Kıbrıs'taki binlerce Türkü, Rumların soykırımından kurtaran Barış Harekatı'nın 36'ncı yılı kutlanıyor.
MİNİ SORU
İlk kez bir soruyu ise ASKERHABER ortaya atıyor.
Acaba o zaman, Türk Ordusu Maraş ile sınırlı kalmayıp Ada'nın tamamını ele geçirseydi şimdi pazarlık yapma şansımız daha güçlü olmaz mıydı?
Bu arada fotoğraftaki Kıbrıs'ı tek parça ve Türk gösteren harita Barış Harekatı sırasında yayınlanan ve içinde kahramanlık türküleri bulunan, "Kıbrıs Plağı"nın kapağından alınmıştır.
--------------------------
Genelkurmay Plan ve Harekat Dairesi'nde Kurmay Yüzbaşı rütbesinde iken Kıbrıs'a çıkarma kararını gemilere ileten telsiz iletisini gönderen Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Mehmetçiğin Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin en güçlü teminatı olmaya devam edeceğini yineledi.
(İLGİLİ GALERİ) MEHMETÇİK KIBRIS TÜRKÜ İLE BÖYLE BULUŞMUŞTU
Org. Başbuğ, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı gönderdi.
Başbuğ mesajında, 20 Temmuz Barış Harekatı sonrasında ulaşılan ve 36 yıldır devam eden huzur ve güven ortamında çözümü daha fazla arzulayan tarafın Kıbrıs Türk halkı olduğunu vurgulayarak, “Ancak Rum tarafı, Türk tarafının çözüm çabalarına geçmişte olduğu gibi bugün de olumlu bir karşılık vermemektedir” dedi.
Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, KKTC Anayasası ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve sorumlukları doğrultusunda Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, bugün ve gelecekteki en güçlü teminatı olmaya devam edeceğini de belirterek, “Bu tarihi vazifeyi en iyi şekilde yerine getirecek kararlılık, yetenek ve kudrette olduğumuzu vurgulamakta yarar görüyorum” dedi.
TC Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un, Cumhurbaşkanı Eroğlu’na gönderdiği mesaj şöyle:
“Kıbrıs Türk halkının hak etmediği baskılara, insanlık dışı saldırılara ve haksızlıklara son vermek maksadıyla 20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Barış Harekatı’nın 36’ncı yıldönümü nedeniyle icra edilecek törenlere davet etme nezaketinize teşekkür ederim.
Bu anlamlı günde, Kıbrıs Türk halkı ile birlikte olmak, onların coşkusunu ve heyecanını paylaşmak, şahsım ve eşim için bir gurur vesilesidir. Ancak önceden planlı faaliyetlerim nedeniyle aranızda bulunamayacağım. Şahsım ve TSK’ni bu törenlerde temsil etmek üzere Donanma Komutanı Oramiral E. Murat Bilgel sizlerle birlikte olacaktır.
Rumların adada hakimiyet kurmak amacıyla başlattığı ve fasılalarla sürdürdüğü Kıbrıs Türkü’nü yok etmeye yönelik planlı saldırıları 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile son bulmuştur. Barış Harekatı sonrasında ulaşılan ve 36 yıldır devam eden huzur ve güven ortamında çözümü daha fazla arzulayan taraf Kıbrıs Türk halkı olmuştur. Ancak, Rum tarafı, Türk tarafının çözüm çabalarına geçmişte olduğu gibi bugün de olumlu bir karşılık vermemektedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri, KKTC Anayasası ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve sorumlukları doğrultusunda Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, bugün ve gelecekteki en güçlü teminatı olmaya devam edecektir. Bu tarihi vazifeyi en iyi şekilde yerine getirecek kararlılık, yetenek ve kudrette olduğumuzu vurgulamakta yarar
Şahsım ve TSK adına, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 36’ncı yıldönümünü kutlar, şahsınıza ve Kıbrıslı soydaşlarımıza sağlık ve başarılar diler, Kıbrıs Türkü’nü canları ve kanları pahasına özgürlüğüne kavuşturan ve bugünlere gelmesine imkan sağlayan aziz şehitlerimizi saygıyla anar, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunarım.”
NE OLMUŞTU?
20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye, Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden Kıbrıs'a çıkarma yaptı.l
1571’de Osmanlı yönetimi Kıbrıs’ta yer aldı. Daha önce Ada’da Venedikliler egemendiler. Osmanlı yönetimi, Venedikliler’in elindeki mülkü Rum Ortodoks Kilisesi’ne aktardı. Kiliseye geniş yetkiler verdi. Böylece Rum Kilisesi’ne ve toplumuna güç geldi. Giderek bu güç Türkiye’den gelip yerleşen Türkler’e karşı kullanılacaktı.
1878’de Rusya karşısında zor durumda kalan Osmanlı, Kıbrıs’ın yönetimini geçici olarak İngiltere’ye verdi. Birinci Dünya Savaşı’nda da İngiltere, Kıbrıs’a el koydu. 1950’lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve uluslararası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum Ortak Devleti kuruldu. Fakat Rumlar böyle bir Ortak Devlet’e razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; anlaşmaları, uluslararası anlaşmaları çiğneyerek ve Anayasayı çiğneyerek ve soykırımla Türkler’e saldırılarda bulunarak, Rumlar, 1963 yılında Ortak Devlet’i yıktılar.
