Bundan bir yıl önce Afganistan'da görev yaparken trafik kazası sonucu şehit düşen Kurmay Albay Faruk Sungur’u Kosovalılar unutamıyor. Kosovalı şairler Albay Sungur için ardarda şiirler yazıyorlar.
70
68
Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik ve Dostluk Gücü görevi öncesi Kosova’da KFOR barış gücündeki Türk Temsil Heyeti Başkanlığı görevinde bulunan Albay Sungur’u Kosovalılar çok sevmişti.
Bir yıl boyunca Kosovalı Türklerin çoğunlukta yaşadığı Prizren’de Türk Temsil Heyeti Başkanı olarak görev yapan Kurmay Albay Faruk Sungur, burada gerçekleştirdiği faaliyetlerle Kosova halkı tarafından çok seviliyordu. ‘Kosova Dostu’ olarak bilinen Sungur’un Afganistan’da şehit düşmesi ardından Kosova’da büyük hüzün yaşanmıştı. Kurmay Albay Faruk Sungur’un şehit haberi ardından Kosova’daki camilerde mevlitler okunmuş, anma törenleri düzenlenmişti.
Yarın ölümünün 1. yılında şehit Albay Sungur’un memleketi olan Erzincan’da bir tören düzenlenecek. Kosova’da gerçekleşecek etkinlikler öncesi şehit Albay Faruk Sungur’un kızı babasının Kosova’da anılmasıyla ilgili şu mesajı gönderdi.
“Kosovalı kardeşlerimize. Babamın bu kadar sevildiğini ve sizin gibi vefakar dostları tarafından hep hatırlandığını görmek acımızı biraz olsun dindiriyor, sağolun, var olun. İnanın siz onu ne kadar çok seviyorsanız o da, bizler de, Kosovalı kardeşlerimizi o kadar çok seviyoruz. Biliyoruz ki babamın orada yaptığı iyilik ve güzellikler hiç unutulmayacak ve vefakar Kosovalılar onu hep hatırlayacak.
Ankara'dan selam ve sevgilerimizle, Sungur ailesi adına Z. Tuba Sungur"
Diğer taraftan Kosova’nın ünlü yazarları şehit Albay Sungur’u anlatan şiirler kaleme aldılar. Şair Zayenl Beksaç şiirinde:
SEN GÖREVİNİ YAPTIN
- Şehit Kurmay Albay Faruk Sungur'a
Ben şahidim
Sen görevini yaptın
Diyor Ebubekir Sofuoğlu dost
Yemin billah biz de şahidiz Komutanım
Faruk Albayım şehidim
Bir başkaydın sen
Bakınca öyle özlemle
Gözlerinin derinliklerinde
Gözyaşı denizleri çağlardı sanki
Dertlenip içinde fırtınalar kopardı
Ağlatırdı seni
Bir Osmanlı mezartaşı Gora'da
Halk ne kadar da sıcak
Oturmuştu yüreğine gönlüne
Biz şahidiz
Sen bir başkaydın
Faruk Albayım
Şehidim
Hiç keyfim yok canım sıkkın
Diyor Ebubekir Sofuoğlu dost
Yemin billah biz de
Perişanız Komutanım
Dost gülüşün hiç gitmiyor gözlerimizden
Dertlerimiz dertlerin olmuştu
Biz kadar kahroluyor
Biz kadar yanıyordun
Sen bir başkaydın
Faruk Albayım
Şehidim
Şadırvan'da su içtik
Brod'ta şiir kesildik
Sinan Paşa Camii'nin orda
Demli çayı yudumladık
Kaldırımlar şahidimizdir
Sen bir başkaydın komutanım
Nutuk atmayı hiç sevmedin
Sağır sağır bakmadın
Ecdat toprağına
Okula gitsin diye çocuklar
Dağ köylerinde
Kardan kapalı yolları açtın
Gülüşün melhemdi
Yüzyıllık yalnızlığımıza
Biz şahidiz komutanım
Sen adam gibi görevini yaptın
Seni tanımak bir şerefti
Prizren, 16 Temmuz 2009
Dizelerine yer verirken bir diğer şair Agim Rıfat Yeşeren’de şu şiirler şehit Albay Sungur’u anlatıyor:
ASKER VE İNSAN
Askerin ve insanın buluştuğu yerdir Faruk Sungur
İlk defa değildir bu
Söz konusu soydan gelen bir ululuktur
Afganistan saygı duruşundadır
Türkmenistan yanında
Azerbaycan yanıbaşındadır
Kâbile sor sen
Ayyıldızlı Mehmetle Faruk Sungur
Gönüllerde taht kurmuştur
Hoşgörünün ve dayanışmanın bir araya geldiği asırlardır Faruk Sungur
Son defa değildir bu
Yol, Yörüklerin geçtiği
Kâşgarlı Mahmut yoludur
Şar Dağı kucağını açmış
Gora yüreğini
Kosova sofrasını kurmuştur
Sultan Murat Kışlasında Faruk Sungur
Yıldırım Bayezit’le çay içip güvercin uçurtmuştur
Dostluğun ve kardeşliğin elele verdiği memlekettir Faruk Sungur
Ve ne batıdır bu ne doğu
Cihan, Atatürk cihanı
Sulh Mustafa Kemal sulhudur
Lubinye bağrına basmış
Prizren dalgalanmış
Brod not düşürmüştür
Agim Rifat, Faruk Sungur’la bir masada oturmuştur
Yas otuz bes! Yolun yarisi eder.
Dante gibi ortasindayiz ömrün.
Delikanli çagimizdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yasina bakmadan gider.
Sakaklarima kar mi yagdi ne?
Benim mi Allahim bu çizgili yüz?
Ya gözler altindaki mor halkalar?
Neden böyle düsman görünüyorsunuz;
Yillar yili dost bildigim aynalar?
Zamanla nasil degisiyor insan!
Hangi resmime baksam ben degilim:
Nerde o günler, o sevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben degilim
Yalandir kaygisiz oldugum yalan.
Hayal meyal speylerden ilk askimiz;
Hatirasi bile yabanci gelir.
Hayata beraber basladigimiz
Dostlarla da yollar ayrildi bir bir;
Gittikçe artiyor yalnizligimiz
Gökyüzünün baska rengi de varmis!
Geç farketttim tasin sert oldugunu.
Su insani bogar, ates yakarmis!
Her dogan günün bir dert oldugunu,
Insan bu yasa gelince anlarmis.
Ayva sari nar kirmizii sonbahar!
Her yil biraz daha benimsedigim.
Ne dönüp duruyor havada kuslar?
Nerden çikti bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçinci bahçe gördüm taruma.
N'eylesin ölüm herkesin basinda.
Uyudun uyanamadin olacak
Kim bilir nerde, nasil, kaç yasinda?
Bir namazlik saltanatin olacak.
Taht misali o musalla tasinda.
Cahit Sitki Taranci