan personel ve Deniz Harp Okulu'nun bayan öğrencileri aracılığı ile fuhuş şantajı yapıyorlardı.
Davanın daha başında, askeri sırları satmakla suçlanan subayların Milli Gemi (MİLGEM) Projesi'nde görev aldıkları tesadüfü ortaya çıkıyordu. Yani hem casusluk yapıp hem milli gemi üretiyorlardı. Hatta bu tesadüf öyleydi ki, tutuklanan TÜBİTAK mühendisi de MİLGEM ile kurum arasındaki bağlantıyı sağlayan isimdi.
Davayı düşüren, bu ve benzeri çarpıcı noktaları ASKERHABER'de okuyorsunuz.
*****
Bu dava kapsamında yandaş ve malum basının yayınlarında neler söylenmedi ki...
Bu kısmı açık açık yazacağız.
"Kul hakkı yememe" veya "gıybet etmeme" gibi İslam'ın ahlaki duruşunu simgelemesi gereken bu dindar (!) basın bütün Deniz Kuvvetleri'ni fuhuş yuvası, amiralleri ".ezevenk", bayan personeli ise ".rospu" ilan edivermişti.
Keser ve sapın dönmeye başlaması tahliyeleri de getirdi.
Şu an kocaman casusluk ve şantaj davasında 11 tutuklu kaldı ki onlar da en geç iki duruşma sonra serbest kalacaklar.
Durumun bu hale gelmesi, "Ekşi yediği için midesi ağrıyanları" derin bir telaşa düşürdü.
Bunların başını ise Fetullah'ın Zaman'ı çekiyor.
Gazete bugün yayınladığı bir haberde, durumu kurtarabilmek için hamle yapmış.
Herşeyden önce, savcının dünkü duruşmada 4 tahliye istediğini ve mahkemenin ise 2 ismi tahliye ettiğini yazmamış.
Bunun yerine, davanın SULANDIRILMAYA ÇALIŞILDIĞINI iddia etmiş.
Zaman'ın haberine göre ortada şantaj için yüzlerce görüntü, video, MSN konuşma kaydı varmış ama bu kayıtları henüz gören yok.
Bu arada şunu da hatırlatalım. Gerçekten birileri Deniz Kuvvetleri'ne ait belgeleri yarım yamalak toplamış, yetişemedikleri noktada sahte deliller uydurmuş, bazı komutan ve / veya ailelerine ait birkaç özel görüntüyü vs. toplayarak bir casusluk faaliyeti oluşturmaya çalışmış.
Gölcük'teki aramalarda bulunan belgeler de işte bunlar. Fakat savcının, "Aramaya yapacağım diye haber vererek 8 saat sonra gelmesine rağmen" bu belgelerin yok edilmemiş olması dikkat çekiyor. Çünkü odanın sahibinin bile bu belgelerden haberi yok. Gerçek bir casusluk faaliyeti olsa sanıyoruz bu belgeleri yok etmek için 8 saat yetecektir.
Bu arada, davaya adı karıştırılan bazı isimler haklı olarak, bu durumdan, "Şikayetçi" oluyorlar.
İşte Zaman'ın telaşı da tam bu noktada başlıyor.
Adı geçen isimlerin "Askerlerden şikayetçi olduğu" yalanını yayınlarına dayanak noktası yapan Zaman gazetesi, bu isimler şikayetlerinden vazgeçince tabiri caiz ise, "Dımdızlak" ortada kaldı ve tutunabilecek bir dal arıyor.
Bunun üzerine, son haberinde, yargılanan personelin muvazzaf olduğuna dikkat çekerek, "Baskı gördükleri" imasında bulunuyor.
Yani köşeye sıkışan kedinin tırmalamasına benzer bir tepki ile saçmalamaya başlıyor.
*****
Oysa olayın aslı şu.
Adı geçen müştekiler olayın gerçekte ne olduğunu anladıktan sonra, yani askerin böyle bir tertibin içinde olmadığından emin olduktan sonra şikayetlerini çektiler. Çünkü şikayetin devamı, Zaman vb. yayınların, "Askerler casusluk ve şantaj yaptı" iddiasına çürük de olsa dayanak oluşturacak ve malum kesimlerin tam da istediği kıvama gelecekti.
Hatırlayın, (SÖZDE) amirallere suikast davasında da aynısı olmuş, "Vurulacağı" söylenen komutanların bizzat yalanlaması ile dava vicdanlarda çökmüştü, şimdi uzatmaları oynanıyor.
BEKARET RAPORU SULANDIRIYORMUŞ
Bu arada, şikayetinden vazgeçen isimlerden birisi de Türkan Pala adlı bir bayandı. İddianamede, emekli Albay İbrahim Sezer'in fuhuşa ittiği isimlerden biri olarak geçen Pala'nın komutanın 10 yıllık arkadaşı olduğu belirleniyor, son olarak ise Pala mahkemeye, bu kısmı utanarak yazıyoruz, bakire olduğuna dair rapor sunuyordu. Yani pratikte fuhuşa sürüklenmesi iyice olanaksız hale geliyordu.
İşte bu son gelişmeler Zaman gazetesine göre tamamen olayın sulandırılması.
Zaman bu kısmı şöyle yazıyor: "Müştekilerden 52 yaşındaki Türkan Pala'nın ilk olarak soruşturmada fuhuş iddialarına adı karıştırıldığı için şikâyetçi olmuştu"
Ortaya yazılan bu cümle aslında edilgen bir fiil değil, bizzat savcının iddianamesinden alınmış ve Zaman bunu bilerek görmezden geliyor.
Zaman'a bundan sonraki tek tavsiyemiz ise, tutunacak tek dallarının, "Keserden sonra dönecek olan sap" kaldığıdır.
Gerçek, umduğumuzdan da hızlı ortaya çıkıyor.
Ve tabi sizin gerçek yüzünüz de...
Son bir ek: Malum davalarda kağıt veya dijital belgeleri "bulunması" için oralara bırakanların da hangi bedava dağıtılan günlük gazeteyi okudukları yakında ortaya çıkacak.