ZÜRİH ANLAŞMASI (11 ŞUBAT 1959)
Madde 3: Bu Antlaşma hükümlerinin herhangi birinin ihlali (çiğnenmesi) halinde Yunanistan, Türkiye ve İngiltere bu hükümlere saygıyı sağlamak için gerekli girişimlerin yapılması ve önlemlerin alınması maksadıyla aralarında danışmalarda bulunmayı üstlenirler. Üç garantör devletten biri, birlikte veya birbirlerine danışarak (işbirliği halinde) hareket etmek olanağı bulunmadığı taktirde, bu antlaşmanın oluşturduğu durumu (state of affairs) münhasıran yeniden oluşturmak gayesi ile hareket etmek hakkını korumaktadırlar.
Atina Yüksek Mahkemesi 21 Mart 1979 tarihinde aldığı kararla Türkiye'nin müdahalesinin, Garanti Anlaşması'nın IV. maddesine göre yasal olduğunu onaylamıştır. Avrupa Konseyi de 29 Temmuz 1974 tarihinde almış olduğu 873 sayılı karar ile Türk müdahalesinin yerinde olduğunu kabul etmiştir.
HAREKAT KODU: "AYŞE TATİLE ÇIKSIN"
5 Temmuz 1974'te Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanları I. Cenevre Konferansı çalışmalarına başladı. 30 Temmuz'da sona eren konferansta Türk tarafının istekleri doğrultusunda: 'Ada'da bir güvenlik bölgesinin kurulması, Rum ve Yunan işgalindeki Türk bölgelerin derhal boşaltılması, esir durumda olan asker ve sivillerin mübâdele edilmeleri veya serbest bırakılmaları, barışın sağlanması ile birlikte anayasaya uygun bir hükûmetin yeniden kurulmasının temini, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Kıbrıs Türk Toplumu ile Kıbrıs Rum Toplumu olmak üzere iki otonom idarenin mevcûdiyeti' kabul ve ilan edildi.
Başbakan Bülent Ecevit, adada gelişmelerin kötüye gitmesi sebebi ile diplomatik görüşmeler yapmak üzere Londra'ya gitti.
Günün erken saatlerinde, Türk Ordusunun Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kıbrıs'a havadan indirdirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı.Acil olarak toplanan TBMM, Hükümete genel savaş açma yetkisi verdi. 14 ilde sıkıyönetim ilan edildi.
Bu karar, İngiltere ve Yunanistan Büyükelçilerine bildirildiği gibi Ankara'da bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Sisco'ya da iletildi.Pakistan, Afganistan ve İran Türkiye'ye yardım sözü verdi.Libya Devlet Başkanı Kaddafi ihtiyaç duyulan tüm askerî mühimmatların kullanılabileceğini bildirdi.
Türk kuvvetleri 22 Temmuz'da Girne'yi ele geçirdi. Türk paraşütçüleri Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'nın Türk kesimine indi. Yunan birliklerinin Ada’da garantör olarak bulunan Türk birliğine saldırması ise, çarpışmaların Ada geneline yayılmasına neden oldu. 22 Temmuz akşamı Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin ateşkes kararını kabul etti. Türk müdâhalesi sonucu Yunanistan'daki cunta idaresi ve Kıbrıs Nikos Sampson Hükûmeti de yıkılmıştır.
II. BARIŞ HAREKATI (14 AĞUSTOS 1974)
Ancak 8 Ağustos'ta II. Cenevre Konferansı'nın yapılmakta olduğu zamanda Türklerin 'iyi niyet jesti' olarak Limasol ve Larnaka civarında bir miktar köyü boşaltmış olmalarına rağmen, Millî Muhâfız Alayı ve EOKA-B işgal ettikleri yerleri tahliye etmedikleri gibi ellerindeki esirleri de serbest bırakmamışlardır.
Türkiye, Rum-Yunan hükümetleriyle anlaşmanın mümkün olmadığı kararına vararak 14 Ağustos'ta başlayıp 16 Ağustos'ta sona eren üç günlük II. Barış Harekatını gerçekleştirdi. Apar topar ülkeye dönen Başbakan Bülent Ecevit, Milli Selamet Partisi kanadına ateşkesi kabul etmemeleri halinde hükümetin bozulacağını ifade etti. Bu ateşkes ile Erbakan'ın planı hayata geçmemiş oldu. Harekât neticesinde bir taraftan Magosa'ya diğer taraftan Lefke'ye varılarak Türk tarafının sınırları çizildi. İki harekatta toplam 498 Türk askeri, 70 Kıbrıslı Mücahit ve 270 Kıbrıs Türk’ü şehit oldu.
Birinci ve İkinci Kıbrıs Barış Harekatı sonunda tarafların kayıpları şöyleydi:
Türk Silahlı Kuvvetlerinden 415 Kara, 65 Deniz, 5 Hava, 13 Jandarma olmak üzere toplam: 498 şehit ve bin 200 yaralı.
70 Kıbrıslı Türk asker ve 270 Kıbrıslı Türk şehit Bin yaralı.
Yunanlılarda ise 4 bin ölü, 12 bin yaralı.
Savaşın dışında olmasına rağmen BM Barış Gücü askerleri de kayıp vermişti: 3 Avusturyalı asker ölmüş, 24 Avusturyalı, 17 Finlandiyalı, 4 İngiliz ve 3 Kanadalı asker de yaralanmıştı.